Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HUKUK’ UN BUYRUĞU MU ?
Yazar Konu
#1
HUKUK’ UN BUYRUĞU MU ?
“BUYRUK HUKUKU” MU ?



Son yıllarda ülkemize peydahlanan “çok hukukluluk” furyasının; eşittir hukuksuzluk olduğuna inananlardanım.

Pozitif ve evrensel hukuk zemininden ve devinimselliğinden azade, Anayasa ve yasaları çerçeve olarak gören, çerçeveletip dekorasyon olarak duvarlarına asan ve hatta ben bunun içini doldururum diyen bir zihniyet; maalesef, sivil toplum, kamu kurumları ve üniversitelerde yeşermeye başladı.

Bu saydığımız yerlerde konuşlanan “Hukuk müşavirleri”, adeta ilgili kurumların süslü vitrini olarak kullanılıyor. Hukuk danışılmayan bu yerler sadece mahkeme günü geldiğinde, kamunun avukatlığını yapıyor ve dava takip ediyor… Kazandıkları idari ve adli dava sayısı da devede kulak. Aslında çok da normal. Demek ki, kurumlarındaki hukuksuzluk diz boyu..!


Bir devletin kurumlarıyla beraber topyekûn hukuk devleti olabilmesi için, iki paradoksal eşik vardır.

a) Ülke vatandaşlarının haklarını hukuk yolu ile aramasındaki artış ve dosya trafiği.
b) Açılan dava sayısındaki düşüş.

Birinci şık, ziyadesiyle ülkemizde gerçekleşmiş durumda.Bu açıdan Hukuka bağlılık ve saygı tam.!

İkinci şık, birincisinin tam tersi. Demek ki, Hukuk devletiyiz. İşler tıkırında, hukuk şakırında işliyor ki, dava sayısında düşme olmuş.

Aslında yukarıdaki iki önerme; aynen durmuş saat gibi günde iki defa doğru saati gösteriyor. İki saat arasındaki zaman ise, bizim uykuda geçirdiğimiz süre.

SİNSİ TEHLİKE:

Çok hukukluluk.Çok hukukluluk; herkesin kendi hukuku,”bizden olsun çamurdan olsun” demek.Ancak hukuku az, guguk’u fazla bir düzendir.Hukukun çok olduğunu da göstermez. Dolayısıyla Türkiye bir hukuk devletinde ziyade, bu süreçte mücadele eden bir noktadadır.Bu yazıda kullandığım hukuk devleti kavramını,“yargı devleti” anlamında da kullanmıyorum. Hukuku ise; kanun ve tüzüğün vb,... üzerinde, dikeyde zihinsel bir eksen kayması ve bir bilinç düzlemi durumsallığı bağlamında, sosyal zekanın bir türevi olarak tanımlıyorum.


PEKİİİ.. NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Hukuk ve demokrasi içselleştirilmesi gereken kavramlardır. Eğer bu iki kavramı ceketinize bulaşmış bir toz olarak görürseniz silkeler geçersiniz. Bu kavramların deri altından kana geçmesi ve iliklerimize kadar işlemesi gerekir. Sistem, adamını yaratamıyor… hukuku işletemiyor.
Taşrada ve Anadolu’da yaşayan (sokaktaki vatandaş) hukuka saygılı ve gereğini yapıyor. Hukuksal olgunlukları tam.


ÜNİVERSİTELER HUKUKA SAYGILI OLADUKUKLARI ZAMAN

Türkiye’nin tam bir hukuk devleti olması için temel kriter; üniversitelerin, mikro sultanlıklarını bırakıp hukuk ile tanıştıkları gün, bu dönüşümün sağlanmasıdır.
Üniversitelerin özerkliği bilimsel alandadır. Hukuksal bir özerklik alanı yoktur. Kendinden menkul bir hukuk alanı da yaratamazlar.

Y.Ö.K’ ün hukuksuzluğundan bahseden üniversiteler, acaba YÖK kaldırılsa Türkiye’ de üniversite sayısı kadar YÖK’ler olacağını ve hukukun YOK olacağını bilmezler mi? İlim kendini bilmektir..bu ise, nasıl kendini bilmezliktir.

Aman ha...bir yanlış anlaşılma olmasın, Her üniversiteye hukuk fakültesinden, Rektör, Dekan atamaya da kalkmayalım…onları da gördük..!

Hukuk, bir demokrasi kültürü, bir sosyal davranış modeli olarak sosyal zekânın geliştirdiği bir motor gücüdür. Hayatında bir kere bile, mahkemeye verilmemiş, vermemiş kişiler bunu algılayamaz.Algılatılır...!

Aslında, O (hukuk) bir varlıktır..gölge sanırlar…


Çünkü onlar, sıradan sokaktaki vatandaş değildir. Çünkü onlar, poligamik evlilik ürünü, sahte cennetin genetiği değiştirilmiş hukuk!! savunucuları ve onlar; psikolojik tacizle baştan çıkarılan, ensesinden öpülesi şehzadeleri ve geleceğin şehzade babalarıdır.



Hukuk ağı işler, işledi mi iyi işler..

Sonuçta hâkim kararını verir…

Saat tam 12 ‘de, Hukuk, 12’ den vurduğunda,

Guguk, “guguk”..guuguuk...

“Demokrasi” uyandığında..!!

Bir “Şehzade” mağmurluğunda…



TAHİR ÇALGÜNER



Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Yukarı Git