<?xml version="1.0" encoding="latin5"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Kalemler Ve Kiliclar   - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/</link>
		<description><![CDATA[Kalemler Ve Kiliclar   - http://www.kalemlervekiliclar.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 00:52:25 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Prof.Dr. YALÇIN KÜÇÜK'ten AHMET HAKAN'a AĞIR ELEŞTİRİ!]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12511</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 21:41:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator>MAO-TUN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12511</guid>
			<description><![CDATA[Bilindiği gibi PKK tarafından Aktütün karakoluna yapılan baskın tüm Türkiye&#8217;yi ağlattı.<br />
<br />
 Hava Kuvvetleri komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu bu sırada Belek&#8217;te golf oynadığı için yoğun bir biçimde eleştiri aldı.<br />
<br />
Kimi köşe yazarları, &#8216;paşa&#8217;yı hedef aldı ve sayfalarında bu olayı yazdı.<br />
<br />
 Hürriyet gazetesi yazarlarından Ahmet Hakan&#8217;da &#8216;Golf oynayan Paşa&#8217; başlıklı bir yazı kaleme almıştı.<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;">Prof. Dr. Yalçın Küçük Odatv.com mikrofonlarından Ahmet Hakan&#8217;a ağır eleştirilerde bulundu</span>.<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;">İşte Prof. Dr. Yalçın Küçük&#8217;ün açıklamaları:</span><br />
<br />
 &#8220;Bir defa çok açık olarak şunu söyleyeyim. Bu kampanyada, Hürriyet gazetesinin kampanyasında, Ertuğrul Özkök&#8217;ün kampanyasında, izin verirseniz bir parantez açayım; Ertuğrul Özkök&#8217;ü Anayasa Mahkemesinin, kapatma kararını, konuşma, görüşme günlerinden itibaren okumuyorum. Son derece tarafgirdi. Kapatmama kararı istiyorlardı Sedat&#8217;la beraber. Sedat Ergin&#8217;le. İkisine de söyleyeyim, iyi korunsunlar. İyi korunsunlar. Bunları söyleyeceğim. Ertuğrul Özkök &#8220;Yav yav&#8221; Diye başladı, &#8220;Biz AKP&#8217;yi destekliyoruz.&#8221; Dedi. Doğrudur, AKP&#8217;yi destekliyorlardı, ılımlı İslam devletini destekliyorlardı. Çok açık olarak da Tayyip Erdoğan&#8217;ı destekliyorlardı. <br />
<br />
 Şimdi Babaoğlu&#8217;yla ilgili olarak, Hava Kuvvetleri Komutanıyla ilgili olarak yapılan bu kampanya, her türlü samimiyetten uzaktır. Neden? Çünkü şunu gördüler; Hava Kuvvetleri Komutanı, Ergenekon dosyalarına karşı ilk defa &#8220;Nedir? Anlayamadık, bu nedir?&#8221; Diyen bir kimsedir. Bir, iki Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcılığı, Savcı Zekeriya Öz&#8217;ün elinden bileğini bükerek, bazı dosyaları almıştır. Doğru yapmıştır. Odatv&#8217;nin  arşivlerinde bunlar vardır. Gayet açıktır. O kadar gayri samimi ki siz değil misiniz, Bunlar değil mi, golf oynayan komutan isteyenler bunlar değil mi? Resepsiyonlardan çıkmayan komutanlar isteyenler onlar değil mi? Ne olmuş, tatilde golf oynuyormuş. Bu bahanedir, bu bahanedir. Bu Ergenekoncu Hürriyet gazetesinin, bahanesidir. Evvela Ergenekon&#8217;a karşı şüphe yönelten, Başsavcı Yargıç Albay Zeki Özok kanadıyla, askerlerle, subaylarla ilgili dosyaları alan, kimsedir. Her türlü samimiyetten uzaktır. Bu silahlı kuvvetlerin eleştirilmesi gerekmez mi? Ben bütün programlarımda, kurmay sınıfı, sınıfta kaldı diyordum. Kurmay sınıfı sınıfta kalmıştır. Bundan önceki, Genel Kurmay Başkanı zamanında, benzerleri olmadı mı? Nedir? İlk defa üslup sahibi bir komuta heyeti çıktı. Burada yanlış anlaşılmak istemem. Bu komuta heyeti şunu yapacak, bunu yapacak demiyorum ama üslup sahibi. Siyasi iktidarla sarmaş dolaş olmayan görevlerini bilen. Ne demek görevlerini bilen? Ben televizyon programlarımda, Yaşar Büyükanıt&#8217;a, daha önceki Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt&#8217;a tezkereyi yazılı olarak almanız lazım, usul budur, ordu bunu yapar dedim. Yaşar Büyükanıt, alsak da olur almasak da olur dedi. Bunlar öyle yapmıyorlar. Ordunun işleri ayrıdır, öbürleri ayrıdır. Biz bu orduda silahlı kuvvetlerde yüksek görevlerde bulunmuş, iki komutanı, bulundukları yerlerde ziyaret ederiz diyorlar. Bunun için bu bizim yasal, kanuni, terbiyemizin gerektirdiği bir hakkımızdır. Bir sadakat durumudur. Bunun için kimseden izin almıyorlar. Bunun için kimseden izin almıyorlar, Amerika&#8217;dan da izin almıyorlar, Tayyip Erdoğan&#8217;dan da izin almıyorlar. O Hürriyet gazetesinin, İmam hatip lisesinden mezun yazarının, adı Coşkun mu? O yazıları Ertuğrul Özkök mü yazıyor, başkası mı yazıyor? Onu bilmiyoruz. <br />
<br />
 <br />
<br />
Bize içeriden verilen haberlere göre çoğunu Ertuğrul Özkök yazıyor. Belki yazmasını öğrenmiştir. İmam hatip lisesinden geleceksin, Kanal 7&#8217;den geleceksin, Hava Kuvvetleri Komutanına üslup öğreteceksiniz. Bunlar bizi *** mı zannediyor? Her türlü samimiyetten uzak, tekrar ediyorum, parantez açıyorum, bu silahlı kuvvetlerin eleştiriden uzak olduğunu söylemiyorum ama bunların yaptığı samimiyetten uzaktır. Bunların yaptığı, üslup sahibi bir komuta heyetini, yıpratmaya yöneliktir. İlk defa Hilmi Paşa&#8217;dan, Yaşar Paşa&#8217;dan ayrı, doğru veya yanlış, hükümete &#8220;Bizim bu mücadeleyi yapmamız için, şu imkanlarımız olması lazım.&#8221; Diyen, bir komutanlık vardı. Bunlar doğru mu yanlış mı? Ben onları tartışmıyorum. Bunu yıpratmak istiyor. Ertuğrul Özkök&#8217;ün yaptığı budur. Bana biraz evvel, arkadaşlarım haber gönderdiler &#8220;Okudun mu? &#8216;Ergenekon belli oldu.&#8217; Bugünkü yazısını.&#8221; Hayır okumadım, ama manşetin üstüne koyduğu için, biliyorum. Dolayısıyla Hava Kuvveti Komutanı&#8217;na yöneltilen bu eleştirileri, samimiyetten uzak, haksız, orduyu ve Babaoğlu&#8217;nu yıpratmaya yönelik, hareketler olarak buluyorum. <br />
<br />
 <br />
<br />
Genel Kurmay Başkanlığı&#8217;nın açıklaması yeterlidir. Yeterlidir. Aktütün&#8217;de yapılacak işler için de, Hava Kuvvetleri Komutanının güzergahta olmasına gerek yoktur. Kimi aldatıyorsunuz? Üç tane helikopterin hareket etmesi için Türkiye&#8217;de hava kuvvetleri komutanından mı izin alınacak? İznine rast gelmiş, samimiyetten uzaktır. Laik Ergenekon dosyalarına, ne olduğunu anlamadık diyerek şüphe ifade eden bir komutanlığı, imam hatip lisesinden mezun, Kanal 7&#8217;de çalışmış bir adamın, yıpratma hakkı yoktur. Televizyonlara çıkıp &#8220;Yav biz AKP&#8217;yi destekledik. Ben üniversitelerde türbanı istedim ama liselerde olmasa iyi olur. <br />
<br />
Bu çok mu?&#8221; Diye ağlayan bir adamın, orduya söz söyleme hakkı yoktur, onlar yerlerini bilsinler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bundan sonra onlara yerlerini öğreteceğiz.&#8221;</span><br />
 <br />
<br />
Odatv.com<br />
<br />
10 Ekim 2008<br />
<br />
<a href="http://www.odatv.com/index.php?id=13659" target="_blank">http://www.odatv.com/index.php?id=13659</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilindiği gibi PKK tarafından Aktütün karakoluna yapılan baskın tüm Türkiye&#8217;yi ağlattı.<br />
<br />
 Hava Kuvvetleri komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu bu sırada Belek&#8217;te golf oynadığı için yoğun bir biçimde eleştiri aldı.<br />
<br />
Kimi köşe yazarları, &#8216;paşa&#8217;yı hedef aldı ve sayfalarında bu olayı yazdı.<br />
<br />
 Hürriyet gazetesi yazarlarından Ahmet Hakan&#8217;da &#8216;Golf oynayan Paşa&#8217; başlıklı bir yazı kaleme almıştı.<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;">Prof. Dr. Yalçın Küçük Odatv.com mikrofonlarından Ahmet Hakan&#8217;a ağır eleştirilerde bulundu</span>.<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;">İşte Prof. Dr. Yalçın Küçük&#8217;ün açıklamaları:</span><br />
<br />
 &#8220;Bir defa çok açık olarak şunu söyleyeyim. Bu kampanyada, Hürriyet gazetesinin kampanyasında, Ertuğrul Özkök&#8217;ün kampanyasında, izin verirseniz bir parantez açayım; Ertuğrul Özkök&#8217;ü Anayasa Mahkemesinin, kapatma kararını, konuşma, görüşme günlerinden itibaren okumuyorum. Son derece tarafgirdi. Kapatmama kararı istiyorlardı Sedat&#8217;la beraber. Sedat Ergin&#8217;le. İkisine de söyleyeyim, iyi korunsunlar. İyi korunsunlar. Bunları söyleyeceğim. Ertuğrul Özkök &#8220;Yav yav&#8221; Diye başladı, &#8220;Biz AKP&#8217;yi destekliyoruz.&#8221; Dedi. Doğrudur, AKP&#8217;yi destekliyorlardı, ılımlı İslam devletini destekliyorlardı. Çok açık olarak da Tayyip Erdoğan&#8217;ı destekliyorlardı. <br />
<br />
 Şimdi Babaoğlu&#8217;yla ilgili olarak, Hava Kuvvetleri Komutanıyla ilgili olarak yapılan bu kampanya, her türlü samimiyetten uzaktır. Neden? Çünkü şunu gördüler; Hava Kuvvetleri Komutanı, Ergenekon dosyalarına karşı ilk defa &#8220;Nedir? Anlayamadık, bu nedir?&#8221; Diyen bir kimsedir. Bir, iki Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcılığı, Savcı Zekeriya Öz&#8217;ün elinden bileğini bükerek, bazı dosyaları almıştır. Doğru yapmıştır. Odatv&#8217;nin  arşivlerinde bunlar vardır. Gayet açıktır. O kadar gayri samimi ki siz değil misiniz, Bunlar değil mi, golf oynayan komutan isteyenler bunlar değil mi? Resepsiyonlardan çıkmayan komutanlar isteyenler onlar değil mi? Ne olmuş, tatilde golf oynuyormuş. Bu bahanedir, bu bahanedir. Bu Ergenekoncu Hürriyet gazetesinin, bahanesidir. Evvela Ergenekon&#8217;a karşı şüphe yönelten, Başsavcı Yargıç Albay Zeki Özok kanadıyla, askerlerle, subaylarla ilgili dosyaları alan, kimsedir. Her türlü samimiyetten uzaktır. Bu silahlı kuvvetlerin eleştirilmesi gerekmez mi? Ben bütün programlarımda, kurmay sınıfı, sınıfta kaldı diyordum. Kurmay sınıfı sınıfta kalmıştır. Bundan önceki, Genel Kurmay Başkanı zamanında, benzerleri olmadı mı? Nedir? İlk defa üslup sahibi bir komuta heyeti çıktı. Burada yanlış anlaşılmak istemem. Bu komuta heyeti şunu yapacak, bunu yapacak demiyorum ama üslup sahibi. Siyasi iktidarla sarmaş dolaş olmayan görevlerini bilen. Ne demek görevlerini bilen? Ben televizyon programlarımda, Yaşar Büyükanıt&#8217;a, daha önceki Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt&#8217;a tezkereyi yazılı olarak almanız lazım, usul budur, ordu bunu yapar dedim. Yaşar Büyükanıt, alsak da olur almasak da olur dedi. Bunlar öyle yapmıyorlar. Ordunun işleri ayrıdır, öbürleri ayrıdır. Biz bu orduda silahlı kuvvetlerde yüksek görevlerde bulunmuş, iki komutanı, bulundukları yerlerde ziyaret ederiz diyorlar. Bunun için bu bizim yasal, kanuni, terbiyemizin gerektirdiği bir hakkımızdır. Bir sadakat durumudur. Bunun için kimseden izin almıyorlar. Bunun için kimseden izin almıyorlar, Amerika&#8217;dan da izin almıyorlar, Tayyip Erdoğan&#8217;dan da izin almıyorlar. O Hürriyet gazetesinin, İmam hatip lisesinden mezun yazarının, adı Coşkun mu? O yazıları Ertuğrul Özkök mü yazıyor, başkası mı yazıyor? Onu bilmiyoruz. <br />
<br />
 <br />
<br />
Bize içeriden verilen haberlere göre çoğunu Ertuğrul Özkök yazıyor. Belki yazmasını öğrenmiştir. İmam hatip lisesinden geleceksin, Kanal 7&#8217;den geleceksin, Hava Kuvvetleri Komutanına üslup öğreteceksiniz. Bunlar bizi *** mı zannediyor? Her türlü samimiyetten uzak, tekrar ediyorum, parantez açıyorum, bu silahlı kuvvetlerin eleştiriden uzak olduğunu söylemiyorum ama bunların yaptığı samimiyetten uzaktır. Bunların yaptığı, üslup sahibi bir komuta heyetini, yıpratmaya yöneliktir. İlk defa Hilmi Paşa&#8217;dan, Yaşar Paşa&#8217;dan ayrı, doğru veya yanlış, hükümete &#8220;Bizim bu mücadeleyi yapmamız için, şu imkanlarımız olması lazım.&#8221; Diyen, bir komutanlık vardı. Bunlar doğru mu yanlış mı? Ben onları tartışmıyorum. Bunu yıpratmak istiyor. Ertuğrul Özkök&#8217;ün yaptığı budur. Bana biraz evvel, arkadaşlarım haber gönderdiler &#8220;Okudun mu? &#8216;Ergenekon belli oldu.&#8217; Bugünkü yazısını.&#8221; Hayır okumadım, ama manşetin üstüne koyduğu için, biliyorum. Dolayısıyla Hava Kuvveti Komutanı&#8217;na yöneltilen bu eleştirileri, samimiyetten uzak, haksız, orduyu ve Babaoğlu&#8217;nu yıpratmaya yönelik, hareketler olarak buluyorum. <br />
<br />
 <br />
<br />
Genel Kurmay Başkanlığı&#8217;nın açıklaması yeterlidir. Yeterlidir. Aktütün&#8217;de yapılacak işler için de, Hava Kuvvetleri Komutanının güzergahta olmasına gerek yoktur. Kimi aldatıyorsunuz? Üç tane helikopterin hareket etmesi için Türkiye&#8217;de hava kuvvetleri komutanından mı izin alınacak? İznine rast gelmiş, samimiyetten uzaktır. Laik Ergenekon dosyalarına, ne olduğunu anlamadık diyerek şüphe ifade eden bir komutanlığı, imam hatip lisesinden mezun, Kanal 7&#8217;de çalışmış bir adamın, yıpratma hakkı yoktur. Televizyonlara çıkıp &#8220;Yav biz AKP&#8217;yi destekledik. Ben üniversitelerde türbanı istedim ama liselerde olmasa iyi olur. <br />
<br />
Bu çok mu?&#8221; Diye ağlayan bir adamın, orduya söz söyleme hakkı yoktur, onlar yerlerini bilsinler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bundan sonra onlara yerlerini öğreteceğiz.&#8221;</span><br />
 <br />
<br />
Odatv.com<br />
<br />
10 Ekim 2008<br />
<br />
<a href="http://www.odatv.com/index.php?id=13659" target="_blank">http://www.odatv.com/index.php?id=13659</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye K.Irak'la masaya oturuyor]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12510</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 20:22:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator>eylistanbul</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12510</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye, PKK ile mücadele konusunda K.Irak yönetimi ile masaya oturarak doğrudan görüşme yapacak.<br />
<br />
Türkiye, PKK terörü ile mücadele konusunda Kuzey Irak yönetimi ile masaya oturarak doğrudan görüşmeler yapma kararı aldı.<br />
<br />
CNN Türk'ün haberine göre Dağlıca baskını sonrası alınacak tedbirler için Irak Merkezi yönetimi ile görüşen Türkiye, en son yaşanan Aktütün saldırısının ardından Kuzey Irak yönetimi ile PKK konusunda doğrudan görüşmelere başlamak üzere masaya oturmaya hazırlanıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye, PKK ile mücadele konusunda K.Irak yönetimi ile masaya oturarak doğrudan görüşme yapacak.<br />
<br />
Türkiye, PKK terörü ile mücadele konusunda Kuzey Irak yönetimi ile masaya oturarak doğrudan görüşmeler yapma kararı aldı.<br />
<br />
CNN Türk'ün haberine göre Dağlıca baskını sonrası alınacak tedbirler için Irak Merkezi yönetimi ile görüşen Türkiye, en son yaşanan Aktütün saldırısının ardından Kuzey Irak yönetimi ile PKK konusunda doğrudan görüşmelere başlamak üzere masaya oturmaya hazırlanıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz Adem (as) doğum yapmıştır!..]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12508</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 18:53:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator>wrestler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12508</guid>
			<description><![CDATA[İbadethaneler ilk uzay aracından esinlenerek planlanmıştır...<br />
<br />
Hz. Adem'in yaratılmasına Şeytan'dan önce Dünya karşı çıkmıştır...<br />
<br />
Hz. Adem'e doğurduklarının, 'Onların' isimleri öğretilmiştir.<br />
<br />
Dünyada asla kardeş kardeşle evlenme mecburiyetinde kalınmamıştır...<br />
<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim, Yüce Efendimiz&#8217;in Hadis-i Şerifleri ve Seydişehir&#8217;in kurucusu, Ülkemizde yaşamış Peygamber Efendimiz&#8217;in öz torunu (Seyyid) Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin üç göbek sonra torunu tarafından yazılan Menkıbesi ışığında değerlendirmeler ve araştırmalar yaptığım zaman; Üç mübarek kişinin Allah (cc) tarafından &#8216;Fıtrat Garibesi&#8217; olarak yaratıldıklarını ve Dünyaya geldiklerini söyleyebiliriz. Kur&#8217;an&#8217;da mucizevî olarak yaratıldığı bildirilen üç kişi vardır: Hz. Âdem, Hz. Havva ve Hz. İsa. Hz. Âdem&#8217;in ne annesi vardır ne de babası.. Bu yönüyle o, anne-babasız olarak yaratılan farklı bir hilkat harikasıdır. Hz. Havva ise, Hz. Âdem&#8217;in bir parçasından, yani ondan bir maya, bir temel unsur alınarak yaratılmıştır. Hz. Mesih&#8217;e gelince onun anası var, fakat babası yoktur. Bu üç fıtrat garibesinin üçü de Allah&#8217;ın mucizesi olarak var edilmişlerdir. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim, Yüce Efendimiz&#8217;in Hadis-i Şerifleri ve Seydişehir&#8217;in kurucusu, Ülkemizde yaşamış Peygamber Efendimiz&#8217;in öz torunu (Seyyid) Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin üç göbek sonra torunu tarafından yazılan Menkıbesi ışığında değerlendirmeler ve araştırmalar yaptığım zaman; Üç mübarek kişinin Allah (cc) tarafından &#8216;Fıtrat Garibesi&#8217; olarak yaratıldıklarını ve Dünyaya geldiklerini söyleyebiliriz.<br />
<br />
Kur&#8217;an&#8217;da mucizevî olarak yaratıldığı bildirilen üç kişi vardır: Hz. Âdem, Hz. Havva ve Hz. İsa. Hz. Âdem&#8217;in ne annesi vardır ne de babası.. Bu yönüyle o, anne-babasız olarak yaratılan farklı bir hilkat harikasıdır. Hz. Havva ise, Hz. Âdem&#8217;in bir parçasından, yani ondan bir maya, bir temel unsur alınarak yaratılmıştır. Hz. Mesih&#8217;e gelince onun anası var, fakat babası yoktur. Bu üç fıtrat garibesinin üçü de Allah&#8217;ın mucizesi olarak var edilmişlerdir.<br />
<br />
İhtimal, Hz. Âdem&#8217;in yaratıldığı balçık, yeryüzünün her tarafındaki çeşitli elementlerin pek çoğundan yani yerin temel unsurlarından alınmıştı. Bugünkü ifadesiyle yerin üzerindeki pek çok element bir araya getirilmek suretiyle Hz. Âdem&#8217;in iskeleti bununla şekillendirilmişti. Bir hadis beyanına göre, yapısını oluşturan unsurların farklı yerlerden alınması dolayısıyla nesli de farklı karakter, renk ve tiplere sahip olacaktı. (Ebu Davut, Sünnet, 16)<br />
<br />
Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin menkıbesinden anlıyoruz ki; Hz. Adem (As)&#8217;nin vücudunun yaratılması için gerekli olan elementler, Cebrail (As) ve görevli diğer melekler tarafından Dünyadan götürüleceği zaman, Dünya büyük bir şekilde sarsılmış ve gereken malzemelerin alınmaması için adeta Görevli meleklere yalvarmıştır. Bir bakıma, yaratılışta secde etmekten kaçınan Şeytan-ı Lane&#8217;den önce, adeta Dünya; insan hakkında Şeytanla hemfikirdi&#8230;<br />
<br />
Hz. Adem (As)&#8217;nin yaratılması için gereken elementler Dünyadan götürülmüştür. Ama, bugün ilim ve araştırmadan uzak, nüfuzumu kullanarak kendime bir Ramazan Avrupa görevi yazayım; 20-30 bin Ytl alayım, bir de hac görevi yazayım 20 -30 bin Ytl&#8217;de oradan vurayım diye ince hesaplar peşinde olan bir Başkanlığın şube müdürleri ve uzmanları,  adeta Yüce dinimizin bilgilerini parayla satar hale gelmişler, dini araştırma ve batıldan arındırma hizmetini vermemektedirler. <br />
<br />
Evet, Hz. Adem (As) Dünyada yaratılmamıştır. Cebrail ve görevli melekler tarafından yaratılması için gerekli olan elementler Dünyadan adeta zorla, isteksiz olarak götürülmüştür. <br />
<br />
Hz. Âdem&#8217;e ruh nefh edilmesinin amiplerde olduğu gibi bölünmeyle olmadığı açıktır. Allah onun iskeletini olduğu şekilde yapmış ve daha sonra da onu kendi nefhasıyla canlandırmıştır. Bütün hücreleri baş başa, omuz omuza tutacak olan ruh, işte bu nefha-i ilahidir. &#8220;Ben onu düzenleyip insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanınız.&#8221; (Hicr Suresi, 10/29) ayetinde anlatılan nefha-i İlahi de işte budur.<br />
<br />
&#8220;Daha sonra, Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır&#8221;. (Bakara/37)<br />
<br />
&#8220;Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva, ve veya diğer yaratılanlar) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. (Ta Ha 121)<br />
<br />
Yukarıdaki Ayet-i Kerimeler&#8217;den de anlayabileceğimiz üzere; Hz. Adem (As) haricinde, (Onlar) kelamı geçmektedir. Bizim, anlayabildiğimiz kadarıyla da bütün &#8216;Onlar&#8217; ve Hz. Adem (As) halen Dünyada değillerdir. Dünyaya indirilmemişlerdir. <br />
<br />
Öyleyse, Hz. Adem (As) bedeninin sol kısmında tahsis edilen bir rahimde, bir çok cenin taşımış, kendisi yaratıldıktan sonra, bu ceninleri kendi karnında büyütmüş ve Havva Validemiz dahil, muhtemelen bir düzine başka insan neslini de doğurmuştur. Yani, Hz. Adem (As)&#8217;den sadece Havva Validemiz değil, 11 ayrı çocuk daha doğmuştur. Doğan bu çocuklar büyüdükten sonra, bir anneden doğmadıkları için de kardeş sayılmamışlardır. Dolayısıyla, Cennetten kovularak, Dünyaya transfer edilen 13 insan nesli mevcuttur. Hz. Adem ve Hz. Havva Validemiz bir aile meydana getirmişler, diğerleri de, muhtemelen5 veya 6 aile olmuşlardır. Kadınlar Havva Validemiz dahil, çoğul doğum yapmıştır. İkiz, üçüz, dördüz vb&#8230; Dolayısıyla da kardeşin kardeşle evlenmesi diye bir şey söz konusu değildir. Çok ileri de olsa kesin olarak şunu söyleyebilirim ki; Hz. Adem ve Onlar Dünyaya bir uzay aracıyla getirilmişlerdir. Bu konuda da araştırmalarım devam etmektedir. Dünyada yapılan en eski ibadethaneler Havralar ve kiliselerdir. Camilerimiz ise; sonradan mimarisi benzer şekilde çağın imkanlarıyla yapılmıştır. Her tür ibadethaneleri incelediğimiz zaman, uzaydan Dünyaya intikal için insana gereken oksijen odalarını görebiliriz. Yani; Havra, kilise, cami, mescid ne tür olursa olsun, dar bir, iki kişilik veya  cemaat kabinlerine sahiptir. Bu kabinler oksijen odalarıdır. Diğer bir ifadeyle, minarenin en üst, şerefe üstü ve şerefe altı bölümleri, hutbe okuma yerinin şekli, cemaatle namaz kılınan  bölüm ve grubu- cemaati taşıyan reisin hitapta bulunduğu mahal birer oksijen odasıdır. <br />
<br />
Yani, Hz. Adem&#8217;den doğan sadece Havva Validemiz değil, ismi Allah tarafından vahy yoluyla Hz. Adem&#8217;e öğretilen, O&#8217;nlar söz konusudur. Cennetten kovularak Dünyaya gönderilenler Hz. Adem&#8217;in doğurduğu insan neslidir. Kardeş ve kardeşle evlenmemiştir. Hz. Adem cenin taşıyıcı olarak alenen doğum yapmıştır.<br />
<br />
Not: Hakkı DEDELER&#8217;in yayına hazırlamakta olduğu &#8216;Son Marifetname&#8217; adlı kitabından alıntı yapılmıştır <br />
<br />
<br />
kaynak:http://www.asilkan.org/]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İbadethaneler ilk uzay aracından esinlenerek planlanmıştır...<br />
<br />
Hz. Adem'in yaratılmasına Şeytan'dan önce Dünya karşı çıkmıştır...<br />
<br />
Hz. Adem'e doğurduklarının, 'Onların' isimleri öğretilmiştir.<br />
<br />
Dünyada asla kardeş kardeşle evlenme mecburiyetinde kalınmamıştır...<br />
<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim, Yüce Efendimiz&#8217;in Hadis-i Şerifleri ve Seydişehir&#8217;in kurucusu, Ülkemizde yaşamış Peygamber Efendimiz&#8217;in öz torunu (Seyyid) Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin üç göbek sonra torunu tarafından yazılan Menkıbesi ışığında değerlendirmeler ve araştırmalar yaptığım zaman; Üç mübarek kişinin Allah (cc) tarafından &#8216;Fıtrat Garibesi&#8217; olarak yaratıldıklarını ve Dünyaya geldiklerini söyleyebiliriz. Kur&#8217;an&#8217;da mucizevî olarak yaratıldığı bildirilen üç kişi vardır: Hz. Âdem, Hz. Havva ve Hz. İsa. Hz. Âdem&#8217;in ne annesi vardır ne de babası.. Bu yönüyle o, anne-babasız olarak yaratılan farklı bir hilkat harikasıdır. Hz. Havva ise, Hz. Âdem&#8217;in bir parçasından, yani ondan bir maya, bir temel unsur alınarak yaratılmıştır. Hz. Mesih&#8217;e gelince onun anası var, fakat babası yoktur. Bu üç fıtrat garibesinin üçü de Allah&#8217;ın mucizesi olarak var edilmişlerdir. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim, Yüce Efendimiz&#8217;in Hadis-i Şerifleri ve Seydişehir&#8217;in kurucusu, Ülkemizde yaşamış Peygamber Efendimiz&#8217;in öz torunu (Seyyid) Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin üç göbek sonra torunu tarafından yazılan Menkıbesi ışığında değerlendirmeler ve araştırmalar yaptığım zaman; Üç mübarek kişinin Allah (cc) tarafından &#8216;Fıtrat Garibesi&#8217; olarak yaratıldıklarını ve Dünyaya geldiklerini söyleyebiliriz.<br />
<br />
Kur&#8217;an&#8217;da mucizevî olarak yaratıldığı bildirilen üç kişi vardır: Hz. Âdem, Hz. Havva ve Hz. İsa. Hz. Âdem&#8217;in ne annesi vardır ne de babası.. Bu yönüyle o, anne-babasız olarak yaratılan farklı bir hilkat harikasıdır. Hz. Havva ise, Hz. Âdem&#8217;in bir parçasından, yani ondan bir maya, bir temel unsur alınarak yaratılmıştır. Hz. Mesih&#8217;e gelince onun anası var, fakat babası yoktur. Bu üç fıtrat garibesinin üçü de Allah&#8217;ın mucizesi olarak var edilmişlerdir.<br />
<br />
İhtimal, Hz. Âdem&#8217;in yaratıldığı balçık, yeryüzünün her tarafındaki çeşitli elementlerin pek çoğundan yani yerin temel unsurlarından alınmıştı. Bugünkü ifadesiyle yerin üzerindeki pek çok element bir araya getirilmek suretiyle Hz. Âdem&#8217;in iskeleti bununla şekillendirilmişti. Bir hadis beyanına göre, yapısını oluşturan unsurların farklı yerlerden alınması dolayısıyla nesli de farklı karakter, renk ve tiplere sahip olacaktı. (Ebu Davut, Sünnet, 16)<br />
<br />
Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin menkıbesinden anlıyoruz ki; Hz. Adem (As)&#8217;nin vücudunun yaratılması için gerekli olan elementler, Cebrail (As) ve görevli diğer melekler tarafından Dünyadan götürüleceği zaman, Dünya büyük bir şekilde sarsılmış ve gereken malzemelerin alınmaması için adeta Görevli meleklere yalvarmıştır. Bir bakıma, yaratılışta secde etmekten kaçınan Şeytan-ı Lane&#8217;den önce, adeta Dünya; insan hakkında Şeytanla hemfikirdi&#8230;<br />
<br />
Hz. Adem (As)&#8217;nin yaratılması için gereken elementler Dünyadan götürülmüştür. Ama, bugün ilim ve araştırmadan uzak, nüfuzumu kullanarak kendime bir Ramazan Avrupa görevi yazayım; 20-30 bin Ytl alayım, bir de hac görevi yazayım 20 -30 bin Ytl&#8217;de oradan vurayım diye ince hesaplar peşinde olan bir Başkanlığın şube müdürleri ve uzmanları,  adeta Yüce dinimizin bilgilerini parayla satar hale gelmişler, dini araştırma ve batıldan arındırma hizmetini vermemektedirler. <br />
<br />
Evet, Hz. Adem (As) Dünyada yaratılmamıştır. Cebrail ve görevli melekler tarafından yaratılması için gerekli olan elementler Dünyadan adeta zorla, isteksiz olarak götürülmüştür. <br />
<br />
Hz. Âdem&#8217;e ruh nefh edilmesinin amiplerde olduğu gibi bölünmeyle olmadığı açıktır. Allah onun iskeletini olduğu şekilde yapmış ve daha sonra da onu kendi nefhasıyla canlandırmıştır. Bütün hücreleri baş başa, omuz omuza tutacak olan ruh, işte bu nefha-i ilahidir. &#8220;Ben onu düzenleyip insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanınız.&#8221; (Hicr Suresi, 10/29) ayetinde anlatılan nefha-i İlahi de işte budur.<br />
<br />
&#8220;Daha sonra, Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır&#8221;. (Bakara/37)<br />
<br />
&#8220;Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva, ve veya diğer yaratılanlar) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. (Ta Ha 121)<br />
<br />
Yukarıdaki Ayet-i Kerimeler&#8217;den de anlayabileceğimiz üzere; Hz. Adem (As) haricinde, (Onlar) kelamı geçmektedir. Bizim, anlayabildiğimiz kadarıyla da bütün &#8216;Onlar&#8217; ve Hz. Adem (As) halen Dünyada değillerdir. Dünyaya indirilmemişlerdir. <br />
<br />
Öyleyse, Hz. Adem (As) bedeninin sol kısmında tahsis edilen bir rahimde, bir çok cenin taşımış, kendisi yaratıldıktan sonra, bu ceninleri kendi karnında büyütmüş ve Havva Validemiz dahil, muhtemelen bir düzine başka insan neslini de doğurmuştur. Yani, Hz. Adem (As)&#8217;den sadece Havva Validemiz değil, 11 ayrı çocuk daha doğmuştur. Doğan bu çocuklar büyüdükten sonra, bir anneden doğmadıkları için de kardeş sayılmamışlardır. Dolayısıyla, Cennetten kovularak, Dünyaya transfer edilen 13 insan nesli mevcuttur. Hz. Adem ve Hz. Havva Validemiz bir aile meydana getirmişler, diğerleri de, muhtemelen5 veya 6 aile olmuşlardır. Kadınlar Havva Validemiz dahil, çoğul doğum yapmıştır. İkiz, üçüz, dördüz vb&#8230; Dolayısıyla da kardeşin kardeşle evlenmesi diye bir şey söz konusu değildir. Çok ileri de olsa kesin olarak şunu söyleyebilirim ki; Hz. Adem ve Onlar Dünyaya bir uzay aracıyla getirilmişlerdir. Bu konuda da araştırmalarım devam etmektedir. Dünyada yapılan en eski ibadethaneler Havralar ve kiliselerdir. Camilerimiz ise; sonradan mimarisi benzer şekilde çağın imkanlarıyla yapılmıştır. Her tür ibadethaneleri incelediğimiz zaman, uzaydan Dünyaya intikal için insana gereken oksijen odalarını görebiliriz. Yani; Havra, kilise, cami, mescid ne tür olursa olsun, dar bir, iki kişilik veya  cemaat kabinlerine sahiptir. Bu kabinler oksijen odalarıdır. Diğer bir ifadeyle, minarenin en üst, şerefe üstü ve şerefe altı bölümleri, hutbe okuma yerinin şekli, cemaatle namaz kılınan  bölüm ve grubu- cemaati taşıyan reisin hitapta bulunduğu mahal birer oksijen odasıdır. <br />
<br />
Yani, Hz. Adem&#8217;den doğan sadece Havva Validemiz değil, ismi Allah tarafından vahy yoluyla Hz. Adem&#8217;e öğretilen, O&#8217;nlar söz konusudur. Cennetten kovularak Dünyaya gönderilenler Hz. Adem&#8217;in doğurduğu insan neslidir. Kardeş ve kardeşle evlenmemiştir. Hz. Adem cenin taşıyıcı olarak alenen doğum yapmıştır.<br />
<br />
Not: Hakkı DEDELER&#8217;in yayına hazırlamakta olduğu &#8216;Son Marifetname&#8217; adlı kitabından alıntı yapılmıştır <br />
<br />
<br />
kaynak:http://www.asilkan.org/]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hangi haber Kanalını İzliyorsunuz ?]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12507</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 17:18:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator>tired</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12507</guid>
			<description><![CDATA[Hangi haber Kanalını İzliyorsunuz ?<br />
<br />
Türksat Uydusu Baz Alınmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hangi haber Kanalını İzliyorsunuz ?<br />
<br />
Türksat Uydusu Baz Alınmıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun, masonların yönetimindeki]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12506</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 16:00:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator>tired</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12506</guid>
			<description><![CDATA[Orası mason karargâhı!..      <br />
Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun, masonların yönetimindeki tesislerde golf oynadığı ortaya çıktı!.. <br />
Hakkari Aktütün Karakolu'na yapılan saldırı sonucu 17 vatan evladımızı şehit verdiğimiz saatlerde golf oynamaya devam ettiğini itiraf eden Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun, masonların yönetimindeki tesislerde golf oynadığı ortaya çıktı. <br />
<br />
ÜYELİĞİ BELGELİ<br />
Paşaya golf turnuvasında eşlik eden ve turnuvanın ev sahipliğini yapan Akkanat Holding Turizm Grup Başkanı Bekir Akkaş'ın, Özgür Masonlar Büyük Locası Antalya Yöre Başkanlığı'nın üyesi olduğu ortaya çıktı. 2006 yılında Masonlar Locası tarafından düzenlenen toplantıda üyelere dağıtılan el kitabında, üyelerin tanıtıldığı kısımda Akkaş'ın ismi yer alırken, özgeçmişinde ise Akkaş'ın, golfcü paşa Babaoğlu'nun golf oynadığı tesislerin sorumlusu olduğu belirtiliyor. Antalyalı masonların ise sıklıkla Akkanat Holding'e ait tesislerde bir araya geldiği biliniyor. <br />
<br />
PAŞAYA SAHİP ÇIKANA BAK!<br />
Telefonla görüştüğümüz Akkaş, mason olduğunu kabul ederken, herkesin eleştirdiği paşaya sahip çıkan tek isim oldu. Ülkenin en önemli sorunu terör ve terörle mücadele iken, Akkaş, &#8220;Ülkede başka meseleler var. Daha büyük sorunlar ile karşı karşıyayız. Paşanın golf oynaması sorun değil&#8221; dedi. <br />
<br />
&#8220;MASON OLMAK SUÇ MU?&#8221;<br />
Masonluğu konusunda ise Akkaş, &#8220;Ne var mason olmak suç mu? Bu derneklere üye olamaz mıyım? İşimizi ve görevimizi yapıyorsak sorun yok. O şöyle, bu şöyle demek yerine ileriye bakmalıyız.&#8221;<br />
<br />
&#8220;HEPİMİZ ÖLECEĞİZ!&#8221;<br />
Akkaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: &#8220;Bu tartışma bence gereksiz. Bunları gündeme getirmek doğru değil. Medya, bizi daha önce de ağaç düşmanı ilan etti. Biz işimizi yapıyoruz. Paşamız tatilinde Antalya'ya gelmiş. Bizim golf sahamızı da bilmeyen yok. O da bu tesise gelerek oynuyor. Ülkenin nice sorunu var. Paşanın golf oynaması işi mi engelletti? Özal, Kanuni Sultan Süleyman öldü. Öldüler diye işler mi aksadı? Hepimiz öleceğiz. Sistemler kişiler üzerine kurulu değildir. Paşa oynarken, bütün kurmaylar görevdeymiş. Bitti o zaman&#8230; Mesele yok demek ki. Anlamsız&#8230; Gayet normal. Paşanın tesisimize gelmesi bizi onurlandırdı.&#8221; <br />
<br />
CEVAPSIZ SORU!<br />
Mason Akkaş, &#8220;Şehit anneleri, &#8216;Hava Kuvvetleri Komutanı, kendi evladı şehit olsaydı yine böyle mi davranırdı? Nasıl olsa kurmaylar görevde bana gerek yok' diye soruyorlar. Bu soruyu anlamlı bulmuyorsunuz?&#8221; şekildeki müdahalemiz üzerine, daha fazla konuşmak istemediğini söyledi. <br />
<br />
&#8216;TSK'nın mesaisi olmaz'<br />
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun Aktütün Sınır Karakolu'na saldırı sonrasında Antalya Serik'te golf oynadığı ve ilgisiz kaldığı yönündeki eleştirilere yönelik yaptığı açıklama, şehit ailelerini kızdırdı. Şehit aileleri, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun kendilerinden özür dilemesini istiyor.<br />
Şehit Aileleri Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner, Aktütün Sınır Karakolu'na saldırı sonrası Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun yaptığı açıklamanın kendilerini üzdüğünü söyledi. Şehit ailelerinin "Komutanın yaptığı açıklamadan büyük üzüntü duyuyoruz. En çok güvendiğimiz kurum TSK'dır. Komutan çıkıp özür dilesin. Çocuğumuzu biz onlara güvenerek yolluyoruz" dediklerini aktaran Güner, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin mesaisinin olamayacağını da vurguladı. Güner, &#8220;TSK'nın itibar kaybetmemesi için Hava Kuvvetleri Komutanının, ya başta şehit anaları olmak üzere bütün Türk milletinden özür dilemesi ya da derhal istifa etmesinden başka yol yoktur. Bu skandalı ancak istifa paklar.&#8221; diye konuştu.<br />
<br />
Herkesten daha fazla maaş aldıklarına dikkat çeken Güner, "Aktütün Karakolu'na yapılan saldırıda ihmal olduğunu düşünüyorum. Apaçık ortada. Hiç kimsenin haberi yok birbirinden. Yıllardır destek karakolları yapılsın dedik. Sınırlar kuşatılmalı. Teröristlerin gelmemesi için çalışılmalı. Destek karakolları yapacaksın ki, saldırıları önleyesin. Caydırıcı unsurlar yapılmalı" dedi.<br />
<br />
Genelkurmay 2. Başkanı'nın "Ekonomik nedenlerden dolayı karakolu taşıyamadık" yönündeki sözlerini de eleştiren Başkan Güner, Türkiye'de bütçeden en büyük payın askeriyeye ayrıldığını vurguladı. <br />
<br />
<br />
Kaynak: Vakit]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Orası mason karargâhı!..      <br />
Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun, masonların yönetimindeki tesislerde golf oynadığı ortaya çıktı!.. <br />
Hakkari Aktütün Karakolu'na yapılan saldırı sonucu 17 vatan evladımızı şehit verdiğimiz saatlerde golf oynamaya devam ettiğini itiraf eden Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun, masonların yönetimindeki tesislerde golf oynadığı ortaya çıktı. <br />
<br />
ÜYELİĞİ BELGELİ<br />
Paşaya golf turnuvasında eşlik eden ve turnuvanın ev sahipliğini yapan Akkanat Holding Turizm Grup Başkanı Bekir Akkaş'ın, Özgür Masonlar Büyük Locası Antalya Yöre Başkanlığı'nın üyesi olduğu ortaya çıktı. 2006 yılında Masonlar Locası tarafından düzenlenen toplantıda üyelere dağıtılan el kitabında, üyelerin tanıtıldığı kısımda Akkaş'ın ismi yer alırken, özgeçmişinde ise Akkaş'ın, golfcü paşa Babaoğlu'nun golf oynadığı tesislerin sorumlusu olduğu belirtiliyor. Antalyalı masonların ise sıklıkla Akkanat Holding'e ait tesislerde bir araya geldiği biliniyor. <br />
<br />
PAŞAYA SAHİP ÇIKANA BAK!<br />
Telefonla görüştüğümüz Akkaş, mason olduğunu kabul ederken, herkesin eleştirdiği paşaya sahip çıkan tek isim oldu. Ülkenin en önemli sorunu terör ve terörle mücadele iken, Akkaş, &#8220;Ülkede başka meseleler var. Daha büyük sorunlar ile karşı karşıyayız. Paşanın golf oynaması sorun değil&#8221; dedi. <br />
<br />
&#8220;MASON OLMAK SUÇ MU?&#8221;<br />
Masonluğu konusunda ise Akkaş, &#8220;Ne var mason olmak suç mu? Bu derneklere üye olamaz mıyım? İşimizi ve görevimizi yapıyorsak sorun yok. O şöyle, bu şöyle demek yerine ileriye bakmalıyız.&#8221;<br />
<br />
&#8220;HEPİMİZ ÖLECEĞİZ!&#8221;<br />
Akkaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: &#8220;Bu tartışma bence gereksiz. Bunları gündeme getirmek doğru değil. Medya, bizi daha önce de ağaç düşmanı ilan etti. Biz işimizi yapıyoruz. Paşamız tatilinde Antalya'ya gelmiş. Bizim golf sahamızı da bilmeyen yok. O da bu tesise gelerek oynuyor. Ülkenin nice sorunu var. Paşanın golf oynaması işi mi engelletti? Özal, Kanuni Sultan Süleyman öldü. Öldüler diye işler mi aksadı? Hepimiz öleceğiz. Sistemler kişiler üzerine kurulu değildir. Paşa oynarken, bütün kurmaylar görevdeymiş. Bitti o zaman&#8230; Mesele yok demek ki. Anlamsız&#8230; Gayet normal. Paşanın tesisimize gelmesi bizi onurlandırdı.&#8221; <br />
<br />
CEVAPSIZ SORU!<br />
Mason Akkaş, &#8220;Şehit anneleri, &#8216;Hava Kuvvetleri Komutanı, kendi evladı şehit olsaydı yine böyle mi davranırdı? Nasıl olsa kurmaylar görevde bana gerek yok' diye soruyorlar. Bu soruyu anlamlı bulmuyorsunuz?&#8221; şekildeki müdahalemiz üzerine, daha fazla konuşmak istemediğini söyledi. <br />
<br />
&#8216;TSK'nın mesaisi olmaz'<br />
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun Aktütün Sınır Karakolu'na saldırı sonrasında Antalya Serik'te golf oynadığı ve ilgisiz kaldığı yönündeki eleştirilere yönelik yaptığı açıklama, şehit ailelerini kızdırdı. Şehit aileleri, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun kendilerinden özür dilemesini istiyor.<br />
Şehit Aileleri Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner, Aktütün Sınır Karakolu'na saldırı sonrası Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun yaptığı açıklamanın kendilerini üzdüğünü söyledi. Şehit ailelerinin "Komutanın yaptığı açıklamadan büyük üzüntü duyuyoruz. En çok güvendiğimiz kurum TSK'dır. Komutan çıkıp özür dilesin. Çocuğumuzu biz onlara güvenerek yolluyoruz" dediklerini aktaran Güner, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin mesaisinin olamayacağını da vurguladı. Güner, &#8220;TSK'nın itibar kaybetmemesi için Hava Kuvvetleri Komutanının, ya başta şehit anaları olmak üzere bütün Türk milletinden özür dilemesi ya da derhal istifa etmesinden başka yol yoktur. Bu skandalı ancak istifa paklar.&#8221; diye konuştu.<br />
<br />
Herkesten daha fazla maaş aldıklarına dikkat çeken Güner, "Aktütün Karakolu'na yapılan saldırıda ihmal olduğunu düşünüyorum. Apaçık ortada. Hiç kimsenin haberi yok birbirinden. Yıllardır destek karakolları yapılsın dedik. Sınırlar kuşatılmalı. Teröristlerin gelmemesi için çalışılmalı. Destek karakolları yapacaksın ki, saldırıları önleyesin. Caydırıcı unsurlar yapılmalı" dedi.<br />
<br />
Genelkurmay 2. Başkanı'nın "Ekonomik nedenlerden dolayı karakolu taşıyamadık" yönündeki sözlerini de eleştiren Başkan Güner, Türkiye'de bütçeden en büyük payın askeriyeye ayrıldığını vurguladı. <br />
<br />
<br />
Kaynak: Vakit]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TARİHİN KİTABINI YENİDEN YAZALIM... BARIŞI ARAYALIM...]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12504</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 15:56:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator>gecmisingolgesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12504</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;">Bir savaş var kapımıza dayanmış.kürtlere tüm kapıları kapayacağız bu savaşla. artık bir arada yaşama şansı kalmayacak. her kürt düşman gibi görülecek. saldırılar bombalamalar linçler artacak. gelecek her cenazede kürtlerin üzerine yürünecek bedeli onlara ödetilecek. ve toplumsal ayrışma öylesi boyutlara ulaşacak ki artık geri dönülemez biçimde bir ayrışma yaşanacak. türk kürt ü görmek adını anmak istemeyecek onunla aynı havayı solumak istemeyecek. kürt ülkenin tüm varoşlarında okullarında fabrikalarında köylerinde kentlerinde dışlanacak vurulacak saldırıya uğrayacak sırf kürt kimliği yüzünden. <br />
<br />
84 yıldır ezilen katledilen dili kültürü varlığı kimliği yoksayılan imha politikalarıyla sürgünlerle köy yakmalarla şiddetle terörle fail-i meçhul cinayetlerle yüzyüze kalan, aşiretçiliğin, dinci-gericiliğin ellerinde ağalığın hükmü altında zulüm gören, eğitimsiz, okulsuz, işsiz bırakılan kimliği nedeniyle adı KUYRUKLU ya çıkan kürtler bir kez olsun haklı oldukları bir mücadelede türkleri yanlarında göremediler. ve şimdi yine yalnızlar. <br />
<br />
ve türkler... <br />
<br />
göz göre göre, yaşanan bunca sosyal-ekonomik yıkımın, ağırlaşan borç yükünün, aşınan insani değerlerin, bozulan kent yapısının, herşeyi içinden çıkılmaz biçimde bozan göç olgusunun farkında oldukları halde, KURTLAR VADİSİ ndeki eli kanlı katillerin ağzına bakmakta düşmanlıklarını, öfkelerini bilemek için. <br />
<br />
bilimin, felsefenin, aydınlanmanın estetiğin olmadığı, hiçbirşeyin işin özüne uygun bir biçimde yürümediği bir ülkede, tarih bilincinden yoksun bir toplum haline getirilmiştir türkler. <br />
<br />
en solundan en sağına bu savaşa destek vererek, çözümü savaşta kanda arayacak kadar acizleşen politikacılar ne denli karanlık bir oyuna bu ülkeyi sürüklediklerini göremeyecek kadar kör cahil ve duyarsızlar. <br />
<br />
savaş insanlık suçudur diyenler savaşı meşru bir savunma biçimi olarak sunma ikiyüzlülüğünden geri durmuyorlar. <br />
<br />
çözüm için halen şansımız var. <br />
<br />
1919-1923 yıllarındaki ruha geri dönmek. <br />
<br />
ingilizlerin aldatmaya çalıştığı kürtlerle ortak bir kader birliği yaparak bu üleyi kurduk ve emperyalizmin aldatmacalarına gelmedi kürtler o süreçte. kaderlerini türklerin kaderiyle birleştirdiler. <br />
<br />
tarih tekerrür etmekte. <br />
<br />
emperyalizm bizleri bir cehenneme çekmek istiyor. <br />
<br />
bu savaşın pkk ile zerre alakası yok. <br />
<br />
şimdiye kadar 22 yıldır yirmiye yakın sınırötesi operasyon yapıldı. ama değişen birşey yok. <br />
<br />
bu savaş bizim savaşımız değil. emperyalizmin savaşı. oyuna gelirsek bedelin ağırını yine biz ödeyeceğiz. <br />
<br />
kürtlere sıkılacak kurşun bu ülkenin geleceğine, birliğine, bütünlüğüne, ortak yaşam kültürüne, geçmişten gelen toplumsal değerlere sıkılan bir kurşundur ve ihanettir. <br />
<br />
yüzbinlerce askeri sınıra yığmak, en ağır zırhlı birliklerini aktif hale getirmek ne anlam ifade ediyor? <br />
<br />
şimdiye kadar elimizde birçok fırsat vardı kürt sorununu çözmek ve bölgede şiddeti bitirmek için. <br />
<br />
ama uyuşturucudan karaparadan silah kaçakçılığından nemalanan egemen güçlerin işbirlikçi pozisyonları her türden demokratik ve barışçı çözüm çabalarının kesintiye uğratılmasına yol açtı. <br />
<br />
cem erseverler, eşref bitlisler, rıdvan özdenler, ve kimbilir daha kimler? <br />
<br />
bu savaşı bitirmek isteyeni bitirdiler... <br />
<br />
ne yani yüzbinlerce askeri üç elebaşı için mi sınıra yığdılar? <br />
<br />
bu neye benziyor biliyor musunz? makinalı tüfekle sivrisinek avlamaya. <br />
<br />
başka yollar denenmeli, savaş stratejisi iflas etmiştir ve toplumumuzun tüm kazanımlarını yok etmiştir. <br />
<br />
demokrasi ve barıştan yana bir çözümü dayatmayan herkes gelecekte olacak kötülüklerden birinci dereceden sorumlu olacaktır. <br />
<br />
çökmüş bir ekonomi, yıkılmış bir sosyal-siyasal yapı, dökülen kanlar ve birbirinin yüzüne bakacak hali kalmamış birbirinden inanılmaz derecede nefret eden insanlar olacağız. <br />
<br />
bunu mu istiyoruz? <br />
<br />
bunu mu istiyorsunuz? <br />
<br />
BARIŞ... <br />
<br />
KANDAN KINA YAKILMAZ dostlar.... <br />
<br />
BARIŞ ı arayalım... <br />
<br />
birlikte yaşamı.... <br />
<br />
ezmeden, asimile etmeye kalkmadan, insan muamelesi yaparak, eşitlik içinde bir barış... <br />
<br />
DEMOKRASİYİ geliştirelim. <br />
<br />
adaleti ve özgürlüğü egemen kılmak için çalışalım.... <br />
<br />
<br />
kaynaklarımızı savaş için değil, bu ülkenin gelecekte daha iyi bir yerde olması için sefer edelim. <br />
<br />
yoksa geriye kanlı ve yaşlı gözlerle bakan KEŞKE KEŞKE diye acı duyan bir toplum olacağız... <br />
<br />
<br />
SİZLERİ AKL-I SELİM VE SAĞDUYUYA DAVET EDİYORUM. <br />
<br />
İNSAN OLMA VİCDANINA.... <br />
<br />
SEVGİSİZ BİR DÜNYADA TÜM KÖTÜLÜKLER SONSUZ BİR HAREKET ALANI BULUR KENDİNE. <br />
<br />
KÜRTLERİ İTMEYELİM, ÖTEKİLEŞTİRMEYELİM. <br />
<br />
BİRLİKTE DAHA GÜZEL BİR GELECEĞİ DAHA GÜÇLÜ BİR ÜLKEYİ KURALIM. <br />
<br />
BİR ŞANS DAHA VAR. <br />
<br />
ŞANSIMIZI KULLANALIM... <br />
<br />
ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN, <br />
<br />
ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEYELİM. <br />
<br />
ANA YÜREĞİNDEN BAHSEDİP KAN BÜRÜMÜŞ GÖZLERLE YENİ ANALARI AĞLAYANLAR KERVANINA YENİ GENÇLERİ DE ŞEHİTLER KERVANINA KATMAK İSTEYEN İKİYÜZLÜ IRKÇI GÜÇLERE İZİN VERMEYELİM. <br />
<br />
BU VATAN AKP NİN, CHP NİN, MHP NİN VE SAVAŞI İSTEYENLERİN ANLAYAMAYACAĞI BİR ZORLUKLA VE BİRLİKTELİKLE İNŞA EDİLDİ. <br />
<br />
KİM BU BİRLİKTELİĞİ BOZACAK BİR ADIMA VESİLE OLUYORSA VATAN HAİNİDİR. <br />
<br />
VE BU HALK HAİNLERDEN HESAP SORACAKTIR.... <br />
<br />
KENDİNİ KENDİNE DÜŞMAN EDENLERDEN MUTLAKA HESAP SORACAKTIR. <br />
<br />
<br />
<br />
SAVAŞ ÇÖZÜM OLAMAZ. <br />
<br />
BİJİ AŞİTİ.... <br />
<br />
YAŞASIN BARIŞ... <br />
<br />
YAŞASIN KÜRT VE TÜRK HALKININ EŞİT ÖZGÜR BİRLİĞİ VE KARDEŞLİĞİ. <br />
<br />
KAHROLSUN FAŞİZM.... <br />
<br />
KAHROLSUN EMPERYALİZM... <br />
<br />
sevgiyle ve dostça kalın.... </span><span style="font-size: large;"><span style="color: #800000;"></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;">Bir savaş var kapımıza dayanmış.kürtlere tüm kapıları kapayacağız bu savaşla. artık bir arada yaşama şansı kalmayacak. her kürt düşman gibi görülecek. saldırılar bombalamalar linçler artacak. gelecek her cenazede kürtlerin üzerine yürünecek bedeli onlara ödetilecek. ve toplumsal ayrışma öylesi boyutlara ulaşacak ki artık geri dönülemez biçimde bir ayrışma yaşanacak. türk kürt ü görmek adını anmak istemeyecek onunla aynı havayı solumak istemeyecek. kürt ülkenin tüm varoşlarında okullarında fabrikalarında köylerinde kentlerinde dışlanacak vurulacak saldırıya uğrayacak sırf kürt kimliği yüzünden. <br />
<br />
84 yıldır ezilen katledilen dili kültürü varlığı kimliği yoksayılan imha politikalarıyla sürgünlerle köy yakmalarla şiddetle terörle fail-i meçhul cinayetlerle yüzyüze kalan, aşiretçiliğin, dinci-gericiliğin ellerinde ağalığın hükmü altında zulüm gören, eğitimsiz, okulsuz, işsiz bırakılan kimliği nedeniyle adı KUYRUKLU ya çıkan kürtler bir kez olsun haklı oldukları bir mücadelede türkleri yanlarında göremediler. ve şimdi yine yalnızlar. <br />
<br />
ve türkler... <br />
<br />
göz göre göre, yaşanan bunca sosyal-ekonomik yıkımın, ağırlaşan borç yükünün, aşınan insani değerlerin, bozulan kent yapısının, herşeyi içinden çıkılmaz biçimde bozan göç olgusunun farkında oldukları halde, KURTLAR VADİSİ ndeki eli kanlı katillerin ağzına bakmakta düşmanlıklarını, öfkelerini bilemek için. <br />
<br />
bilimin, felsefenin, aydınlanmanın estetiğin olmadığı, hiçbirşeyin işin özüne uygun bir biçimde yürümediği bir ülkede, tarih bilincinden yoksun bir toplum haline getirilmiştir türkler. <br />
<br />
en solundan en sağına bu savaşa destek vererek, çözümü savaşta kanda arayacak kadar acizleşen politikacılar ne denli karanlık bir oyuna bu ülkeyi sürüklediklerini göremeyecek kadar kör cahil ve duyarsızlar. <br />
<br />
savaş insanlık suçudur diyenler savaşı meşru bir savunma biçimi olarak sunma ikiyüzlülüğünden geri durmuyorlar. <br />
<br />
çözüm için halen şansımız var. <br />
<br />
1919-1923 yıllarındaki ruha geri dönmek. <br />
<br />
ingilizlerin aldatmaya çalıştığı kürtlerle ortak bir kader birliği yaparak bu üleyi kurduk ve emperyalizmin aldatmacalarına gelmedi kürtler o süreçte. kaderlerini türklerin kaderiyle birleştirdiler. <br />
<br />
tarih tekerrür etmekte. <br />
<br />
emperyalizm bizleri bir cehenneme çekmek istiyor. <br />
<br />
bu savaşın pkk ile zerre alakası yok. <br />
<br />
şimdiye kadar 22 yıldır yirmiye yakın sınırötesi operasyon yapıldı. ama değişen birşey yok. <br />
<br />
bu savaş bizim savaşımız değil. emperyalizmin savaşı. oyuna gelirsek bedelin ağırını yine biz ödeyeceğiz. <br />
<br />
kürtlere sıkılacak kurşun bu ülkenin geleceğine, birliğine, bütünlüğüne, ortak yaşam kültürüne, geçmişten gelen toplumsal değerlere sıkılan bir kurşundur ve ihanettir. <br />
<br />
yüzbinlerce askeri sınıra yığmak, en ağır zırhlı birliklerini aktif hale getirmek ne anlam ifade ediyor? <br />
<br />
şimdiye kadar elimizde birçok fırsat vardı kürt sorununu çözmek ve bölgede şiddeti bitirmek için. <br />
<br />
ama uyuşturucudan karaparadan silah kaçakçılığından nemalanan egemen güçlerin işbirlikçi pozisyonları her türden demokratik ve barışçı çözüm çabalarının kesintiye uğratılmasına yol açtı. <br />
<br />
cem erseverler, eşref bitlisler, rıdvan özdenler, ve kimbilir daha kimler? <br />
<br />
bu savaşı bitirmek isteyeni bitirdiler... <br />
<br />
ne yani yüzbinlerce askeri üç elebaşı için mi sınıra yığdılar? <br />
<br />
bu neye benziyor biliyor musunz? makinalı tüfekle sivrisinek avlamaya. <br />
<br />
başka yollar denenmeli, savaş stratejisi iflas etmiştir ve toplumumuzun tüm kazanımlarını yok etmiştir. <br />
<br />
demokrasi ve barıştan yana bir çözümü dayatmayan herkes gelecekte olacak kötülüklerden birinci dereceden sorumlu olacaktır. <br />
<br />
çökmüş bir ekonomi, yıkılmış bir sosyal-siyasal yapı, dökülen kanlar ve birbirinin yüzüne bakacak hali kalmamış birbirinden inanılmaz derecede nefret eden insanlar olacağız. <br />
<br />
bunu mu istiyoruz? <br />
<br />
bunu mu istiyorsunuz? <br />
<br />
BARIŞ... <br />
<br />
KANDAN KINA YAKILMAZ dostlar.... <br />
<br />
BARIŞ ı arayalım... <br />
<br />
birlikte yaşamı.... <br />
<br />
ezmeden, asimile etmeye kalkmadan, insan muamelesi yaparak, eşitlik içinde bir barış... <br />
<br />
DEMOKRASİYİ geliştirelim. <br />
<br />
adaleti ve özgürlüğü egemen kılmak için çalışalım.... <br />
<br />
<br />
kaynaklarımızı savaş için değil, bu ülkenin gelecekte daha iyi bir yerde olması için sefer edelim. <br />
<br />
yoksa geriye kanlı ve yaşlı gözlerle bakan KEŞKE KEŞKE diye acı duyan bir toplum olacağız... <br />
<br />
<br />
SİZLERİ AKL-I SELİM VE SAĞDUYUYA DAVET EDİYORUM. <br />
<br />
İNSAN OLMA VİCDANINA.... <br />
<br />
SEVGİSİZ BİR DÜNYADA TÜM KÖTÜLÜKLER SONSUZ BİR HAREKET ALANI BULUR KENDİNE. <br />
<br />
KÜRTLERİ İTMEYELİM, ÖTEKİLEŞTİRMEYELİM. <br />
<br />
BİRLİKTE DAHA GÜZEL BİR GELECEĞİ DAHA GÜÇLÜ BİR ÜLKEYİ KURALIM. <br />
<br />
BİR ŞANS DAHA VAR. <br />
<br />
ŞANSIMIZI KULLANALIM... <br />
<br />
ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN, <br />
<br />
ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEYELİM. <br />
<br />
ANA YÜREĞİNDEN BAHSEDİP KAN BÜRÜMÜŞ GÖZLERLE YENİ ANALARI AĞLAYANLAR KERVANINA YENİ GENÇLERİ DE ŞEHİTLER KERVANINA KATMAK İSTEYEN İKİYÜZLÜ IRKÇI GÜÇLERE İZİN VERMEYELİM. <br />
<br />
BU VATAN AKP NİN, CHP NİN, MHP NİN VE SAVAŞI İSTEYENLERİN ANLAYAMAYACAĞI BİR ZORLUKLA VE BİRLİKTELİKLE İNŞA EDİLDİ. <br />
<br />
KİM BU BİRLİKTELİĞİ BOZACAK BİR ADIMA VESİLE OLUYORSA VATAN HAİNİDİR. <br />
<br />
VE BU HALK HAİNLERDEN HESAP SORACAKTIR.... <br />
<br />
KENDİNİ KENDİNE DÜŞMAN EDENLERDEN MUTLAKA HESAP SORACAKTIR. <br />
<br />
<br />
<br />
SAVAŞ ÇÖZÜM OLAMAZ. <br />
<br />
BİJİ AŞİTİ.... <br />
<br />
YAŞASIN BARIŞ... <br />
<br />
YAŞASIN KÜRT VE TÜRK HALKININ EŞİT ÖZGÜR BİRLİĞİ VE KARDEŞLİĞİ. <br />
<br />
KAHROLSUN FAŞİZM.... <br />
<br />
KAHROLSUN EMPERYALİZM... <br />
<br />
sevgiyle ve dostça kalın.... </span><span style="font-size: large;"><span style="color: #800000;"></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu kirli yasa çıkmamalı!]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12503</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 15:22:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator>eylistanbul</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12503</guid>
			<description><![CDATA[Önce yerli tohumlarımız TBMM&#8217;den yasa ile yabancı güçlerin eline geçti. Şimdi de canlı organizmaların genetiğini kurcalamaya imkan veren yasa tasarısı Başbakanlıkta incelemede! <br />
 <br />
Genetik tarıma ve genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) her türlü ticaret ve tüketimine kapı aralayacak Biyogüvenlik Yasa Tasarısı onaylanırsa ne olacak? Neden Türkiye&#8217;nin kendine yetecek verimli toprakları varken GDO dayatması yapılıyor? Bu yasa en çok kimleri sevindiriyor? Türk halkını ve Türkiye topraklarını ne gibi sıkıntılar bekliyor?<br />
<br />
İnsan sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri tüm dünyada hâlâ ateşli bir tartışma konusu olmasına karşın genetik tarım ve transgenik ürünler hızla yaygınlaşıyor. Başta ABD, Arjantin, Hindistan ve Çin olmak üzere toplam 23 ülkede 114 milyon hektar alanda genetik tarım yapılırken, dünya çapında bu tarımı gerçekleştiren çiftçi sayısı ise 12 milyona ulaştı. 2025 yılında 25 milyar dolara ulaşması öngörülen pazar ise şimdiden 33 milyar dolara dayandı. Bu ürünlerin üretim ve ticaretine yönelik düzenlemeler ise dünyanın gündeminde. Bunun için 2003 yılında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler Uluslararası Cartagena Biyogüvenlik Protokolü'nü imzaladı. Bu protokole göre tüm ülkeler yasalarını 2009 sonuna kadar çıkarmak zorunda. <br />
<br />
<br />
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı ve GDO&#8217;ya Hayır Platformu bileşeni Ahmet Atalık&#8217;a bu yasa onaylanırsa ne olacağını sorduk.<br />
<br />
Tasarıyı en son 3 yıl önce gördüklerini söyleyen Ahmet Atalık Türkiye&#8217;de GDO&#8217;ya hayır demek için yıllardır savaş verdiklerini, 3 yıl önce yüzbin imza toplayarak TBMM&#8217;ye sunduklarını ve TBMM&#8217;de, ziraat mühendislerine GDO&#8217;lar konusunda eğitim verdiklerini belirtti. Ancak bütün çabalarına rağmen şu anki yasa tasarısının kamuoyundan saklandığını ve Ziraat Mühendisleri Odası olarak Biyogüvenlik yasa taslağı hakkında bir bilgiye sahip olamadıklarını ifade eden Atalık, Türkiye&#8217;nin GDO üretimine ihtiyacı olmadığını söyledi. Atalık&#8217;ın açıklamaları şöyle:<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin GDO&#8217;lu tarıma ihtiyacı yok, normal tohumlar daha verimli!<br />
<br />
&#8220;Arjantin topraklarında % 90 GDO&#8217;lu soya eker ve tüm dünyaya GDO&#8217;lu soya ticareti yapar, Türkiye normal soya tohumu eker ve yetiştirir. Verim açısından baktığımızda aynı birim alandan Arjantin 270 kg. GDO&#8217;lu soya alırken, Türkiye 300 kg. normal soya alır. Ancak yine de Türkiye&#8217;de gerekli miktarda yetiştirmek yerine yurt dışından soya ithalatı yapılır.<br />
GDO&#8217;lu tarımda ne ilaç kullanımı azalır, ne de verim yükselir. Dünyada açlığa çare olacağı söylenmektedir ama bu gerçek değildir. Türkiye&#8217;nin GDO&#8217;lu tarıma ihtiyacı yoktur.<br />
<br />
Tarım Bakanlığı&#8217;nın açıklamaları net değil!<br />
<br />
Tarım Bakanlığı yaptığı açıklamada; 115 mısır ve mısır ürününü üzerinde yaptıkları inceleme ve araştırmalarının sonunda Türkiye&#8217;deki gıda ürünlerinde GDO&#8217;ya rastlamadıklarını açıkladı. Ne ilginçtir ki GDO&#8217;yu en çok destekleyen Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner geçtiğimiz haftalarda üniversitede GDO ile ilgili yaptıkları konferansta Türkiye&#8217;deki gıda ürünlerinde GDO tespit ettiklerini açıkladı.<br />
GDO&#8217;ya Hayır Platformu olarak Arjantin&#8217;den Türkiye&#8217;ye ithal edilen mısırlardan aldığımız örnekler üzerinde yapılan incelemede GDO tespit ettik ve bunu Tarım Bakanlığına da bildirdik.<br />
İnsan sağlığı üzerinde bir araştırma yapılmaksızın piyasaya sürülmesinin sakıncalı olduğunu biz değil konuyu yıllardır araştıran Amerika&#8217;daki bilim adamları söylüyor.<br />
<br />
Önce sağlıklı besin üretimine kaynak ayrılmalı<br />
<br />
Ülkemizde öncelikli olarak insanların sağlıklı beslenebilmesi ve sağlıklı gıda üretilmesi için kaynak ayrılmalı. İnsanların beslenmeden doğan hastalıklara maruz kalması ile yapılan hastane, ilaç masrafları ve iş gücü kaybını bir araya getirdiğimizde ekonomimizin ne kadar zarar gördüğü açık şekilde görülmektedir. İşte bu yüzden öncelikle sağlıklı tedbirlerin alınması Türkiye ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır.&#8221;<br />
<br />
Doğal denge tehdit altında!<br />
<br />
Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeminur Topal GDO&#8217;lu ürünlerin zararlarını yıllardır anlattıklarını ifade ediyor. Kontrolsüz olarak her türlü GDO&#8217;lu ürünün yıllardır Türkiye&#8217;ye alındığını anlatan Topal yasa çıkarsa Türkiye&#8217;de rahatlıkla GDO&#8217;lu ürün ekilip, üretilebileceğini ve ithalatının da daha rahat yapılabileceğini söylüyor. Topal sözlerini şöyle sürdürüyor:<br />
&#8220;Şu an kontrolsüz olarak her tür GDO&#8217;lu ürünü alıyoruz. Yasa çıkarsa Türkiye&#8217;de rahat şekilde ekim ve üretim yapılabilecek. GDO&#8217;lu ürünlerin zararlarını yıllardır tartışıyoruz. Araştırmalar dünya genelinde devam ediyor. Ortalama 15 yıldır üretilen GDO&#8217;lu gıdaların yeni nesilde nasıl bir etki bırakacağı net olarak bilinmiyor ancak araştırmalardan çıkan sonuçlarda embriyoların küçüldüğü, özellikle üretim yayılımında biyoçeşitliliği çok etkilediği ve zaman içinde GDO üretiminin artması ve yaygınlaşması ile biyofloranın değişeceği yani doğal dengenin tehdit altında olduğu görülüyor.<br />
<br />
Ticaret bilime egemen durumda!<br />
<br />
Geçtiğimiz hafta Sabancı Üniversitesinde yapılan toplantıda GDO&#8217;lar resmen aklandı. Ben ve benim gibi GDO&#8217;ların zararlarını anlatan bilim insanları son derece amiyane bir tabirle aptal ve salak gibi ifadeler kullanarak yalanlandı. Günümüzde ticaret bilime egemen durumda. Parasal gücü olanlar istediği işi istediği insana istediği ortamda yaptırabiliyor. Türkiye&#8217;de tarım uluslararası şirketlerinde güdümünde alınan kararlarla yol alıyor.&#8221;<br />
<br />
Amaç ticareti körüklemek<br />
<br />
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya&#8217;nın Biyogüvenlik Yasa Taslağı hakkındaki açıklamalı ise şöyle:<br />
&#8220;GDO yasasının bastırılmasındaki amaç ticareti körüklemek, getireceği zararlar şu an düşünülmüyor. GDO&#8217;ların temelde insan sağlığına olan zararları alerjiler üzerinde toplanıyor. Yüzlerce kanıtlanmış örneği bulunuyor. Büyük bir tehdit oluşturduğuna dair beklentiler var. Macar bir araştırmacı GDO&#8217;lu patateslerle fareler üzerinde yaptığı karşılaştırmalı araştırma sonucunda GDO&#8217;lu patatesleri tüketen farelerin kanser olduğunu ortaya çıkardı.   <br />
<br />
GDO&#8217;lar sağlık ve biyogüvenlik konusunda tehdit oluşturuyor<br />
<br />
Biyoçeşitliliğe karşı verimi artırmadığı konusunda araştırmalar var. Kuraklık olduğu takdirde GDO&#8217;lu tohumların veriminin çok düşük olduğu görüldü. Ayrıca GDO&#8217;lar çok fazla girdi kullanıyor, iddialara göre daha verimli denmesine rağmen, GDO&#8217;lar herbisit denen ot öldürücülere dayanıklı, sonunda bakıyorsunuz ki GDO&#8217;lu tohum, firmanın ürettiği herbisite dayanıklı oluyor. Firmalar tohumu ve ilacı paket olarak sunuyor. Dünyanın 10 büyük tohum firması, aynı zamanda ilaç kimyasalları da üretiyor. Örneği Monsanto tohumda 1. sırada iken, ilaç listesinde 5. sırada, Singenta firması tohumda 3. sırada iken, ilaçta 2. sırada yer alıyor. Üçüncü bir liste oluşturup GDO&#8217;lu tohum üreten firmalar dediğinizde yine aynı firmaları görüyorsunuz. Sonuçta gıda üretiminin tüm dünyada tekelleşmeye doğru gittiğini görüyoruz.<br />
<br />
Tarihin tanık olmadığı tarım hegemonyası<br />
<br />
Eğer bütün dünyada çiftçilerin kendi yetiştirdikleri tohumlar engellenebilirse piyasa genişlemesi 73 milyar dolara çıkmaktadır. (Grain, 2007) Tohum piyasası tekeller ile büyüme eğilimi göstermesinin yanında, tarım kimyasalları, GDO araçlarının birlikte kullanılması ile firmalara bir çarpan etkisi de kazandırabilmektedir. Firmaların tohum çeşitlerinin ancak ve ancak tarımsal ilaç ve gübrelerle yetiştirilebilecek özellikte ıslah edilmeleri çiftçileri firmaların ürünlerini almaya zorlamaktadır. GDO&#8217;lu tohumlar bu firmalara daha da üstün yeni bir güç kazandırmaktadır. Örneğin herbisite dayanıklı bir çeşit GDO yöntemleriyle geliştirilmektedir. Ancak kullanılacak herbisit firmanın marka herbisitidir. Dolayısıyla tohum ve herbisit beraberce pazarlanmakta birbirlerinin satışını arttırmaktadır. Adeta birbirlerinden ayrılmayacak tamamlayıcı mallar, markalar yaratılmaktadır. <br />
Ulusötesi bu dev firmalar böylece tohum, tarım kimyasalları ve GDO&#8217;yu birlikte kullanarak tarım alanında tarihin tanık olmadığı bir hegemonyaya doğru gitmektedirler. Ancak bu başarılarının sağlamlaşması için tarım politikalarının da istedikleri yönde oluşması gerekmektedir. <br />
<br />
Umut her zaman var!<br />
<br />
Ancak tüm bu tablolara rağmen insanoğlunun umutsuz olmaya hakkı yok! Bu insanlar para için çalışıyorlar. Afrika en büyük açlığı çeken ülke, sömürge ülkelerinde sömürgeci devletlerin uyguladığı çok çeşitli örnekler var. <br />
Gelişmekte olan ülkelere giden büyük güçler tohumu, gübreyi, ilacı satıyor ve karşılığında çıkan ürünü de çok ucuz fiyata alıyor. İngiltere büyük tekstil endüstrisini bu şekilde kurdu. Bu ülkelerde tarım sistemi bozuldu. Amaç Türkiye&#8217;deki tohum, zirai ilaç piyasasını ele geçirmek ve GDO&#8217;yu Türkiye&#8217;ye sokmak.<br />
<br />
Nihal Doğan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Önce yerli tohumlarımız TBMM&#8217;den yasa ile yabancı güçlerin eline geçti. Şimdi de canlı organizmaların genetiğini kurcalamaya imkan veren yasa tasarısı Başbakanlıkta incelemede! <br />
 <br />
Genetik tarıma ve genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) her türlü ticaret ve tüketimine kapı aralayacak Biyogüvenlik Yasa Tasarısı onaylanırsa ne olacak? Neden Türkiye&#8217;nin kendine yetecek verimli toprakları varken GDO dayatması yapılıyor? Bu yasa en çok kimleri sevindiriyor? Türk halkını ve Türkiye topraklarını ne gibi sıkıntılar bekliyor?<br />
<br />
İnsan sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri tüm dünyada hâlâ ateşli bir tartışma konusu olmasına karşın genetik tarım ve transgenik ürünler hızla yaygınlaşıyor. Başta ABD, Arjantin, Hindistan ve Çin olmak üzere toplam 23 ülkede 114 milyon hektar alanda genetik tarım yapılırken, dünya çapında bu tarımı gerçekleştiren çiftçi sayısı ise 12 milyona ulaştı. 2025 yılında 25 milyar dolara ulaşması öngörülen pazar ise şimdiden 33 milyar dolara dayandı. Bu ürünlerin üretim ve ticaretine yönelik düzenlemeler ise dünyanın gündeminde. Bunun için 2003 yılında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler Uluslararası Cartagena Biyogüvenlik Protokolü'nü imzaladı. Bu protokole göre tüm ülkeler yasalarını 2009 sonuna kadar çıkarmak zorunda. <br />
<br />
<br />
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı ve GDO&#8217;ya Hayır Platformu bileşeni Ahmet Atalık&#8217;a bu yasa onaylanırsa ne olacağını sorduk.<br />
<br />
Tasarıyı en son 3 yıl önce gördüklerini söyleyen Ahmet Atalık Türkiye&#8217;de GDO&#8217;ya hayır demek için yıllardır savaş verdiklerini, 3 yıl önce yüzbin imza toplayarak TBMM&#8217;ye sunduklarını ve TBMM&#8217;de, ziraat mühendislerine GDO&#8217;lar konusunda eğitim verdiklerini belirtti. Ancak bütün çabalarına rağmen şu anki yasa tasarısının kamuoyundan saklandığını ve Ziraat Mühendisleri Odası olarak Biyogüvenlik yasa taslağı hakkında bir bilgiye sahip olamadıklarını ifade eden Atalık, Türkiye&#8217;nin GDO üretimine ihtiyacı olmadığını söyledi. Atalık&#8217;ın açıklamaları şöyle:<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin GDO&#8217;lu tarıma ihtiyacı yok, normal tohumlar daha verimli!<br />
<br />
&#8220;Arjantin topraklarında % 90 GDO&#8217;lu soya eker ve tüm dünyaya GDO&#8217;lu soya ticareti yapar, Türkiye normal soya tohumu eker ve yetiştirir. Verim açısından baktığımızda aynı birim alandan Arjantin 270 kg. GDO&#8217;lu soya alırken, Türkiye 300 kg. normal soya alır. Ancak yine de Türkiye&#8217;de gerekli miktarda yetiştirmek yerine yurt dışından soya ithalatı yapılır.<br />
GDO&#8217;lu tarımda ne ilaç kullanımı azalır, ne de verim yükselir. Dünyada açlığa çare olacağı söylenmektedir ama bu gerçek değildir. Türkiye&#8217;nin GDO&#8217;lu tarıma ihtiyacı yoktur.<br />
<br />
Tarım Bakanlığı&#8217;nın açıklamaları net değil!<br />
<br />
Tarım Bakanlığı yaptığı açıklamada; 115 mısır ve mısır ürününü üzerinde yaptıkları inceleme ve araştırmalarının sonunda Türkiye&#8217;deki gıda ürünlerinde GDO&#8217;ya rastlamadıklarını açıkladı. Ne ilginçtir ki GDO&#8217;yu en çok destekleyen Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner geçtiğimiz haftalarda üniversitede GDO ile ilgili yaptıkları konferansta Türkiye&#8217;deki gıda ürünlerinde GDO tespit ettiklerini açıkladı.<br />
GDO&#8217;ya Hayır Platformu olarak Arjantin&#8217;den Türkiye&#8217;ye ithal edilen mısırlardan aldığımız örnekler üzerinde yapılan incelemede GDO tespit ettik ve bunu Tarım Bakanlığına da bildirdik.<br />
İnsan sağlığı üzerinde bir araştırma yapılmaksızın piyasaya sürülmesinin sakıncalı olduğunu biz değil konuyu yıllardır araştıran Amerika&#8217;daki bilim adamları söylüyor.<br />
<br />
Önce sağlıklı besin üretimine kaynak ayrılmalı<br />
<br />
Ülkemizde öncelikli olarak insanların sağlıklı beslenebilmesi ve sağlıklı gıda üretilmesi için kaynak ayrılmalı. İnsanların beslenmeden doğan hastalıklara maruz kalması ile yapılan hastane, ilaç masrafları ve iş gücü kaybını bir araya getirdiğimizde ekonomimizin ne kadar zarar gördüğü açık şekilde görülmektedir. İşte bu yüzden öncelikle sağlıklı tedbirlerin alınması Türkiye ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır.&#8221;<br />
<br />
Doğal denge tehdit altında!<br />
<br />
Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeminur Topal GDO&#8217;lu ürünlerin zararlarını yıllardır anlattıklarını ifade ediyor. Kontrolsüz olarak her türlü GDO&#8217;lu ürünün yıllardır Türkiye&#8217;ye alındığını anlatan Topal yasa çıkarsa Türkiye&#8217;de rahatlıkla GDO&#8217;lu ürün ekilip, üretilebileceğini ve ithalatının da daha rahat yapılabileceğini söylüyor. Topal sözlerini şöyle sürdürüyor:<br />
&#8220;Şu an kontrolsüz olarak her tür GDO&#8217;lu ürünü alıyoruz. Yasa çıkarsa Türkiye&#8217;de rahat şekilde ekim ve üretim yapılabilecek. GDO&#8217;lu ürünlerin zararlarını yıllardır tartışıyoruz. Araştırmalar dünya genelinde devam ediyor. Ortalama 15 yıldır üretilen GDO&#8217;lu gıdaların yeni nesilde nasıl bir etki bırakacağı net olarak bilinmiyor ancak araştırmalardan çıkan sonuçlarda embriyoların küçüldüğü, özellikle üretim yayılımında biyoçeşitliliği çok etkilediği ve zaman içinde GDO üretiminin artması ve yaygınlaşması ile biyofloranın değişeceği yani doğal dengenin tehdit altında olduğu görülüyor.<br />
<br />
Ticaret bilime egemen durumda!<br />
<br />
Geçtiğimiz hafta Sabancı Üniversitesinde yapılan toplantıda GDO&#8217;lar resmen aklandı. Ben ve benim gibi GDO&#8217;ların zararlarını anlatan bilim insanları son derece amiyane bir tabirle aptal ve salak gibi ifadeler kullanarak yalanlandı. Günümüzde ticaret bilime egemen durumda. Parasal gücü olanlar istediği işi istediği insana istediği ortamda yaptırabiliyor. Türkiye&#8217;de tarım uluslararası şirketlerinde güdümünde alınan kararlarla yol alıyor.&#8221;<br />
<br />
Amaç ticareti körüklemek<br />
<br />
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya&#8217;nın Biyogüvenlik Yasa Taslağı hakkındaki açıklamalı ise şöyle:<br />
&#8220;GDO yasasının bastırılmasındaki amaç ticareti körüklemek, getireceği zararlar şu an düşünülmüyor. GDO&#8217;ların temelde insan sağlığına olan zararları alerjiler üzerinde toplanıyor. Yüzlerce kanıtlanmış örneği bulunuyor. Büyük bir tehdit oluşturduğuna dair beklentiler var. Macar bir araştırmacı GDO&#8217;lu patateslerle fareler üzerinde yaptığı karşılaştırmalı araştırma sonucunda GDO&#8217;lu patatesleri tüketen farelerin kanser olduğunu ortaya çıkardı.   <br />
<br />
GDO&#8217;lar sağlık ve biyogüvenlik konusunda tehdit oluşturuyor<br />
<br />
Biyoçeşitliliğe karşı verimi artırmadığı konusunda araştırmalar var. Kuraklık olduğu takdirde GDO&#8217;lu tohumların veriminin çok düşük olduğu görüldü. Ayrıca GDO&#8217;lar çok fazla girdi kullanıyor, iddialara göre daha verimli denmesine rağmen, GDO&#8217;lar herbisit denen ot öldürücülere dayanıklı, sonunda bakıyorsunuz ki GDO&#8217;lu tohum, firmanın ürettiği herbisite dayanıklı oluyor. Firmalar tohumu ve ilacı paket olarak sunuyor. Dünyanın 10 büyük tohum firması, aynı zamanda ilaç kimyasalları da üretiyor. Örneği Monsanto tohumda 1. sırada iken, ilaç listesinde 5. sırada, Singenta firması tohumda 3. sırada iken, ilaçta 2. sırada yer alıyor. Üçüncü bir liste oluşturup GDO&#8217;lu tohum üreten firmalar dediğinizde yine aynı firmaları görüyorsunuz. Sonuçta gıda üretiminin tüm dünyada tekelleşmeye doğru gittiğini görüyoruz.<br />
<br />
Tarihin tanık olmadığı tarım hegemonyası<br />
<br />
Eğer bütün dünyada çiftçilerin kendi yetiştirdikleri tohumlar engellenebilirse piyasa genişlemesi 73 milyar dolara çıkmaktadır. (Grain, 2007) Tohum piyasası tekeller ile büyüme eğilimi göstermesinin yanında, tarım kimyasalları, GDO araçlarının birlikte kullanılması ile firmalara bir çarpan etkisi de kazandırabilmektedir. Firmaların tohum çeşitlerinin ancak ve ancak tarımsal ilaç ve gübrelerle yetiştirilebilecek özellikte ıslah edilmeleri çiftçileri firmaların ürünlerini almaya zorlamaktadır. GDO&#8217;lu tohumlar bu firmalara daha da üstün yeni bir güç kazandırmaktadır. Örneğin herbisite dayanıklı bir çeşit GDO yöntemleriyle geliştirilmektedir. Ancak kullanılacak herbisit firmanın marka herbisitidir. Dolayısıyla tohum ve herbisit beraberce pazarlanmakta birbirlerinin satışını arttırmaktadır. Adeta birbirlerinden ayrılmayacak tamamlayıcı mallar, markalar yaratılmaktadır. <br />
Ulusötesi bu dev firmalar böylece tohum, tarım kimyasalları ve GDO&#8217;yu birlikte kullanarak tarım alanında tarihin tanık olmadığı bir hegemonyaya doğru gitmektedirler. Ancak bu başarılarının sağlamlaşması için tarım politikalarının da istedikleri yönde oluşması gerekmektedir. <br />
<br />
Umut her zaman var!<br />
<br />
Ancak tüm bu tablolara rağmen insanoğlunun umutsuz olmaya hakkı yok! Bu insanlar para için çalışıyorlar. Afrika en büyük açlığı çeken ülke, sömürge ülkelerinde sömürgeci devletlerin uyguladığı çok çeşitli örnekler var. <br />
Gelişmekte olan ülkelere giden büyük güçler tohumu, gübreyi, ilacı satıyor ve karşılığında çıkan ürünü de çok ucuz fiyata alıyor. İngiltere büyük tekstil endüstrisini bu şekilde kurdu. Bu ülkelerde tarım sistemi bozuldu. Amaç Türkiye&#8217;deki tohum, zirai ilaç piyasasını ele geçirmek ve GDO&#8217;yu Türkiye&#8217;ye sokmak.<br />
<br />
Nihal Doğan]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Attilâ İlhan&#8217;ı Unutmayalım]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12502</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 15:18:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator>eylistanbul</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12502</guid>
			<description><![CDATA[Aramızdan ayrılışının üçüncü yıldönümünde andığımız ama,saptamaları da yapıtları  da bir an bile aklımızdan çıkmaması gereken Attilâ İLHAN!<br />
<br />
Katıksız bir yurtsever, aydınlanmacı, tam bir Kemalist ve elbette dürüst yanıyla anımsarız onu!<br />
<br />
Sözünü de yazısını da eğip, bükmeden kullanan ve belki de sağlığında bu yaklaşımı nedeniyle sevildiği kadar yerilen de bir kimlik!<br />
<br />
Öylelerine gereksinimin üst düzeyde olduğu bir dönemde yazık ki aramızda yok! Yaşamdan kopmak kişi için bir olumsuzluk ise de onun gibi birinin yokluğu asıl toplumu için önemli bir yoksunluk!<br />
<br />
Özellikle Batı ve onların uzantıları olan &#8220;Beşinci Kol&#8221; konusundaki uyarıları ve saptamalarının ne denli yerinde ve doğru olduğunu hemen her günümüzün her anında anımsıyoruz! <br />
<br />
Hele hele, Türkiye solu, emekçi örgütlenmesi ve her türden aydın kisveli düzenbaz hakkındaki değerlendirmeleri unutulur gibi midir?<br />
<br />
Gazi&#8217;yi sözde değil de özde anlayan ve bununla da kalmayıp dağarcığındakileri bu denli iyi paylaşan ve anlatan kaç tane &#8220;adam gibi adam&#8221; anımsıyoruz?<br />
<br />
Bugün için onun da hedefleri arasında olduğuna kuşku olmayan bir etkinlik onun adıyla yaşatılıyor.<br />
<br />
Onu iyi anlayan ve anlatmaya kararlı gençler &#8220;Attilâ İlhan Kültür Merkez&#8221;leri aracılığı ile onun adına yapılabilecek en iyi şeyi yapıyorlar.<br />
<br />
Destek vermeli&#8230;<br />
<br />
Ceyhun BALCI, 09.10.2008]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aramızdan ayrılışının üçüncü yıldönümünde andığımız ama,saptamaları da yapıtları  da bir an bile aklımızdan çıkmaması gereken Attilâ İLHAN!<br />
<br />
Katıksız bir yurtsever, aydınlanmacı, tam bir Kemalist ve elbette dürüst yanıyla anımsarız onu!<br />
<br />
Sözünü de yazısını da eğip, bükmeden kullanan ve belki de sağlığında bu yaklaşımı nedeniyle sevildiği kadar yerilen de bir kimlik!<br />
<br />
Öylelerine gereksinimin üst düzeyde olduğu bir dönemde yazık ki aramızda yok! Yaşamdan kopmak kişi için bir olumsuzluk ise de onun gibi birinin yokluğu asıl toplumu için önemli bir yoksunluk!<br />
<br />
Özellikle Batı ve onların uzantıları olan &#8220;Beşinci Kol&#8221; konusundaki uyarıları ve saptamalarının ne denli yerinde ve doğru olduğunu hemen her günümüzün her anında anımsıyoruz! <br />
<br />
Hele hele, Türkiye solu, emekçi örgütlenmesi ve her türden aydın kisveli düzenbaz hakkındaki değerlendirmeleri unutulur gibi midir?<br />
<br />
Gazi&#8217;yi sözde değil de özde anlayan ve bununla da kalmayıp dağarcığındakileri bu denli iyi paylaşan ve anlatan kaç tane &#8220;adam gibi adam&#8221; anımsıyoruz?<br />
<br />
Bugün için onun da hedefleri arasında olduğuna kuşku olmayan bir etkinlik onun adıyla yaşatılıyor.<br />
<br />
Onu iyi anlayan ve anlatmaya kararlı gençler &#8220;Attilâ İlhan Kültür Merkez&#8221;leri aracılığı ile onun adına yapılabilecek en iyi şeyi yapıyorlar.<br />
<br />
Destek vermeli&#8230;<br />
<br />
Ceyhun BALCI, 09.10.2008]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[80 gazeteci işten çıkarılıyor]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12501</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 14:44:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator>eylistanbul</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12501</guid>
			<description><![CDATA[Çukurova Grubu'na bağlı Türkmedya'da yaklaşık 80 gazeteci işten çıkarılıyor.<br />
<br />
 Akşam, Güneş, Tercüman, Alem, Autocar, Platin başta olmak üzere birçok gazete ve dergiyi bünyesinde barındıran Türkmedya'da maalesef tenkisat rüzgarı esecek. Yaklaşık 80 kişinin işine son verilecek.<br />
<br />
Çukurova Grubu'na bağlı Türkmedya'da gergin bir bekleyiş var.<br />
<br />
Maaşların sadece 750 YTL'sinin yatırılabildiği, muhabirlerin kullandığı multinetlerin ise yatırılmadığı grupta yaklaşık 80 kişinin işine son verilecek.<br />
<br />
İşten çıkartmalar nedeniyle bölüm şeflerinden isimler alındı. Listeler oluşturuluyor.<br />
<br />
Tensikatlar bu akşam üstünden itibaren tebliğ edilecek.<br />
<br />
Medyaradar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çukurova Grubu'na bağlı Türkmedya'da yaklaşık 80 gazeteci işten çıkarılıyor.<br />
<br />
 Akşam, Güneş, Tercüman, Alem, Autocar, Platin başta olmak üzere birçok gazete ve dergiyi bünyesinde barındıran Türkmedya'da maalesef tenkisat rüzgarı esecek. Yaklaşık 80 kişinin işine son verilecek.<br />
<br />
Çukurova Grubu'na bağlı Türkmedya'da gergin bir bekleyiş var.<br />
<br />
Maaşların sadece 750 YTL'sinin yatırılabildiği, muhabirlerin kullandığı multinetlerin ise yatırılmadığı grupta yaklaşık 80 kişinin işine son verilecek.<br />
<br />
İşten çıkartmalar nedeniyle bölüm şeflerinden isimler alındı. Listeler oluşturuluyor.<br />
<br />
Tensikatlar bu akşam üstünden itibaren tebliğ edilecek.<br />
<br />
Medyaradar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TOKİ, Aktütün Karakolu'na talip]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12500</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 14:21:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Ender1959</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12500</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"></span><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: large;">TOKİ, Aktütün Karakolu'na talip</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">G.Doğu'da karargâh binası ve lojman yapan TOKİ'nin başkanı Bayraktar, karakol yapımı için <br />
<span style="font-size: medium;">"Heyecanla talimat bekliyorum"</span> </span>dedi.<br />
<br />
07 Ekim 2008 / 08:48<br />
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Aktütün saldırısından sonra yaptığı açıklamada, geçmişte kaçakçılığı önlemek için taban alanlara yapılan karakolların terörle mücadele için tepelere taşındığını belirterek, jandarmanın kısıtlı bütçesi ile yeterli hızda yeni karakol yapamadıklarından yakınmıştı. Komutanın bu açıklamasına Doğu ve Güneydoğu'da Türk Silahlı Kuvvetleri için karargâh binaları ve lojman inşa ettiren Toplu Konut İdaresi'nden (TOKİ) yanıt geldi. Karakol yapımlarına talip olduklarını söyleyen TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar SABAH'a yaptığı açıklamada, "Heyecanla talimat gelmesini bekliyorum" dedi. Bayraktar şöyle konuştu: "500 metrekare, idare binası, mutfağı, banyosu, yatakhanesi olan betonarmesi güçlü bir karakolu yaklaşık 1 milyon YTL'ye mal etmek mümkün. Kayalık tepeye de inşaat yapılır. Para da bulunur. Bu ülke nerelere para harcamıyor ki. Terör tehdidi altındaki karakolların yapımında geç bile kalındı. Uçak hangarı sağlamlığında karakollar yapabiliriz. Şu anda zaten o bölgede çalışıyoruz. Şırnak, Van, Hakkâri, Diyarbakır, Siirt, Kars, Ağrı, Mardin ve Tunceli'de şantiyelerimiz var. Hem lojman binaları hem de harekât merkezi ve karargâhlar yapıyoruz. TOKİ, güvenlikli karakol inşaatında da seve seve rol alır. Bu konuda heyecan duyuyorum ve talimat bekliyorum." <br />
<br />
MALİYE'DEN DESTEK <br />
Maliye Bakanlığı bürokratları da terörle mücadelenin etkin biçimde yürütüldüğü bölgelerde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın yıllık bütçesine ilave olarak kullandırılan ödeneklerin ayrıntılı listesini hazırlıyor. Dosya, 9 Ekim'deki Terör Zirvesi'nde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan tarafından sunulacak. Buna göre 2008 yılı Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinin, bina onarımı, bina yapımı ve kamulaştırma amaçlı ödeneği 77.5 milyon YTL dolayında. Ancak bu bütçe tüm Türkiye'deki karakolların ve askeri lojmanların giderlerine ayrılmış durumda. Doğu ve Güneydoğu'ya özgü harcamalar ise genellikle Maliye tarafından ek ödenek" talebi ile karşılanıyor. Nitekim Maliye kurmaylarının ön çalışmasına göre, güvenlik yatırımları için son 3 yılda 750 milyon YTL civarında ekstra ödenek tahsis edildi. Maliye yetkilileri, ülke güvenliğinde "mali kısıtlamaların" söz konusu olamayacağını anımsatarak şöyle dedi: "Terörle mücadele amaçlı ödenek talepleri, yıllık bütçe imkânlarının dışında mutlaka karşılanıyor. Öyle ki son 2.5-3 yılda bu amaçla tahsis edilen ödenek 500 milyon doları aşıyor. Bu ölçüde kaynak ayıran bir ülke, karakol yapımı, güvenliğin artırılması gibi taleplere kayıtsız kalamaz." <br />
<br />
<br />
<a href="http://www.ankarahaber.com/news_detail.php?id=21293" target="_blank">http://www.ankarahaber.com/news_detail.php?id=21293</a><hr />
PKK Suriyeli oldu!<br />
10 Ekim 2008 Cuma 10:33<br />
PKK'ya Türkiye'den katılım düşerken, terörü yıllarca besleyen Suriye şimdi de insan desteği veriyor. Örgütteki Suriyeli sayısı şaşırtıyor.<br />
PKK'dan Suriyeli kaynıyor... <br />
Teröristbaşı Abdullah Öcalan&#8217;ı yıllarca topraklarında besleyen ve örgütün yeşermesini sağlayan Suriye, şimdi de PKK&#8217;ya insan desteği veriyor. <br />
<br />
PKK&#8217;daki Suriye uyruklu terörist sayısının 2 bin kişiye ulaştığı ve örgüt kadrolarının yaklaşık üçte birinin Suriye&#8217;lilerden oluştuğu belirlendi. Bir çok kanlı eylemin ardında da, örgütün silahlı birliklerini yöneten HPG komutanı Suriye&#8217;li Fehman Hüseyin bulunuyor. <br />
<br />
Terörün önünü kesebilmek ve PKK&#8217;yı etkisiz hale getirmek için, PKK&#8217;ya katılımların önlenmesi gereği üzerinde duran yetkililer, örgüte katılımların Türkiye içinden çok Suriye, Irak ve İran&#8217;dan olduğunu belirlediler. Aktütün olayının ardından yapılan operasyonlarda ölü ele geçirilen bazı militanların da Suriye uyruklu olduğu saptandı. <br />
<br />
BAŞBUĞ DA AÇIKLADI <br />
<br />
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, medya temsilcileri ile yaptığı son toplantıda &#8216;&#8217;Silahlı Kuvvetler olarak 1984 - 2008 arasında 24 yılda, 32 bin teröristi etkisiz hâle getirmişiz. Yaralısı ve teslim olanlarla beraber rakam 46 binlere ulaşıyor. Ancak, 1990'lı yıllarda terörist sayısı neyse bugün de aynı. Beş, altı bin arasında gidip- geliyor&#8217;&#8217; diyerek şunları söylemişti: <br />
<br />
"Yani terör örgütüne katılımlar devam ediyor. Onun için biz hep katılımın önüne geçmek gerektiğine dikkat çekiyoruz. Katılımın da üç boyutu var. Birincisi, Türkiye içinden; ikincisi, özellikle Suriye ve İran'dan üçüncüsü de Avrupa'dan. Avrupa'dan dediğim zaman, Türkiye vatandaşlarından Avrupa'ya gitmiş olanlarını kastediyorum. Türkiye'deki katılım, dediğimiz zaman, Türkiye geneline bakın. Güneydoğu Anadolu Bölgesinden katılımın, ülkenin diğer yerlerine nazaran daha fazla olduğunu zannetmeyin. Türkiye'nin diğer yerlerinden katılım daha fazla, bunu da ayrıca değerlendirmemiz lazım. Örgütün şu andaki mevcudunun 1/4'ü, hatta 1/3'üne yakını ise Suriyeli. Belli bir oranı İran'dan." <br />
<br />
KİLİT İSİM FEHMAN HÜSEYİN <br />
<br />
Suriye uyrukluların örgüte katılmasında kilit rolü, kanlı eylemlerin sorumlusu ve örgütün silahlı gücü HPG&#8217;nin komutanı Fehman Hüseyin oynuyor. Suriyeli olan ve &#8216;&#8217;Dr. Bahoz Erdal&#8217;&#8217; kod adını kullanan Fehman Hüseyin, silahlı kanadı harekete geçiren kişi olarak biliniyor. Şehirlerde eylem yapan TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) başta olmak üzere HPG&#8217;nin (Kürdistan Savunma Güçleri) sorumlusu olarak biliniyor. PKK&#8217;nın kanlı eylemlerinde Bahoz&#8217;un imzası bulunuyor. Zap Kampı&#8217;nı üs olarak kullanıyor. Fehman Hüseyin, geçen ay Kuzey Irak&#8217;ta gerçekleştirilen kongre&#8217;de yaptığı konuşmada; &#8220;Örgütün şiddet politikasının başarısız olduğunu öne sürüp daha fazla şiddet&#8217;&#8217; istemişti. Örgütte Hüseyin&#8217;in yardımcısı olarak da yine Suriyeli Rüstem Cudi bulunuyor.<br />
Kaynak: <br />
<br />
<a href="http://www.haberciler.com/" target="_blank">http://www.haberciler.com/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"></span><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: large;">TOKİ, Aktütün Karakolu'na talip</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">G.Doğu'da karargâh binası ve lojman yapan TOKİ'nin başkanı Bayraktar, karakol yapımı için <br />
<span style="font-size: medium;">"Heyecanla talimat bekliyorum"</span> </span>dedi.<br />
<br />
07 Ekim 2008 / 08:48<br />
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Aktütün saldırısından sonra yaptığı açıklamada, geçmişte kaçakçılığı önlemek için taban alanlara yapılan karakolların terörle mücadele için tepelere taşındığını belirterek, jandarmanın kısıtlı bütçesi ile yeterli hızda yeni karakol yapamadıklarından yakınmıştı. Komutanın bu açıklamasına Doğu ve Güneydoğu'da Türk Silahlı Kuvvetleri için karargâh binaları ve lojman inşa ettiren Toplu Konut İdaresi'nden (TOKİ) yanıt geldi. Karakol yapımlarına talip olduklarını söyleyen TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar SABAH'a yaptığı açıklamada, "Heyecanla talimat gelmesini bekliyorum" dedi. Bayraktar şöyle konuştu: "500 metrekare, idare binası, mutfağı, banyosu, yatakhanesi olan betonarmesi güçlü bir karakolu yaklaşık 1 milyon YTL'ye mal etmek mümkün. Kayalık tepeye de inşaat yapılır. Para da bulunur. Bu ülke nerelere para harcamıyor ki. Terör tehdidi altındaki karakolların yapımında geç bile kalındı. Uçak hangarı sağlamlığında karakollar yapabiliriz. Şu anda zaten o bölgede çalışıyoruz. Şırnak, Van, Hakkâri, Diyarbakır, Siirt, Kars, Ağrı, Mardin ve Tunceli'de şantiyelerimiz var. Hem lojman binaları hem de harekât merkezi ve karargâhlar yapıyoruz. TOKİ, güvenlikli karakol inşaatında da seve seve rol alır. Bu konuda heyecan duyuyorum ve talimat bekliyorum." <br />
<br />
MALİYE'DEN DESTEK <br />
Maliye Bakanlığı bürokratları da terörle mücadelenin etkin biçimde yürütüldüğü bölgelerde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın yıllık bütçesine ilave olarak kullandırılan ödeneklerin ayrıntılı listesini hazırlıyor. Dosya, 9 Ekim'deki Terör Zirvesi'nde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan tarafından sunulacak. Buna göre 2008 yılı Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinin, bina onarımı, bina yapımı ve kamulaştırma amaçlı ödeneği 77.5 milyon YTL dolayında. Ancak bu bütçe tüm Türkiye'deki karakolların ve askeri lojmanların giderlerine ayrılmış durumda. Doğu ve Güneydoğu'ya özgü harcamalar ise genellikle Maliye tarafından ek ödenek" talebi ile karşılanıyor. Nitekim Maliye kurmaylarının ön çalışmasına göre, güvenlik yatırımları için son 3 yılda 750 milyon YTL civarında ekstra ödenek tahsis edildi. Maliye yetkilileri, ülke güvenliğinde "mali kısıtlamaların" söz konusu olamayacağını anımsatarak şöyle dedi: "Terörle mücadele amaçlı ödenek talepleri, yıllık bütçe imkânlarının dışında mutlaka karşılanıyor. Öyle ki son 2.5-3 yılda bu amaçla tahsis edilen ödenek 500 milyon doları aşıyor. Bu ölçüde kaynak ayıran bir ülke, karakol yapımı, güvenliğin artırılması gibi taleplere kayıtsız kalamaz." <br />
<br />
<br />
<a href="http://www.ankarahaber.com/news_detail.php?id=21293" target="_blank">http://www.ankarahaber.com/news_detail.php?id=21293</a><hr />
PKK Suriyeli oldu!<br />
10 Ekim 2008 Cuma 10:33<br />
PKK'ya Türkiye'den katılım düşerken, terörü yıllarca besleyen Suriye şimdi de insan desteği veriyor. Örgütteki Suriyeli sayısı şaşırtıyor.<br />
PKK'dan Suriyeli kaynıyor... <br />
Teröristbaşı Abdullah Öcalan&#8217;ı yıllarca topraklarında besleyen ve örgütün yeşermesini sağlayan Suriye, şimdi de PKK&#8217;ya insan desteği veriyor. <br />
<br />
PKK&#8217;daki Suriye uyruklu terörist sayısının 2 bin kişiye ulaştığı ve örgüt kadrolarının yaklaşık üçte birinin Suriye&#8217;lilerden oluştuğu belirlendi. Bir çok kanlı eylemin ardında da, örgütün silahlı birliklerini yöneten HPG komutanı Suriye&#8217;li Fehman Hüseyin bulunuyor. <br />
<br />
Terörün önünü kesebilmek ve PKK&#8217;yı etkisiz hale getirmek için, PKK&#8217;ya katılımların önlenmesi gereği üzerinde duran yetkililer, örgüte katılımların Türkiye içinden çok Suriye, Irak ve İran&#8217;dan olduğunu belirlediler. Aktütün olayının ardından yapılan operasyonlarda ölü ele geçirilen bazı militanların da Suriye uyruklu olduğu saptandı. <br />
<br />
BAŞBUĞ DA AÇIKLADI <br />
<br />
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, medya temsilcileri ile yaptığı son toplantıda &#8216;&#8217;Silahlı Kuvvetler olarak 1984 - 2008 arasında 24 yılda, 32 bin teröristi etkisiz hâle getirmişiz. Yaralısı ve teslim olanlarla beraber rakam 46 binlere ulaşıyor. Ancak, 1990'lı yıllarda terörist sayısı neyse bugün de aynı. Beş, altı bin arasında gidip- geliyor&#8217;&#8217; diyerek şunları söylemişti: <br />
<br />
"Yani terör örgütüne katılımlar devam ediyor. Onun için biz hep katılımın önüne geçmek gerektiğine dikkat çekiyoruz. Katılımın da üç boyutu var. Birincisi, Türkiye içinden; ikincisi, özellikle Suriye ve İran'dan üçüncüsü de Avrupa'dan. Avrupa'dan dediğim zaman, Türkiye vatandaşlarından Avrupa'ya gitmiş olanlarını kastediyorum. Türkiye'deki katılım, dediğimiz zaman, Türkiye geneline bakın. Güneydoğu Anadolu Bölgesinden katılımın, ülkenin diğer yerlerine nazaran daha fazla olduğunu zannetmeyin. Türkiye'nin diğer yerlerinden katılım daha fazla, bunu da ayrıca değerlendirmemiz lazım. Örgütün şu andaki mevcudunun 1/4'ü, hatta 1/3'üne yakını ise Suriyeli. Belli bir oranı İran'dan." <br />
<br />
KİLİT İSİM FEHMAN HÜSEYİN <br />
<br />
Suriye uyrukluların örgüte katılmasında kilit rolü, kanlı eylemlerin sorumlusu ve örgütün silahlı gücü HPG&#8217;nin komutanı Fehman Hüseyin oynuyor. Suriyeli olan ve &#8216;&#8217;Dr. Bahoz Erdal&#8217;&#8217; kod adını kullanan Fehman Hüseyin, silahlı kanadı harekete geçiren kişi olarak biliniyor. Şehirlerde eylem yapan TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) başta olmak üzere HPG&#8217;nin (Kürdistan Savunma Güçleri) sorumlusu olarak biliniyor. PKK&#8217;nın kanlı eylemlerinde Bahoz&#8217;un imzası bulunuyor. Zap Kampı&#8217;nı üs olarak kullanıyor. Fehman Hüseyin, geçen ay Kuzey Irak&#8217;ta gerçekleştirilen kongre&#8217;de yaptığı konuşmada; &#8220;Örgütün şiddet politikasının başarısız olduğunu öne sürüp daha fazla şiddet&#8217;&#8217; istemişti. Örgütte Hüseyin&#8217;in yardımcısı olarak da yine Suriyeli Rüstem Cudi bulunuyor.<br />
Kaynak: <br />
<br />
<a href="http://www.haberciler.com/" target="_blank">http://www.haberciler.com/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kürt sorunu Ermeni sorununa dönüşecek]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12499</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 14:11:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Ender1959</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12499</guid>
			<description><![CDATA[Kürt sorunu Ermeni sorununa dönüşecek<br />
Yıllarca orada görev yaptı. Tüm eksiklikleri biliyor. PKK'nın arşivleri bulunmalı diyor.<br />
Reklam<br />
Eski Aktütün Komutanı Emekli Albay Erdal Sarızeybek Siyaset Meydanı'na katıldı. Ve son saldırının nasıl olduğundan, PKK'nın arşivinin nerede olduğuna ilişkin birçok inanılmaz bilgi aktardı. <br />
<br />
SARIZEYBEK KİMDİR? <br />
<br />
Kırşehir- Kaman doğumlu olan Erdal Sarızeybek 1976 yılında Kara harp Okulu'dan jandarma teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1990 yılında Fransız Jandarma Subay Okulundaki öğrenimini müteakip 92-94 yılında Şemdinli Hudut Tabur Komutanlığı görevinde bulundu. 1999-2003 arasında Van, Manisa ve Şanlıurfa'da İl Jandarma Komutanlığı görevlerinde bulundu. Sarızeybek, 2005 yılında Ankara atandığı Uzman Jandarma Öğrenci Alay Komutanlığı görevinde iken albay rütbesinde, kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. <br />
AKTÜTÜN KARAKOLU'NA GÜNDÜZ NASIL BASKIN YAPILDI? <br />
<br />
Programda bir itirafçının Aktütün Bölgesi'ne 300 kişilik bir baskın yapılabileceğine inanmadığını söyleyen ses kaydı yayınlandı. Sarızeybek hala bölge insanıyla ilişkiyi sürdürdüğünü ve saldırı anında askerlerin kendini arayarak bilgilendirdiğini söyleyerek yeni saldırıya karşı şunları söyledi: <br />
<br />
Basyan'dan geldiler <br />
<br />
"Bunlar Basyan'dan geliyor. Basyan ormanlık bölge, derin çatakları var. Her bir çatakta terörist olabilir. Bunlar yılan gibi yaratık. Son saldırıda köylülerden aldığım bilgilere göre akşam saatlerinde planlanmış. 9 Mayıs'ta bize yaptıkları gibi yapacaklarmış. Gece sınıra yanaşmışlar. Ağaçların arkasında onları kimse göremez. Leylekdağı'na yanaşmışlar. Orada da kimse göremez. Gündüz de asker asker değişiminde mevzilere yanaşmışlar. Teröristi görmek kolay değil. 30 metre ötemdeki teröristi ben görememiştim. Sürünerek geliyorlar, toprak rengindeler.... <br />
<br />
AKTÜTÜN'DE O DA ÇATIŞTI <br />
<br />
Erdal Sarızeybek son kitabı "İhaneti Gördüm" de o çatışmayı şöyle anlatıyordu: <br />
<br />
30 Ağustos 1992. Saat 05.00 suları. Haberci koşarak içeri girdi ve.. <br />
<br />
- Komutanım. Acele telsize gelin. Teröristler Alan Karakoluna saldırıyor.. <br />
<br />
Yedi kişi yola koyulduk, birimiz bir daha geri dönmedi. Tam yardıma geldik derken şiddetli bir patlamayla araç havalandı, mayına bastık ve pusuya düştük. Allahtan başka kimse yoktu yardımımıza gelecek, çatıştık saatlerce bir başımıza&#8230;&#8230;. <br />
<br />
13 Eylül 1992 Aktütün ve 29 Eylül 1992 Derecik çatışmaları. <br />
<br />
Daha Alan'ın izleri ne duvarlarda ne beynimizden silinmemiş. Ben ne yapayım! Şemdinli'de devlet yok! Sadece asker var vatandaş var, ikisi de yalnız!Bir terör belası varsa, devlet bütün kurumlarıyla mücadele edecektir, yalnız askeriyle değil! Bunlar isyan değil bir haykırış, şehirlerin acısıyla dolu bir feryat.. <br />
<br />
Nasıl bu acıya katlanır bu yürek. Katlanıyormuş, anladım, 16 şehidimizi uğurlarken&#8230; <br />
<br />
Silahlandık. Hepimiz; hem asker hem korucu. Irak kuzeyinde açık silah pazarı var, bir de her siparişi karşılayan Iraklı Cemal. Çatıştık ölesiye.. <br />
<br />
Askerler gördü, ilk tetiği çekti <br />
<br />
Ancak Aktütün'de Bayraktepe'deki bizim pusu askerleri bunları görüyor. Erken çatışma çıkıyor. İlk tetiği biz çekiyoruz. Eğer ki ilk tetiği onlar çekseydi durum bambaşka olurdu. İlk tetiği çekmek çok önemlidir. O zaman güç size geçer. Şimdi diyorum ki Özal'ın yapamadığını bu hükümet yapsın. Bizi vurmaya gelsinler diye beklemeyelim, biz gidip vuralım... <br />
<br />
AKTÜTÜN KARAKOLU KALDIRILMALI MI? <br />
<br />
Aktütün kaldırılamaz. Burayı kapatırsanız ülkenin arka kapısını kapatmış olursunuz. Karakol kapatmak demek vatanını terk etmek demektir. 16 sene önce orada 22 kişi öldü. Aktütün köylüsü devletini istiyor. "Biz yalnızız" diyor. Hükümetin görevi o köylüyü korumak. Karakol kapatmak o sorunları çözmez... <br />
<br />
YERİ DEĞİŞTİRİLMELİ Mİ? <br />
<br />
Hayatımız orada geçti. Aktütün'ün ardında Konur Vadi var. Aynı sıkıntıyı yaşayan 4 köy daha var o vadide. Siz Aktütün'ü merkez seçer gücü oraya yığarsanız, vadiyi tehdide açık bırakırsanız, Aktütün'ü koruyamazsınız. Oraya bölük yapmak lazım... <br />
<br />
Bölük yapacak müteahhit parayı aldı kaçtı <br />
<br />
97'de oraya bölük yapılacaktı. Ama devlet hesap sormuyor. Müteahhit terör tehditi var dedi, parayı aldı kaçtı. Ben feryad ediyorum onu bulun diye... Oraya bölük yapın diye... <br />
<br />
Aktütün Vadi içinde yapayalnız... <br />
<br />
ÖRGÜTÜN ARŞİVİ DERHAL ELE GEÇİRİLMELİ <br />
<br />
Örgütün çok ciddi bir arşivi var. O arşivde hangi terörist hangi askeri öldürmüş yazılı... <br />
<br />
Örgüte katılan kişiye bir kod adı veriliyor ama gerçek kimliği o arşive kaydediliyor. Sonra o kişinin tüm eylemleri isminin karşısına kaydediliyor. <br />
<br />
Peki o arşiv nerede? <br />
<br />
Öcalan bize teslim edildiğinde alınan ifadesinde söylüyor. "Kod adı Harun benim sağ kolumdu, şoförümdü. Arşivler onda" diyor. Bizim istihbarat onun gerçek kimliğini biliyor. Suriye'de olduğunu da biliyor. Tutup getirmesi gerekli ki o arşiv çok önemli. <br />
<br />
Arşivde para kaynakları, eylem krokileri, nereden silah aldıkları, yurtdışı bağlantıları, silah şirketleri ile bağlantı, yurtiçi bağlantıları her şey kayıtlı... <br />
<br />
Bunlar bulunmalı ki hukuki delil olarak kullanılsın. Yoksa Aktütün'de askerimizi şehit eden adam gelir, ben elime kana bulamadım, dağda çuval taşıdım deyip eve dönüş yasasından yararlanır. <br />
<br />
ÖRGÜTÜN HESABI İSVİÇRE'DE <br />
<br />
Öcalan1999'da ifadesinde söylemişti. PKK'nın parası İsviçre'de Kürtçe Dayanışma Vakfı hesabına yatırılıyor. PKK'nın yıllık geliri 500 milyon Avro... Eğer bu kasayı bilerek bulmuyorsanız Aktütün'deki askere silah sıkıyorsunuz demektir. <br />
<br />
AYNI ERMENİ SORUNU GİBİ OLACAK <br />
<br />
Türkiye'yi çok büyük bir tehlike bekliyor. Kürt sorunu Ermeni sorununa dönüşecek. <br />
<br />
Ermeni meselesiyle sözde Kürt meselesi de birbirinin devamı.... ASALA cinayetleri birdenbire kesildi ve Ermeni devleti meseleyi Ermeni soykırımına dönüştürerek dünya siyasetine taşıdı. <br />
<br />
Şimdi de Kürt cinayetleri işleniyor ama arkalarında devlet yok. Yarın bugün Kürt devleti kurulunca aynı Ermeni meselesine dönüşecek. <br />
<br />
32 bin teröristin etkisiz hale getirildiği açıklandı. Bu cesetlerin çoğu arazide. Kandil bombalandı. Orada ölenler orada kaldı. <br />
<br />
Kürt Devleti kurulunca Barzani denen adam dünyadan insanları çağıracak. "Türkiye katliam yaptı, işte de kanıtı. Buyrun cesetler" diyecek... <br />
<br />
Peki ne yapılmalı? <br />
<br />
Adalet bakanlığı bu çatışmaların tutanaklarını tutuyor. Bu tutanaklar TSK'nın operasyon raporlarıyla birleştirilmeli. "Biz 100 terörist öldürdük ama 33 de şehit verdik" diyebilmek için. Türkiye bu hazırlığı şimdiden yapmalı... <br />
<br />
ASKERİN İLK ATEŞİ AÇMA YETKİSİ YOK <br />
<br />
2004 Aralık'ta Avrupa Birliği Uyum Yasaları için CMUK'u değiştirdi. Polise, jandarmaya, askere bir tane bile yetki yok. Askerin orada teröristi sağ olarak gözaltına alma yetkisi yok, ateş atma yetkisi yok, arama, yetkisi yok. Basit bir tutanak memuruna dönüştürülmüş. Yani Fransa'nın 150 yıl önceki haline... <br />
Örnek verecek olursak; asker teröristle karşılaştı. Gözaltına alamıyor. Terörist kaçtı. Mesken olarak kullandığı bir ahıra girdi. Asker orayı arayamıyor. <br />
<br />
Terörist ateş açmadan askerin onlara ateş açma yetkisi yok. Sonradan bu "teslim ol ihtarına uymazsa kullanılacak silahta denklik olmak kaydıyla ateş açabilir" diye değiştirildi. <br />
<br />
O G-3'le ateş açıyorsa, sen onu bombalayamazsın yani... <br />
<br />
Hükümet Avrupa Birliği böyle istiyor diyebilir ama Fransız kanunlarında polisin ve jandarmanın bütün bu yetkileri var. <br />
<br />
<a href="http://www.haberaktuel.com/Kurt-sorunu-Ermeni-sorununa-donusecek-haberi-155290.html" target="_blank">http://www.haberaktuel.com/Kurt-sorunu-E...55290.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kürt sorunu Ermeni sorununa dönüşecek<br />
Yıllarca orada görev yaptı. Tüm eksiklikleri biliyor. PKK'nın arşivleri bulunmalı diyor.<br />
Reklam<br />
Eski Aktütün Komutanı Emekli Albay Erdal Sarızeybek Siyaset Meydanı'na katıldı. Ve son saldırının nasıl olduğundan, PKK'nın arşivinin nerede olduğuna ilişkin birçok inanılmaz bilgi aktardı. <br />
<br />
SARIZEYBEK KİMDİR? <br />
<br />
Kırşehir- Kaman doğumlu olan Erdal Sarızeybek 1976 yılında Kara harp Okulu'dan jandarma teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1990 yılında Fransız Jandarma Subay Okulundaki öğrenimini müteakip 92-94 yılında Şemdinli Hudut Tabur Komutanlığı görevinde bulundu. 1999-2003 arasında Van, Manisa ve Şanlıurfa'da İl Jandarma Komutanlığı görevlerinde bulundu. Sarızeybek, 2005 yılında Ankara atandığı Uzman Jandarma Öğrenci Alay Komutanlığı görevinde iken albay rütbesinde, kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. <br />
AKTÜTÜN KARAKOLU'NA GÜNDÜZ NASIL BASKIN YAPILDI? <br />
<br />
Programda bir itirafçının Aktütün Bölgesi'ne 300 kişilik bir baskın yapılabileceğine inanmadığını söyleyen ses kaydı yayınlandı. Sarızeybek hala bölge insanıyla ilişkiyi sürdürdüğünü ve saldırı anında askerlerin kendini arayarak bilgilendirdiğini söyleyerek yeni saldırıya karşı şunları söyledi: <br />
<br />
Basyan'dan geldiler <br />
<br />
"Bunlar Basyan'dan geliyor. Basyan ormanlık bölge, derin çatakları var. Her bir çatakta terörist olabilir. Bunlar yılan gibi yaratık. Son saldırıda köylülerden aldığım bilgilere göre akşam saatlerinde planlanmış. 9 Mayıs'ta bize yaptıkları gibi yapacaklarmış. Gece sınıra yanaşmışlar. Ağaçların arkasında onları kimse göremez. Leylekdağı'na yanaşmışlar. Orada da kimse göremez. Gündüz de asker asker değişiminde mevzilere yanaşmışlar. Teröristi görmek kolay değil. 30 metre ötemdeki teröristi ben görememiştim. Sürünerek geliyorlar, toprak rengindeler.... <br />
<br />
AKTÜTÜN'DE O DA ÇATIŞTI <br />
<br />
Erdal Sarızeybek son kitabı "İhaneti Gördüm" de o çatışmayı şöyle anlatıyordu: <br />
<br />
30 Ağustos 1992. Saat 05.00 suları. Haberci koşarak içeri girdi ve.. <br />
<br />
- Komutanım. Acele telsize gelin. Teröristler Alan Karakoluna saldırıyor.. <br />
<br />
Yedi kişi yola koyulduk, birimiz bir daha geri dönmedi. Tam yardıma geldik derken şiddetli bir patlamayla araç havalandı, mayına bastık ve pusuya düştük. Allahtan başka kimse yoktu yardımımıza gelecek, çatıştık saatlerce bir başımıza&#8230;&#8230;. <br />
<br />
13 Eylül 1992 Aktütün ve 29 Eylül 1992 Derecik çatışmaları. <br />
<br />
Daha Alan'ın izleri ne duvarlarda ne beynimizden silinmemiş. Ben ne yapayım! Şemdinli'de devlet yok! Sadece asker var vatandaş var, ikisi de yalnız!Bir terör belası varsa, devlet bütün kurumlarıyla mücadele edecektir, yalnız askeriyle değil! Bunlar isyan değil bir haykırış, şehirlerin acısıyla dolu bir feryat.. <br />
<br />
Nasıl bu acıya katlanır bu yürek. Katlanıyormuş, anladım, 16 şehidimizi uğurlarken&#8230; <br />
<br />
Silahlandık. Hepimiz; hem asker hem korucu. Irak kuzeyinde açık silah pazarı var, bir de her siparişi karşılayan Iraklı Cemal. Çatıştık ölesiye.. <br />
<br />
Askerler gördü, ilk tetiği çekti <br />
<br />
Ancak Aktütün'de Bayraktepe'deki bizim pusu askerleri bunları görüyor. Erken çatışma çıkıyor. İlk tetiği biz çekiyoruz. Eğer ki ilk tetiği onlar çekseydi durum bambaşka olurdu. İlk tetiği çekmek çok önemlidir. O zaman güç size geçer. Şimdi diyorum ki Özal'ın yapamadığını bu hükümet yapsın. Bizi vurmaya gelsinler diye beklemeyelim, biz gidip vuralım... <br />
<br />
AKTÜTÜN KARAKOLU KALDIRILMALI MI? <br />
<br />
Aktütün kaldırılamaz. Burayı kapatırsanız ülkenin arka kapısını kapatmış olursunuz. Karakol kapatmak demek vatanını terk etmek demektir. 16 sene önce orada 22 kişi öldü. Aktütün köylüsü devletini istiyor. "Biz yalnızız" diyor. Hükümetin görevi o köylüyü korumak. Karakol kapatmak o sorunları çözmez... <br />
<br />
YERİ DEĞİŞTİRİLMELİ Mİ? <br />
<br />
Hayatımız orada geçti. Aktütün'ün ardında Konur Vadi var. Aynı sıkıntıyı yaşayan 4 köy daha var o vadide. Siz Aktütün'ü merkez seçer gücü oraya yığarsanız, vadiyi tehdide açık bırakırsanız, Aktütün'ü koruyamazsınız. Oraya bölük yapmak lazım... <br />
<br />
Bölük yapacak müteahhit parayı aldı kaçtı <br />
<br />
97'de oraya bölük yapılacaktı. Ama devlet hesap sormuyor. Müteahhit terör tehditi var dedi, parayı aldı kaçtı. Ben feryad ediyorum onu bulun diye... Oraya bölük yapın diye... <br />
<br />
Aktütün Vadi içinde yapayalnız... <br />
<br />
ÖRGÜTÜN ARŞİVİ DERHAL ELE GEÇİRİLMELİ <br />
<br />
Örgütün çok ciddi bir arşivi var. O arşivde hangi terörist hangi askeri öldürmüş yazılı... <br />
<br />
Örgüte katılan kişiye bir kod adı veriliyor ama gerçek kimliği o arşive kaydediliyor. Sonra o kişinin tüm eylemleri isminin karşısına kaydediliyor. <br />
<br />
Peki o arşiv nerede? <br />
<br />
Öcalan bize teslim edildiğinde alınan ifadesinde söylüyor. "Kod adı Harun benim sağ kolumdu, şoförümdü. Arşivler onda" diyor. Bizim istihbarat onun gerçek kimliğini biliyor. Suriye'de olduğunu da biliyor. Tutup getirmesi gerekli ki o arşiv çok önemli. <br />
<br />
Arşivde para kaynakları, eylem krokileri, nereden silah aldıkları, yurtdışı bağlantıları, silah şirketleri ile bağlantı, yurtiçi bağlantıları her şey kayıtlı... <br />
<br />
Bunlar bulunmalı ki hukuki delil olarak kullanılsın. Yoksa Aktütün'de askerimizi şehit eden adam gelir, ben elime kana bulamadım, dağda çuval taşıdım deyip eve dönüş yasasından yararlanır. <br />
<br />
ÖRGÜTÜN HESABI İSVİÇRE'DE <br />
<br />
Öcalan1999'da ifadesinde söylemişti. PKK'nın parası İsviçre'de Kürtçe Dayanışma Vakfı hesabına yatırılıyor. PKK'nın yıllık geliri 500 milyon Avro... Eğer bu kasayı bilerek bulmuyorsanız Aktütün'deki askere silah sıkıyorsunuz demektir. <br />
<br />
AYNI ERMENİ SORUNU GİBİ OLACAK <br />
<br />
Türkiye'yi çok büyük bir tehlike bekliyor. Kürt sorunu Ermeni sorununa dönüşecek. <br />
<br />
Ermeni meselesiyle sözde Kürt meselesi de birbirinin devamı.... ASALA cinayetleri birdenbire kesildi ve Ermeni devleti meseleyi Ermeni soykırımına dönüştürerek dünya siyasetine taşıdı. <br />
<br />
Şimdi de Kürt cinayetleri işleniyor ama arkalarında devlet yok. Yarın bugün Kürt devleti kurulunca aynı Ermeni meselesine dönüşecek. <br />
<br />
32 bin teröristin etkisiz hale getirildiği açıklandı. Bu cesetlerin çoğu arazide. Kandil bombalandı. Orada ölenler orada kaldı. <br />
<br />
Kürt Devleti kurulunca Barzani denen adam dünyadan insanları çağıracak. "Türkiye katliam yaptı, işte de kanıtı. Buyrun cesetler" diyecek... <br />
<br />
Peki ne yapılmalı? <br />
<br />
Adalet bakanlığı bu çatışmaların tutanaklarını tutuyor. Bu tutanaklar TSK'nın operasyon raporlarıyla birleştirilmeli. "Biz 100 terörist öldürdük ama 33 de şehit verdik" diyebilmek için. Türkiye bu hazırlığı şimdiden yapmalı... <br />
<br />
ASKERİN İLK ATEŞİ AÇMA YETKİSİ YOK <br />
<br />
2004 Aralık'ta Avrupa Birliği Uyum Yasaları için CMUK'u değiştirdi. Polise, jandarmaya, askere bir tane bile yetki yok. Askerin orada teröristi sağ olarak gözaltına alma yetkisi yok, ateş atma yetkisi yok, arama, yetkisi yok. Basit bir tutanak memuruna dönüştürülmüş. Yani Fransa'nın 150 yıl önceki haline... <br />
Örnek verecek olursak; asker teröristle karşılaştı. Gözaltına alamıyor. Terörist kaçtı. Mesken olarak kullandığı bir ahıra girdi. Asker orayı arayamıyor. <br />
<br />
Terörist ateş açmadan askerin onlara ateş açma yetkisi yok. Sonradan bu "teslim ol ihtarına uymazsa kullanılacak silahta denklik olmak kaydıyla ateş açabilir" diye değiştirildi. <br />
<br />
O G-3'le ateş açıyorsa, sen onu bombalayamazsın yani... <br />
<br />
Hükümet Avrupa Birliği böyle istiyor diyebilir ama Fransız kanunlarında polisin ve jandarmanın bütün bu yetkileri var. <br />
<br />
<a href="http://www.haberaktuel.com/Kurt-sorunu-Ermeni-sorununa-donusecek-haberi-155290.html" target="_blank">http://www.haberaktuel.com/Kurt-sorunu-E...55290.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABD: Taliban&#8217;la uzlaşabiliriz]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12498</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 14:07:40 +0300</pubDate>
			<dc:creator>jakoben</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12498</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">ABD: Taliban&#8217;la uzlaşabiliriz</span></span><br />
<br />
<br />
ABD Savunma Bakanı Taliban'dan güvence istedi.<br />
<br />
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, NATO toplantısı için bulunduğu Macaristan&#8217;ın başkenti Budapeşte&#8217;de gazetecilere Afganistan savaşıyla ilgili açıklamalarda bulundu. <br />
<br />
Gates, uzlaşmanın Afganistan&#8217;daki savaşın ve isyanın siyasal sonu olacağını vurguladı. Uzlaşmanın Afgan hükümetinin koşulları üzerine olması gerektiğini belirten Gates, Taliban&#8217;ın hükümetin hakimiyetine bağlı kalacağına dair taahhüdde bulunmasını istedi.<br />
<br />
Uzlaşmanın El Kaide örgütüne üye olanları kapsamayacağını ifade eden Gates, &#8220;El Kaideli biriyle konuşmadığımızdan emin olmak zorundayız&#8221; dedi.<br />
<br />
Gates, gazetecilerin ısrarla El Kaide ile değil ama Taliban ile görüşmenin mümkün olup olmadığı yönündeki soruya &#8220;Evet&#8221; yanıtını verdi.<br />
<br />
A.A.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">ABD: Taliban&#8217;la uzlaşabiliriz</span></span><br />
<br />
<br />
ABD Savunma Bakanı Taliban'dan güvence istedi.<br />
<br />
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, NATO toplantısı için bulunduğu Macaristan&#8217;ın başkenti Budapeşte&#8217;de gazetecilere Afganistan savaşıyla ilgili açıklamalarda bulundu. <br />
<br />
Gates, uzlaşmanın Afganistan&#8217;daki savaşın ve isyanın siyasal sonu olacağını vurguladı. Uzlaşmanın Afgan hükümetinin koşulları üzerine olması gerektiğini belirten Gates, Taliban&#8217;ın hükümetin hakimiyetine bağlı kalacağına dair taahhüdde bulunmasını istedi.<br />
<br />
Uzlaşmanın El Kaide örgütüne üye olanları kapsamayacağını ifade eden Gates, &#8220;El Kaideli biriyle konuşmadığımızdan emin olmak zorundayız&#8221; dedi.<br />
<br />
Gates, gazetecilerin ısrarla El Kaide ile değil ama Taliban ile görüşmenin mümkün olup olmadığı yönündeki soruya &#8220;Evet&#8221; yanıtını verdi.<br />
<br />
A.A.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Belçika PKK'ya 10 milyon Euro ödeyecek]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12497</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 09:32:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator>eylistanbul</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12497</guid>
			<description><![CDATA[Belçika, 1996'da Sputnik Operasyonu'yla el koyduğu 10 milyon Euro'nun PKK'ya iadesi sürecini başlattı. <br />
 <br />
<br />
<br />
Türkiye'nin tüm uyarılarına rağmen, yargılama süreci zamanaşımına uğradığından, Lüksemburg'da alıkonulan uyuşturucu ve silah kaçakçılığından elde edilen para, PKK'nın yayın organı Roj TV'ye verilecek.<br />
<br />
BELÇİKA makamları, 1996'da el koyduğu ve PKK'ya ait olan 10 milyon Euro'nun örgüte iadesiyle ilgili süreci başlattı. Roj TV'nin finanse edilmesi, PKK'nın kara para aklaması ve uyuşturucu kaçakçılığı üzerine başlatılan Sputnik Operasyonu'nun "hukuki süreci" zaman aşımına uğradı. Bu para 1996'da Lüksemburg'da hesaba yatırılırken ele geçirilmiş ve Belçika makamlarının talebiyle Lüksemburg'da bloke edilmişti.<br />
<br />
<br />
Zamanaşımına uğradı <br />
<br />
Daha sonra Belçika makamları, Brüksel'de bulunan ve o tarihte MED-TV yayınlarını yürüten Roj Yayıncılık şirketinin Belçika'da kara para akladığını belirterek örgüt üyelerine yönelik "Sputnik Operasyonu" başlatmıştı. Ancak sanık konumunda olan 17 kişinin yargılanma süreci, zaman aşımına uğradı. PKK adına haraç toplayanların tespit edilmesine rağmen mahkeme yetkisizlik kararı aldı. Böylece Lüksemburg'da alıkonulan paranın yeniden Roj TV yönetimine iadesi gündeme geldi. Belçika'da yayınlanan De Morgen gazetesi, geçen ayki sayısında bu paranın, Roj TV'ye, dolayısıyla PKK'ya iadesinin gerekli olduğunu, Belçika makamlarının bu parayı Lüksemburg'da alıkoyamayacağını belirtti.<br />
<br />
<br />
Ankara alarmda <br />
<br />
Ankara ise bu gelişme üzerine hem Belçika, hem de Lüksemburg makamları nezdinde girişim yaparak, bu paranın PKK'ya iadesinin engellenmesini talep etti. Ankara, bu paranın örgüte iade edilmesinin, Türkiye'de yürütülen terörle mücadeleye büyük darbe olacağını, paranın her kuruşunun "silah" olarak PKK'ya döneceğini belirtti ve terör örgütlerinin finans olanaklarının kurutulması için bu ülkelerin desteğini istedi.<br />
<br />
Ancak Belçika makamları, hukuki sürecin sonuna gelinmesi nedeniyle 12 yıldır Lüksemburg'da alıkonulan paranın iadesi sürecinin devam ettiğini belirtti.<br />
<br />
<br />
Öcalan sorgulanmıştı <br />
<br />
Sputnik Operasyonu çerçevesinde Brüksel 1. Asliye Ceza Mahkemesi Sorgu Hakimliği, bizzat İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan'ı da sorgulamıştı. Belçikalı Sorgu Hakimi Jeroen Burm başkanlığındaki 8 kişilik heyet Mudanya Başsavcısı ile Öcalan'ı "tanık" sıfatıyla dinlemişti.<br />
<br />
<br />
Erdoğan da uyarmıştı <br />
<br />
Geçen mart ayında Ankara'daki AB büyükelçilerine yemek veren Başbakan Tayyip Erdoğan da, paranın PKK'ya iadesi endişesini dile getirmişti. Ancak Erdoğan, paranın 50 milyon Euro olduğunu ve ayrıca değerli taşların da bulunduğunu belirterek şöyle demişti: "Sputnik Operasyonu, PKK'nın MED TV aracılığıyla uyuşturucu ve silah kaçakçılığından elde edilen kara parayı çeşitli yollarla aklamasına ilişkin bir operasyondur. Para 50 milyon Euro'dur ve bunun yanında külliyetli miktarda değerli taşlar vardır. Şu anda bu bu paranın terör örgütüne hangi yollarla verileceğinin hesapları yapılıyor."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Belçika, 1996'da Sputnik Operasyonu'yla el koyduğu 10 milyon Euro'nun PKK'ya iadesi sürecini başlattı. <br />
 <br />
<br />
<br />
Türkiye'nin tüm uyarılarına rağmen, yargılama süreci zamanaşımına uğradığından, Lüksemburg'da alıkonulan uyuşturucu ve silah kaçakçılığından elde edilen para, PKK'nın yayın organı Roj TV'ye verilecek.<br />
<br />
BELÇİKA makamları, 1996'da el koyduğu ve PKK'ya ait olan 10 milyon Euro'nun örgüte iadesiyle ilgili süreci başlattı. Roj TV'nin finanse edilmesi, PKK'nın kara para aklaması ve uyuşturucu kaçakçılığı üzerine başlatılan Sputnik Operasyonu'nun "hukuki süreci" zaman aşımına uğradı. Bu para 1996'da Lüksemburg'da hesaba yatırılırken ele geçirilmiş ve Belçika makamlarının talebiyle Lüksemburg'da bloke edilmişti.<br />
<br />
<br />
Zamanaşımına uğradı <br />
<br />
Daha sonra Belçika makamları, Brüksel'de bulunan ve o tarihte MED-TV yayınlarını yürüten Roj Yayıncılık şirketinin Belçika'da kara para akladığını belirterek örgüt üyelerine yönelik "Sputnik Operasyonu" başlatmıştı. Ancak sanık konumunda olan 17 kişinin yargılanma süreci, zaman aşımına uğradı. PKK adına haraç toplayanların tespit edilmesine rağmen mahkeme yetkisizlik kararı aldı. Böylece Lüksemburg'da alıkonulan paranın yeniden Roj TV yönetimine iadesi gündeme geldi. Belçika'da yayınlanan De Morgen gazetesi, geçen ayki sayısında bu paranın, Roj TV'ye, dolayısıyla PKK'ya iadesinin gerekli olduğunu, Belçika makamlarının bu parayı Lüksemburg'da alıkoyamayacağını belirtti.<br />
<br />
<br />
Ankara alarmda <br />
<br />
Ankara ise bu gelişme üzerine hem Belçika, hem de Lüksemburg makamları nezdinde girişim yaparak, bu paranın PKK'ya iadesinin engellenmesini talep etti. Ankara, bu paranın örgüte iade edilmesinin, Türkiye'de yürütülen terörle mücadeleye büyük darbe olacağını, paranın her kuruşunun "silah" olarak PKK'ya döneceğini belirtti ve terör örgütlerinin finans olanaklarının kurutulması için bu ülkelerin desteğini istedi.<br />
<br />
Ancak Belçika makamları, hukuki sürecin sonuna gelinmesi nedeniyle 12 yıldır Lüksemburg'da alıkonulan paranın iadesi sürecinin devam ettiğini belirtti.<br />
<br />
<br />
Öcalan sorgulanmıştı <br />
<br />
Sputnik Operasyonu çerçevesinde Brüksel 1. Asliye Ceza Mahkemesi Sorgu Hakimliği, bizzat İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan'ı da sorgulamıştı. Belçikalı Sorgu Hakimi Jeroen Burm başkanlığındaki 8 kişilik heyet Mudanya Başsavcısı ile Öcalan'ı "tanık" sıfatıyla dinlemişti.<br />
<br />
<br />
Erdoğan da uyarmıştı <br />
<br />
Geçen mart ayında Ankara'daki AB büyükelçilerine yemek veren Başbakan Tayyip Erdoğan da, paranın PKK'ya iadesi endişesini dile getirmişti. Ancak Erdoğan, paranın 50 milyon Euro olduğunu ve ayrıca değerli taşların da bulunduğunu belirterek şöyle demişti: "Sputnik Operasyonu, PKK'nın MED TV aracılığıyla uyuşturucu ve silah kaçakçılığından elde edilen kara parayı çeşitli yollarla aklamasına ilişkin bir operasyondur. Para 50 milyon Euro'dur ve bunun yanında külliyetli miktarda değerli taşlar vardır. Şu anda bu bu paranın terör örgütüne hangi yollarla verileceğinin hesapları yapılıyor."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Öcalan'a teklif götürüldü mü]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12496</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 08:21:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator>tired</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12496</guid>
			<description><![CDATA[Öcalan'a teklif götürüldü mü<br />
<br />
<br />
MİT Müsteşarı Emre Taner göreve geldikten sonra kendisiyle konuşan ilk gazetecilerden biri bendim.<br />
<br />
O sohbette, çok ilginç bir şey öğrenmiştim.<br />
<br />
Taner daha önceki görevleri sırasında İmralı&#8217;ya giderek, Abdullah Öcalan&#8217;la görüştüğünü söylemişti.<br />
<br />
Bu, sadece benim için değil, herkes için çok yeni bir bilgiydi.<br />
<br />
Nitekim üç gün sonra bunu yazmıştım ve Türk kamuoyu, cezaevinde Öcalan&#8217;la askerler ve savcılar dışında ilk temasın yapıldığını öğrenmişti.<br />
<br />
Teröristbaşı, karşısında Emre Taner&#8217;i görünce, "Nerede kaldınız, sizleri ne zamandan beri bekliyordum" demiş.<br />
<br />
Demek ki o da bu teması bekliyormuş.<br />
<br />
Meğer Öcalan&#8217;la üst düzey başka temaslar da olmuş.<br />
<br />
Bu temasların bence çok ilginç bazı yanları var.<br />
<br />
O nedenle bu konuyu gündeme getirmek istiyorum.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Geçtiğimiz günlerde Referans Gazetesi yazarı Cevdet Aşkın yazdı.<br />
<br />
Arkasından Hürriyet&#8217;te Yalçın Bayer ona atfen bu konuyu gündeme getirdi.<br />
<br />
Dün de Cumhuriyet&#8217;te Hikmet Çetinkaya üçüncü defa yazdı.<br />
<br />
Ama hayretle görüyorum ki en küçük tepki veya tartışma yok.<br />
<br />
Olay şu:<br />
<br />
Fırat Haber Ajansı, bir süre önce teröristbaşı Abdullah Öcalan&#8217;ın bir konuşmasını yayımlıyor.<br />
<br />
Öcalan konuşmasında, Ergenekon davasıyla ilgili, bana göre abuk sabuk denilebilecek bir analiz yapıyor.<br />
<br />
Konuşmanın o kısmı önemli değil.<br />
<br />
Ancak o arada çok ilginç bir bilgi veriyor.<br />
<br />
Öcalan, 9 yıl önce İmralı&#8217;da iki Türk yetkiliyle görüştüğünü söylüyor.<br />
<br />
Bunlardan biri asker, öteki sivil.<br />
<br />
Asker olan kişi, Albay Atilla Uğur.<br />
<br />
Yani bir askeri istihbarat yetkilisi.<br />
<br />
Öteki ise Emre Taner.<br />
<br />
O dönemde, MİT Müsteşar Yardımcısı.<br />
<br />
Her ikisi de Öcalan&#8217;a şu mesajı vermişler:<br />
<br />
"Hem Atilla Uğur hem Emre Taner bana şöyle dediler: &#8217;Biz bu sorunu KDP, YNK ve Amerika ile değil sizinle çözelim.&#8217; Bana konuşmaları olumlu geldi. Ama onların durumu şimdi ortada. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde yatıyor ve neden tutuklandığını bilmiyor."<br />
<br />
Evet, Öcalan&#8217;ın sözleri böyle.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şimdi gelelim bu işin devamına.<br />
<br />
Atilla Uğur, Ergenekon davasından içeride.<br />
<br />
Öcalan&#8217;ın, "Sorguma katılan paşa" dediği kişi, emekli Orgeneral Hurşit Tolon.<br />
<br />
O da Ergenekon davasından içeride.<br />
<br />
Yani istendiği an, hem savcı hem hákim tarafından şu soru kendilerine sorulabilir:<br />
<br />
"Siz, Öcalan&#8217;a bu sorunu seninle çözelim mesajı verdiniz mi?"<br />
<br />
Tabii aynı soruyu, devletin resmi görevlisi olan MİT Müsteşarı&#8217;na da sorabiliriz:<br />
<br />
"Siz Öcalan&#8217;a böyle bir mesaj verdiniz mi? Verdinizse ne cevap aldınız? Sorunun çözümü konusunda bir ışık gördünüz mü görmediniz mi?"<br />
<br />
Bu soruları hem içeridekilere hem dışarıdakilere sormamız ve mutlaka cevabını almamız gerekiyor.<br />
<br />
Çünkü teröristbaşının dediği doğruysa, Türk devleti kendisiyle bu sorunun çözümü için bir konuşma yapmış ve kendisine bir teklif götürmüş demektir.<br />
<br />
Yanlış anlaşılmasın.<br />
<br />
Ben böyle bir şeye karşı değilim.<br />
<br />
Tam aksine, terörün durdurulması için her yola başvurulması gerektiğine inananlardanım.<br />
<br />
O nedenle 9 yıl önce böyle bir yolun açılıp açılmadığını, açıldıysa bunu kimlerin engellediğini bilmek istiyorum.<br />
<br />
Bu arada şunu hatırlatayım:<br />
<br />
Son 9 yılın 6 yılında iktidarda AKP vardı.<br />
<br />
Aynı soruyu onlara da soruyorum. <br />
<br />
Tabii biri çıkıp "Bu yalan" derse ben de ona şunu söyleyeceğim:<br />
<br />
Ben yeni bir şey yazmıyorum.<br />
<br />
Bu konuda ilk yazı 4 Ekim&#8217;de çıktı. Üzerine iki yazı daha çıktı.<br />
<br />
Bugün ayın 10&#8217;u...<br />
<br />
Bizi, golf oynarken kendisine haber verilmeyen paşa yerine koymayın. <br />
<br />
<br />
Ertuğrül ÖZKÖK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Öcalan'a teklif götürüldü mü<br />
<br />
<br />
MİT Müsteşarı Emre Taner göreve geldikten sonra kendisiyle konuşan ilk gazetecilerden biri bendim.<br />
<br />
O sohbette, çok ilginç bir şey öğrenmiştim.<br />
<br />
Taner daha önceki görevleri sırasında İmralı&#8217;ya giderek, Abdullah Öcalan&#8217;la görüştüğünü söylemişti.<br />
<br />
Bu, sadece benim için değil, herkes için çok yeni bir bilgiydi.<br />
<br />
Nitekim üç gün sonra bunu yazmıştım ve Türk kamuoyu, cezaevinde Öcalan&#8217;la askerler ve savcılar dışında ilk temasın yapıldığını öğrenmişti.<br />
<br />
Teröristbaşı, karşısında Emre Taner&#8217;i görünce, "Nerede kaldınız, sizleri ne zamandan beri bekliyordum" demiş.<br />
<br />
Demek ki o da bu teması bekliyormuş.<br />
<br />
Meğer Öcalan&#8217;la üst düzey başka temaslar da olmuş.<br />
<br />
Bu temasların bence çok ilginç bazı yanları var.<br />
<br />
O nedenle bu konuyu gündeme getirmek istiyorum.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Geçtiğimiz günlerde Referans Gazetesi yazarı Cevdet Aşkın yazdı.<br />
<br />
Arkasından Hürriyet&#8217;te Yalçın Bayer ona atfen bu konuyu gündeme getirdi.<br />
<br />
Dün de Cumhuriyet&#8217;te Hikmet Çetinkaya üçüncü defa yazdı.<br />
<br />
Ama hayretle görüyorum ki en küçük tepki veya tartışma yok.<br />
<br />
Olay şu:<br />
<br />
Fırat Haber Ajansı, bir süre önce teröristbaşı Abdullah Öcalan&#8217;ın bir konuşmasını yayımlıyor.<br />
<br />
Öcalan konuşmasında, Ergenekon davasıyla ilgili, bana göre abuk sabuk denilebilecek bir analiz yapıyor.<br />
<br />
Konuşmanın o kısmı önemli değil.<br />
<br />
Ancak o arada çok ilginç bir bilgi veriyor.<br />
<br />
Öcalan, 9 yıl önce İmralı&#8217;da iki Türk yetkiliyle görüştüğünü söylüyor.<br />
<br />
Bunlardan biri asker, öteki sivil.<br />
<br />
Asker olan kişi, Albay Atilla Uğur.<br />
<br />
Yani bir askeri istihbarat yetkilisi.<br />
<br />
Öteki ise Emre Taner.<br />
<br />
O dönemde, MİT Müsteşar Yardımcısı.<br />
<br />
Her ikisi de Öcalan&#8217;a şu mesajı vermişler:<br />
<br />
"Hem Atilla Uğur hem Emre Taner bana şöyle dediler: &#8217;Biz bu sorunu KDP, YNK ve Amerika ile değil sizinle çözelim.&#8217; Bana konuşmaları olumlu geldi. Ama onların durumu şimdi ortada. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde yatıyor ve neden tutuklandığını bilmiyor."<br />
<br />
Evet, Öcalan&#8217;ın sözleri böyle.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şimdi gelelim bu işin devamına.<br />
<br />
Atilla Uğur, Ergenekon davasından içeride.<br />
<br />
Öcalan&#8217;ın, "Sorguma katılan paşa" dediği kişi, emekli Orgeneral Hurşit Tolon.<br />
<br />
O da Ergenekon davasından içeride.<br />
<br />
Yani istendiği an, hem savcı hem hákim tarafından şu soru kendilerine sorulabilir:<br />
<br />
"Siz, Öcalan&#8217;a bu sorunu seninle çözelim mesajı verdiniz mi?"<br />
<br />
Tabii aynı soruyu, devletin resmi görevlisi olan MİT Müsteşarı&#8217;na da sorabiliriz:<br />
<br />
"Siz Öcalan&#8217;a böyle bir mesaj verdiniz mi? Verdinizse ne cevap aldınız? Sorunun çözümü konusunda bir ışık gördünüz mü görmediniz mi?"<br />
<br />
Bu soruları hem içeridekilere hem dışarıdakilere sormamız ve mutlaka cevabını almamız gerekiyor.<br />
<br />
Çünkü teröristbaşının dediği doğruysa, Türk devleti kendisiyle bu sorunun çözümü için bir konuşma yapmış ve kendisine bir teklif götürmüş demektir.<br />
<br />
Yanlış anlaşılmasın.<br />
<br />
Ben böyle bir şeye karşı değilim.<br />
<br />
Tam aksine, terörün durdurulması için her yola başvurulması gerektiğine inananlardanım.<br />
<br />
O nedenle 9 yıl önce böyle bir yolun açılıp açılmadığını, açıldıysa bunu kimlerin engellediğini bilmek istiyorum.<br />
<br />
Bu arada şunu hatırlatayım:<br />
<br />
Son 9 yılın 6 yılında iktidarda AKP vardı.<br />
<br />
Aynı soruyu onlara da soruyorum. <br />
<br />
Tabii biri çıkıp "Bu yalan" derse ben de ona şunu söyleyeceğim:<br />
<br />
Ben yeni bir şey yazmıyorum.<br />
<br />
Bu konuda ilk yazı 4 Ekim&#8217;de çıktı. Üzerine iki yazı daha çıktı.<br />
<br />
Bugün ayın 10&#8217;u...<br />
<br />
Bizi, golf oynarken kendisine haber verilmeyen paşa yerine koymayın. <br />
<br />
<br />
Ertuğrül ÖZKÖK]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kürtler ve Nakşiler...]]></title>
			<link>http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12495</link>
			<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 08:12:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator>tired</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=12495</guid>
			<description><![CDATA[Kürtler ve Nakşiler...<br />
AKP, Nakşi hareketinin bir parçası değil midir?<br />
<br />
Her ne kadar Nurcuların Fethullahçı kolu ve Süleymancı desteği olsa da AKP&#8217;yi iktidara getiren güç, Nakşi hareketinin 200 yıllık bir yapılanması sonucu doğmuş, bugün Türkiye&#8217;yi yönetir konuma gelmiştir.<br />
<br />
Nakşilerin &#8220;İskenderpaşa Cemaati&#8221; bu hareketin öncüsüdür!<br />
<br />
Peki, asıl güç nerededir?<br />
<br />
Bir ayağı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin Lefke kenti, öteki ayağı Washington&#8217;dur...<br />
<br />
Lefke&#8217;de İngiliz yurttaşı Nakşi şeyhi Nâzım Kıbrısi, Washington&#8217;da ise ABD yurttaşı Nakşi şeyhi Muhammed Kabbani...<br />
<br />
Muhammed Kabbani, Nâzım Kıbrısi&#8217;nin damadıdır. 15 yıl önce Lübnan&#8217;dan ABD&#8217;ye gelmiştir.<br />
<br />
Kabbani, Beyrut Amerikan Üniversitesi&#8217;nde eczacılık eğitimi görmüş, Şam&#8217;da &#8220;İslam Hukuku&#8221; eğitimi almıştır. Bir süre Belçika&#8217;nın Louvain kentinde eczacılık yapmıştır.<br />
<br />
Kabbani, kayınpederinin buyruğuyla ABD&#8217;ye gitmiş, 1991 yılında &#8220;Sufi Nakşibendi Vakfı&#8221;nı kurmuştur. Kabbani&#8217;nin ABD ve Kanada&#8217;da 30 vakfı vardır. İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika gibi ülkelerle bağlantıları vardır.<br />
<br />
Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın, bir ABD gezisinde Kabbani&#8217;yle baş başa 45 dakika görüştükten sonra Beyaz Saray&#8217;a gidip Bush&#8217;la buluştuğunu kamuoyu biliyor...<br />
<br />
Bu buluşma sanırım beş yıl önce gerçekleşti, gazeteler ve televizyonlar birinci haber olarak verdi.<br />
<br />
Nakşi şeyhi Kabbani&#8217;nin Bush&#8217;la sık sık görüştüğü, Ortadoğu ve Kuzey Irak&#8217;a ilişkin bilgiler aldığı, Barzani&#8217;yle de can ciğer kuzu sarması olduğu bir gerçek.<br />
<br />
Biliyorsunuz, Barzani Nakşibendiliğin &#8220;Halidi&#8221; kolundan geliyor...<br />
<br />
***<br />
<br />
Irak&#8217;ın kuzeyinde Musevi Kürtlerin yaşadığı, bunların Barzani ve Talabani&#8217;yle yakın ilişki içinde oldukları bilinen bir şey...<br />
<br />
Bir süre önce Abdullah Öcalan Fırat Haber Ajansı&#8217;na bir açıklama yaptı. Açıklamayı Referans gazetesi yazarlarından Cevdet Aşkın&#8217;ın köşesinde okudum. (4-5 Ekim 2008)<br />
<br />
Öcalan şöyle diyordu:<br />
<br />
&#8220;Kürt milliyetçiliğini ortaya çıkaran İsrail&#8217;dir. İsrail ve Kürt milliyetçiliğinin çok güçlü ilişkileri var. İsrail, bu milliyetçiliği kontrol altında tutmak istiyor.&#8221;<br />
<br />
Abdullah Öcalan, açıklamasında Türk milliyetçiliği üzerinde de duruyor:<br />
<br />
&#8220;Türk milliyetçiliği İttihat Terakki&#8217;de laik kıyafetli olarak gelişmiştir. Kürt milliyetçiliği ise Nakşi karakterli olup içinde laiklik kıyafeti azdır.&#8221;<br />
<br />
Öcalan, Ergenekon operasyonuna değinirken bir saptama yapıyor:<br />
<br />
&#8220;Ergenekon&#8217;un tasfiyesini MOSSAD istedi. Tasfiye edilenlerin yerine &#8216;ılımlı İslam&#8217; anlayışında olanları getirecekler. Bu tasfiyeyle Deniz Baykal daha da zayıflatılacaktır.&#8221;<br />
<br />
Abdullah Öcalan dokuz yıl önce İmralı&#8217;da albay Atilla Uğur ve Emre Taner&#8217;le ayrı ayrı görüştüğünü söyleyip devam ediyor:<br />
<br />
&#8220;Benim Ergenekon&#8217;la hiçbir ilişkim yok. Hem Atilla Uğur hem de Emre Taner bana şöyle dediler: &#8216;Biz bu sorunu KDP, YNK ve Amerika ile değil sizinle çözelim&#8217; dediler. Bana konuşmaları olumlu geldi. Ben de onlara normal davrandım. Ama onların şimdiki durumları ortada. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde yatıyor ve neden tutuklandığını bilmiyor.&#8221;<br />
<br />
Öcalan&#8217;ın sorgusuna katılan paşa Hurşit Tolon da Ergenekon&#8217;dan tutuklu, emekli Albay Atilla Uğur gibi...<br />
<br />
***<br />
<br />
ABD&#8217;nin önde gelen televizyon kanalı CNN, Kandil Dağı&#8217;na çıkıp neden PKK&#8217;ye övgüler düzüyor?<br />
<br />
Sanırım oturup düşünmekte yarar var!..<br />
<br />
Bugün Nakşilikten yola çıktım, Nakşi iktidarın ilişkilerinden PKK&#8217;ye geldim...<br />
<br />
ABD, Kuzey Irak&#8217;ta ve Türkiye&#8217;de Nakşileri avucunun içine almış ceviz kırıyor!<br />
<br />
Kimi gerçekleri görmeden, olaylara Marksist bir pencereden bakmadan, ABD&#8217;nin &#8220;Büyük Ortadoğu Projesi&#8221;ni irdelemeden, ulusal çıkarlarımızı bir kıyıya itip, salt hava bombardımanı yaparak PKK&#8217;nin gücünü kıramayız...<br />
<br />
Yani bu iş salt Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin işi değil... Siyasal güç gerektiriyor...<br />
<br />
Bir Nakşi tezgâhının, İsrail&#8217;in, ABD&#8217;nin, İngiltere&#8217;nin, Almanya&#8217;nın, Fransa&#8217;nın desteği var PKK&#8217;nin arkasında..<br />
<br />
Olayın özü de bu zaten!<br />
<br />
***<br />
<br />
PKK bu kez Diyarbakır kent merkezinde polis aracına alçakça saldırdı; 5&#8217;i polis 6 kişi şehit düştü!..<br />
<br />
Acımız büyük!.. <br />
<br />
Hikmet ÇETİNKAYA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kürtler ve Nakşiler...<br />
AKP, Nakşi hareketinin bir parçası değil midir?<br />
<br />
Her ne kadar Nurcuların Fethullahçı kolu ve Süleymancı desteği olsa da AKP&#8217;yi iktidara getiren güç, Nakşi hareketinin 200 yıllık bir yapılanması sonucu doğmuş, bugün Türkiye&#8217;yi yönetir konuma gelmiştir.<br />
<br />
Nakşilerin &#8220;İskenderpaşa Cemaati&#8221; bu hareketin öncüsüdür!<br />
<br />
Peki, asıl güç nerededir?<br />
<br />
Bir ayağı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin Lefke kenti, öteki ayağı Washington&#8217;dur...<br />
<br />
Lefke&#8217;de İngiliz yurttaşı Nakşi şeyhi Nâzım Kıbrısi, Washington&#8217;da ise ABD yurttaşı Nakşi şeyhi Muhammed Kabbani...<br />
<br />
Muhammed Kabbani, Nâzım Kıbrısi&#8217;nin damadıdır. 15 yıl önce Lübnan&#8217;dan ABD&#8217;ye gelmiştir.<br />
<br />
Kabbani, Beyrut Amerikan Üniversitesi&#8217;nde eczacılık eğitimi görmüş, Şam&#8217;da &#8220;İslam Hukuku&#8221; eğitimi almıştır. Bir süre Belçika&#8217;nın Louvain kentinde eczacılık yapmıştır.<br />
<br />
Kabbani, kayınpederinin buyruğuyla ABD&#8217;ye gitmiş, 1991 yılında &#8220;Sufi Nakşibendi Vakfı&#8221;nı kurmuştur. Kabbani&#8217;nin ABD ve Kanada&#8217;da 30 vakfı vardır. İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika gibi ülkelerle bağlantıları vardır.<br />
<br />
Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın, bir ABD gezisinde Kabbani&#8217;yle baş başa 45 dakika görüştükten sonra Beyaz Saray&#8217;a gidip Bush&#8217;la buluştuğunu kamuoyu biliyor...<br />
<br />
Bu buluşma sanırım beş yıl önce gerçekleşti, gazeteler ve televizyonlar birinci haber olarak verdi.<br />
<br />
Nakşi şeyhi Kabbani&#8217;nin Bush&#8217;la sık sık görüştüğü, Ortadoğu ve Kuzey Irak&#8217;a ilişkin bilgiler aldığı, Barzani&#8217;yle de can ciğer kuzu sarması olduğu bir gerçek.<br />
<br />
Biliyorsunuz, Barzani Nakşibendiliğin &#8220;Halidi&#8221; kolundan geliyor...<br />
<br />
***<br />
<br />
Irak&#8217;ın kuzeyinde Musevi Kürtlerin yaşadığı, bunların Barzani ve Talabani&#8217;yle yakın ilişki içinde oldukları bilinen bir şey...<br />
<br />
Bir süre önce Abdullah Öcalan Fırat Haber Ajansı&#8217;na bir açıklama yaptı. Açıklamayı Referans gazetesi yazarlarından