Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
13-03-09, Saat:23:07:11 PM,
#1
Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Yaşar Nuri Öztürk, TÜBİTAK'da Darwin'le ilgili yazının kaldırılmasına karşı çıkarak evrim kuramının islamiyetle çelişmediğini, geçmişte evrim görüşüne olumlu bakan islam alimleri bulunduğunu anlatıyor.

Öztürk, Darwin'in evrim teorisinin anafikrini müslüman din adamlarından aldığını ileri sürecek kadar ileri gitti! Hatta hurma ağacının evrim halkasındaki yerinden söz etti. Bu bilimsel bir yaklaşım olmasa da yine de, evrim teorisine karşı halkta var olan olumsuz önyargıyı kıran bir etki yapacaktır.

Geçmişte de genel karşıtlığın tersine, bazı din adamları tarafından evrim görüşünün islamiyetle uyumlu biçimde değerlendirildiğini biliyoruz.
Cevapla
13-03-09, Saat:23:46:14 PM,
#2
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
İslamiyette kadınlar pirzola kemiğinin evrimleşmesiyle ortaya çıkmıştır.
Kaval, yada üzengi kemiğinden evrimleşme olsa ne çıkardı aceba ?
Cevapla
14-03-09, Saat:00:32:27 AM,
#3
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Yaşar Nuri Öztürk denen kişinin en nefret ettiğim özelliği İslam'ı modernmiş gibi göstermesidir. Çağının en büyük dehalarından olan Darwin'in Evrim Teorisinde "ol deyince, evrim olmuyor" bunu abse yapmış beynine iyice soksun !
Cevapla
14-03-09, Saat:16:20:45 PM, (Son Düzenleme: 14-03-09, Saat:16:49:59 PM, Düzenleyen: derdest.)
#4
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
bunun islamı modern göstermekle bir alakası yok.geçmişte evrimden söz eden müslüman düşünürler olmuştur.bunların yazdıkları darwin ki kadar kapsamlı olmamıştır.bu göstermelik değil gerçektir.
El-Câhiz’ın
Kitâbu’l-hayevânı ve İbrahim en-Nazzam
bunları yok sayamayız varolan şeyler.

Bu arada şunlarıda belirteyim;

-islamda canlıların yaratılılışında bir süreç vardır.

-Darwin insan maymunda geldi dememiştir.

Ortaçağdayız;müslüman islamı,evrimi savunan işin magazinsel kısımı haricini bilmez oldu.
Ara
Cevapla
15-03-09, Saat:00:48:34 AM,
#5
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Evrim teorisini tartışmayacağım, isteyen inanır isteyen inanmaz. sansüre de karşıyım. bir bilimsel görüş, geçerliliğini yitirene kadar tartışılabilir.

ama benim söylemek istediğim insanlarımızın bir kısmı bilimsellik adına, ilericilik adına Darwini savunarak açmaza düşüyorlar. Özellikle bir bilimsel teori din karşıtı ise dine karşı olan insanlar hemen bu teoriye dört elle sarılıyorlar, ve bunu da bilimi savunmak adına yapıyorlar.

olayı biraz da farklı noktalardan irdelemek gerekir. ben burada tekrar etmek istiyorum. ortaçağ avrupasında bilim ile hristiyanlık ve musevilik çatışmıştır ve modern bilim böyle ortaya çıkmıştır. çünkü hristiyan din adamları bilimin onların otoritesine meydan okuma olduğunu biliyorlardı ve halkı çeşitli safsatalarla aldatıyorlardı. dolayısıyla bilimsel gerçekler ortaya çıktıkça halk hristiyanlıktan soğumaya başlıyordu. böylece protestan mezhebi doğdu ve katolik kilisesi itibar kaybetti.

oysa aynı şey islam dini için geçerli değildir. islam bilimle çatışmamış ve her türlü bilimi teşvik etmiştir. ortaçağlarda islam ülkelerinde bilimin ilerlemesi ve modern bilimin öncülüğünün yapılması böyle mümkün olmuştur. sonraları çeşitli nedenlerden dolayı islam dünyası bilimde duraklama dönemine girmiş ve gerilemiştir.

fakat hiçbir zaman hiçbir bilimsel hipotez veya teori islamla ters düşmemiştir. yani gerçekliği kanıtlanmış hiçbir bilimsel teori islamı yadsıyamamıştır. bu bir gerçektir.

şimdi gelelim darwin olayına; Darwini körükörüne savunan kişilerin kimi savunduklarından haberi var mıdır? bir kere darwin ölümünden sonra oğlu tarafından yayınlanan mektuplarında türklerden 'yok edilmesi gereken(jenosit-soykırım) geri ve barbar bir ırk' diye söz ederek türklere hakaret eden TÜRK DÜŞMANI VE IRKÇI bir İNGİLİZ AJANIDIR!.

Darwinin teorisi olan sosyal darwinizme göre aşağı ve barbar ırklar medeni avrupalı ırklar tarafından yok edilmelidir! buna doğal seleksiyon deniyor. Bu teorinin Nazizmin, Faşizmin Ari ırk teorisinin temelini oluşturduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Yani Darwini bir bilim adamı! olarak görmek ve bilimsellik adına onu savunmak yakın tarihteki türk milletinin en büyük düşmanı olan ingiliz emperyalizmine bilimsel destek veren ingiliz ajanı, ırkçı ve türk düşmanı bir papaza(yahudi asıllı sanırım) destek vermekle eş anlamlıdır! karar sizin.

Aşağıdaki alıntıda konunun ayrıntısını okuyabilirsiniz.

Darwin Türklere Hakaret Etmiş!

13.03.2009 00:59


Bir kısım Medyanın sahip çıktığı, insanların maymundan geldiğini öne süren Charles Darwin'e göre, Türkler geri ve barbar bir ırk.

Charles Darwin'i tüm dünyaya tanıtan kitabı, 1859'da yayınlanan ve teorisinin temel çatısını içeren Türlerin Kökeni (Origin of Species) adlı çalışmasıydı. Bir ikinci ünlü çalışması ise, "insanın evrimi" konusundaki iddialarını ve ırkçı teorilerini dile getirdiği 1871 tarihli İnsanın Türeyişi (The Descent of Man) adlı kitabıdır.

Bunların dışında Beagle gemisiyle yaptığı yolculuğu ya da bazı bitki ve hayvanlar üzerindeki gözlemlerini konu alan çalışmaları yayınlanmıştır.Bunlar çoğunlukla teknik kitaplardır. Darwin'in görüşlerini, özellikle de iç dünyasını ve yakın çevresi ile paylaştığı düşüncelerini en iyi yansıtan kaynak ise, ölümünden altı yıl sonra oğlu Francis Darwin tarafından yayınlanan Life and Letters of Charles Darwin (Charles Darwin'in Hayatı ve Mektupları) adlı kitaptır. Bu kitapta Darwin'in çok sayıda mektubu vardır ve bu mektuplarda ilginç görüşler dile getirilmektedir.

Bu kitap yayınlandıktan sonra İngiliz fikir adamları arasında önemli bir yankı uyandırmış, özellikle de Darwin'in taraftarları, kitabın her satırını inceleyerek kendilerine akıl hocalığı yapan kişinin görüşlerini etüd etmişlerdir.

Kitapta yer alan mektuplardan bir tanesi ise, oldukça önemli siyasi mesajlar taşıdığı için büyük dikkat çekmiştir. Özellikle İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu'na cephe aldığı, İngiliz başbakanı Gladstone'un "Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu'da yok etmeliyiz"46 gibi sözleri ısrarla tekrarladığı bir dönemde yayınlanan bu mektup kısa sürede önemli bir propaganda malzemesi haline gelmiştir. Çünkü Darwin'in bu mektuptaki fikirleri Gladstone'unkiyle aynı, hatta daha da fanatiktir.

Söz konusu mektup, Charles Darwin tarafından 3 Temmuz 1881 tarihinde W. Graham adlı bir bilim adamına yazılmıştır. Darwin, mektubun girişinde doğada bir amaç ve anlam olmadığı yönündeki klasik materyalist mantıklarını tekrar etmektedir. Ancak sonra konuyu doğal seleksiyon kavramına çekmekte ve doğal seleksiyonun "geri ırkları" eleyerek medeniyetin gelişmesine katkıda bulunduğunu öne sürmektedir. Darwin'in "geri ırk" kavramına kendince örnek olarak gösterdiği millet ise Türk Milleti'dir. Darwin aynen şöyle yazmaktadır:


"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."47

Bu satırlarda Türk Milleti için söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir cehaletin ürünü oldukları açıktır. Nitekim bir sonraki bölümde Darwin'in bu hezeyanlarının ne denli gerçek dışı olduğunu Türk Milleti'nin tarihini ele alarak inceleyeceğiz. Ancak bu noktada yapılması gereken, Darwin'in bu sözlerini detaylı olarak analiz etmek ve bu sözlerin amacını belirlemektir.

Darwin'in bu hezayanını cümle cümle inceleyelim:

1) Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim...

Darwin burada klasik Sosyal Darwinist mantığı kullanmakta ve insanlığın ırklar arasındaki savaş ve mücadele ile geliştiğini öne sürmektedir. Kitabın önceki bölümlerinde incelediğimiz gibi, bu, 19. yüzyıl İngiliz emperyalizminin temel fikri dayanağını teşkil eden koyu ırkçı bir görüştür.

2) ... Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, Türkler tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor...

Darwin burada ise Türk Milleti'nin Osmanlı döneminde Avrupa'daki, özellikle Balkan Yarımadası'ndaki fetihlerinden söz etmektedir. Ancak kullandığı "işgal" kavramı tarihsel olarak yanlıştır ve aslında Türklere duyduğu kinin bir ifadesidir. Çünkü Türk Milleti Balkanlar'ı "işgal" etmemiştir, fethetmiştir. Bu ikisi arasında önemli bir fark vardır. Bir devlet bir toprağı işgal ederse, amacı orayı yağmalamak, üzerinde yaşayan halkı ise ya sürmek ya da sömürmektir. Ancak "fetih" farklı bir kavramdır. Fetih yapan devlet, ele geçirmiş olduğu toprağı ve üzerinde yaşayan halkı sahiplenir, onu kendi bünyesine katar, onları diğer vatandaşları ile eşit konuma getirir. Fethettiği ülkeyi de imar eder, güzelleştirir, kalkındırır.

Osmanlı İmparatorluğu da Balkanlar'ı fethetmiştir. Fethettiği bu topraklardaki halklara büyük saygı ve hoşgörü göstermiş, onları kendi tebaasının bir parçası saymıştır. Balkanlar'ın dört bir yanını da imar etmiş, kalkındırmış, geliştirmiştir. Bölgede çok sayıda kervansaray, hamam, köprü, cami, kütüphane, aşevi inşa edilmiştir ve bunların üstün bir kültürün ürünü oldukları bugün herkesçe kabul edilmektedir.

Kısacası "işgal" ile "fetih" çok farklı kavramlardır. Bu nedenle 1453'teki zafer, dünya literatüründe "İstanbul'un işgali" olarak değil, "İstanbul'un fethi" olarak geçmektedir. Darwin ise bu kavramları kasıtlı olarak karıştırmakta ve özellikle "işgal" kavramını kullanmaktadır. Amacı, elbette, Türk Milleti'ni "barbar" bir toplum olarak gösterebilmektir.

3) ... Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk Barbarlığına karşı galip gelmişlerdir...

Darwin bu cümlesinde üç ayrı önemli mesaj vermektedir. Birincisi, Avrupalı ırkları "medeni ırklar" olarak tanımlayarak klasik ırkçı ve Sosyal Darwinist bakış açısını tekrarlamaktadır. İkincisi, Sosyal Darwinizm'in bir diğer önemli iddiasını yinelemekte ve "ırklar arası yaşam mücadelesi" kavramını kullanarak savaş ve çatışmanın milletleri geliştirdiğini, uygarlığı ilerlettiğini öne sürmektedir.

Darwin'in üçüncü mesajı ise, Türk Milleti'ni "barbar" olarak niteleyişidir. Darwin'in burada kullandığı kelime (hollow) eğer birebir çevrilirse "karaktersizlik" anlamına gelir. Bu ifadeyle, Türkleri herhangi bir özgün karakterden, meziyetten ve kültürden yoksun bir toplum, yani "barbar" bir millet olarak tanımlamaya çalışmaktadır. (Bu tanımlamanın asılsızlığı açıkça ortadadır. Ancak ilerleyen sayfalarda bu konuya daha geniş olarak yer vereceğiz.)

4) ... Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum...

Darwin, en önemli mesajını-ve hezeyanını-bu cümlesinde sergilemektedir. Söyledikleri açıktır: Türk Milleti'nin yakında Avrupalılar tarafından yok edileceğini öne sürmektedir. Bu işi gerçekleştirmesini umduğu Avrupalıları "medenileşmiş yüksek ırklar" olarak tarif etmekte, Türk Milleti'ne de kendince "aşağı ırk" yakıştırması yapmaktadır.

Ancak burada Darwin'in bu hezeyanını önemli bir mesajla birlikte dile getirdiğine dikkat etmek gerekir. Darwin, bu cümleleri, "doğal seleksiyon medeniyetin ilerleyişine katkıda bulunmaktadır" şeklinde bir giriş yaparak söylemektedir. Yani Türk Milleti'nin yok edilmesi hedefinin, doğa kanunlarının bir gereği olduğunu ve medeniyetin ilerleyişine de katkıda bulunacağını iddia etmektedir!...

DARWINİZM İLE TÜRK DÜŞMANLIĞI'NIN KOPMAZ İLİŞKİSİ

Darwin'in ortaya koyduğu bu mantıkların İngiliz emperyalizminin Osmanlı düşmanlığı ile birebir uyum sağladığı ise çok açıktır. Darwin, İngiltere'nin Osmanlı'yı sömürgeleştirme ve Türk Milleti'ni de tarihten silme planına sözde bilimsel bir zemin sağlamaya çalışmıştır. İngiltere'nin körüklediği Türk düşmanlığı akımına, bilimsel bir görüntü kazandırmayı hedeflemiştir.

Darwin'in Türk Milleti ile ilgili bu sözlerinin, İngiltere'nin Mısır'ı işgalinden bir yıl önceye rastlaması da oldukça anlamlıdır. Anlaşılan Darwin, İngiliz yönetiminin Mısır'ın işgali ile başlayacak bir "Osmanlı'yı parçalama" stratejisini kurduğu sıralarda, "Türklerin yakında yok olacaklarını görüyorum, bu doğal seleksiyonun gereğidir" diyerek, bu stratejiye katkıda bulunmuştur.

Darwin'in bu sözlerinin o dönemde son derece etkili olduğunu ise yeniden vurgulamak gerekir. Darwin fikirlerini kuşkusuz sadece bu mektupta değil, İngiliz devlet adamları ile olan temaslarında da ifade etmiş ve onlara Türk Milleti'nin yok edilmesi planına sağladığı "bilimsel" desteği sunmuştur. Darwin'in bu mektubu 1888 yılında yayınlandığında ise, Türk Milleti'ne karşı yürütülmekte olan propaganda savaşına büyük bir destek sağlamış, Türk düşmanları Darwin'in hezeyanlarından güç bulmuşlardır.

Darwin'in Türk düşmanlığına sağladığı bu desteğin etkisi, günümüzde bile sürmektedir. Başta Almanya olmak üzere çeşitli Batılı ülkelerdeki neo-Nazi ve faşist gruplar, Türklere karşı yürüttükleri karalama kampanyasında hala Darwin'in bu sözlerine atıfta bulunmaktadırlar. Internet'teki çeşitli neo-Nazi sitelerinde, Darwin'in "Ari ırkın üstünlüğü" hakkındaki sözlerinin yanında Türk Milleti hakkındaki hezeyanı da yer almaktadır. Almanya'daki Türk soydaşlarımızı acımasızca katleden, evlerini kundaklayan, işyerlerini yağmalayan "dazlak"lar, Darwin'in görüşlerinden güç bulmaya devam etmektedirler.

Bu gerçek, 19. yüzyılda Batı emperyalizmi tarafından körüklenen, o zamandan bu yana da çeşitli çevreler tarafından ısrarla ayakta tutulan "Türk düşmanlığı" akımının ardında, Darwinizm'in önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Elbette ki Türklere düşman olan toplum, grup ya da kişiler tarihin her döneminde var olmuştur. Ancak ilk kez Darwin bu düşmanlığa sözde bilimsel bir dayanak sağlamış, Türk Milleti'nin "geri ve ilkel" bir millet olduğu şeklindeki safsatalara bilimsel bir kılıf bulmuştur.

Bu ise elbette milletini ve vatanını seven her Türk'e, Darwinizm'e karşı tavır almak, bu ırkçı ideolojiyi reddetmek ve geçersizliğini de elinden geldiğince ortaya koymak görevini yükler. Aksi takdirde, eğer Darwinizm'i savunursa, kendi milletini yok etmek isteyen bir dünya görüşüne hizmet etmiş olacaktır.

Darwinizm'e hala körü körüne bağlı kalan, bu safsataya akla ve bilime rağmen arka çıkan birtakım Türk bilim ve fikir adamlarına duyurulur... Darwinizmdini.com

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!"
Dehrin cefasını çektik sefasını süreceğiz.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Ara
Cevapla
15-03-09, Saat:01:00:26 AM,
#6
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
kutadgubilig dostum
önsezilerim diyorki
vermiş olduğunuz link bu konu hakkında böyle düşünüyorlarsa
bu konu hakkındaki en yanlış yaklaşım odur.
ama sizin araştırmacılığınızı kutlarım o ayrı.
Cevapla
15-03-09, Saat:02:19:21 AM,
#7
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
valla ben hiç linke, siteye filan bakmadım. siz yazdıktan sonra baktım. önemli olan yazının içeriği ve gerçekliği..
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!"
Dehrin cefasını çektik sefasını süreceğiz.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Ara
Cevapla
15-03-09, Saat:12:58:57 PM,
#8
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Burada çok yanlış bir tartışma yapılıyor bakınız sevgili Yaşar Nuri Öztürk Hocam çıktığı iki programda da İbni Miskeveyh adlı bir filozoftan bahsetti evrim teorisini ilk onun ortaya attığını söyledi. Ondan sonra geliştirenlerinde olmuş, daha Darwin o zamanlar dünyada yok.

Bence atıp tutacağımıza İbni Miskeveyh'in ''El-Fevzü’l-Asgar'' adlı eserini bir yerlerden bulup okuyalım derim.

Bu konuyla ilgili değerli Hocalarımızdan Süleyman Ateş ise şöyle bir açıklama yapmış ;

''Prof. Dr. Süleyman Ateş: Darwin’e karşıyım ama bilimde sansür olmaz. Kuran’a göre insan bir evrim geçirmiştir. Ama Darwin’in dediğin gibi insan maymundan gelmiş değildir. Kuran’da insanın henüz halife olmazdan önce, yani yeryüzünde Allah’ın temsilcisi olmazdan önce barbar, kan dökücü bir canavar gibi olduğu söyleniyor. Ama akıl potansiyeliyle insan olgunlaşıyor ve yeryüzündeki varlıklara hakim olacak duruma geliyor. Bu Allah’ın bir lütfu sayesinde oluyor. Bakara suresinin ayetlerinde buna işaret edilmektedir. İnsan suresinde ise ” İnsan kendisinin hiç anılmadığı uzun zamandan geçmedi mi “ diye buyurulmaktadır. Yani insan daha insan değildi ama insan olma yönüne yönlendirilmişti.'' 1

1- Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Yaşar Nuri Hocamız hakikatten çok değerli bilgiler bulup önümüze getiriyor kensini çağımızın islam alimlerinin en değerlisi ilan ediyorum.
Cevapla
15-03-09, Saat:17:06:10 PM,
#9
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
(15-03-09, Saat:12:58:57 PM)golgeyele Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.Yaşar Nuri Hocamız hakikatten çok değerli bilgiler bulup önümüze getiriyor kensini çağımızın islam alimlerinin en değerlisi ilan ediyorum.

Gülücük Gözü Dönmüþ
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!"
Dehrin cefasını çektik sefasını süreceğiz.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Ara
Cevapla
15-03-09, Saat:18:19:49 PM, (Son Düzenleme: 19-03-09, Saat:01:37:31 AM, Düzenleyen: narcisus.)
#10
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
golgeyele:

"Bence atıp tutacağımıza İbni Miskeveyh'in ''El-Fevzü’l-Asgar'' adlı eserini bir yerlerden bulup okuyalım derim. "

Sayın golgoyele,bugün Nuriye Atabey`in sunduğu programda konuk Yaşar Nuri ÖZTÜRK`tü.Evrim konusunda sizin de söylediğiniz gibi,İbn-i Miskeveyh`den uzunca bahsetti.Yine,ayrıca ismini yanlış anımsamıyorsam,Karafi diye bir isimden sözetti. Jean Jacques Rousseau,Voltaire ve Montesquieu`den önce kuvvetler ayrılığını ortaya atan kişidir dedi.Önyargılı olmamak,araştırmak gerekir diye düşünüyorum.Evrim teorisine inanmakla birlikte,araştırmanın kimseye bir zarar getirmeyeceği görüşünü taşıyor,bu nedenle yukarıya aldığım sözlerinize katılıyorum.
Ara
Cevapla
15-03-09, Saat:21:53:28 PM,
#11
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Sevgili narcius teşekkürler,

hakikatten evrim teorisi konusunda bu kitap okunmalı ama günümüz Türkçesine çevirilmiş haliyle bulabilirmiyiz bilmiyorum, ben kendi çabalarımla sayın Öztürk'e ulaşmağa çalışacağım. Birde Erzurumlu İbrahim Hakkı dedi, yanılmıyorsam Yaşar Nuri hoca.
Cevapla
15-03-09, Saat:22:35:42 PM,
#12
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Yaşar Nuri hoca,kafadan söylemiyor kaynak gösteriyor.İslam dinine hizmetleri büyük,bu ülkede dincilerin ipini pazara çıkarıyor,dindarlara yol açıyor.
ERGENEKON TÜRKLERİN DİRİLİŞ DESTANIDIR.
Ara
Cevapla
15-03-09, Saat:23:08:35 PM,
#13
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Sevgili gölgeyele ve Narcisus bu yaziyi özellikle sizin okumanzi rica ediyorum, tabiki konuyla ilgilenenler icinde cok güzel bir yazi; Yazi Burak Capraz'in Milliyet'teki blogundan alinmisdir. Yine her zamanki gibi Islami ve Türklügü yüceltme cabalarinin ufak bir örnegiyle karsi karsiyayiz. Asagida yazinin basligi bulunmaktadir Milliyet'in teknik önlemleri nede ile yaziyi Copy-Paste yapmam ne yazikki mümkün degildir. Lütfen verecegim linkden okuyunuz.

Evrim Miskeveyh'le degil Antik Yunan'da ortaya atildi Miskeveyh'e göre Türk hayvandan farksizdi.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Bu arada Yasar Nuri'nin bahsettigi Erzurumlu Ibrahim Hakki'ya da mutlaka deginmek gerekir asagida en önemli eseriyle ilgili degerli bilgiler var; Sevgili Gölgeyele ve Narcisusu yine okumanizi rica ediyorum tabi konuyla ilgilenen diger arkadaslarinda



ALINTIDIR


BİR REZALETNAME: MARİFETNAME VE BİLİMSEL GERİLİĞİN KÖKENİ
--------------------------------------------------------------------------------

Kuran evde bohçalar içinde sarılı, okunmadan dururken dini yayınlar adı altında öyle kitaplar satılmakta ve okunmaktadır ki buna akıl erdirmek hiç mümkün değildir. Bu bölümde 250 yılı aşkın bir süredir rekor düzeyde satan, hala sadeleştirilip farklı yayınevleri tarafından tekrar tekrar basılan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesi’ni inceleyeceğiz.

İLİM, İRFAN OKYANUSUNUN KİTABI
Erzurumlu İbrahim Hakkı, gelenekçi dini savunanlar tarafından büyük alim, ilim ve irfan okyanusu olarak takdim edilir. İbrahim Hakkı’nın Marifetname’deki izahlarına geçmeden, bu kitabı öven açıklamalara bir iki örnek vereceğiz. Bu övücü açıklamaları aklınızda iyi tutarsanız İbrahim Hakkı’nın değerli (!) açıklamalarını okuduğunuzda daha iyi değerlendirebilirsiniz. Kitsan tarafından 1984 yılında basılan Marifetname’nin 2. sayfasında İstanbul Müftüsü Selahattin Kaya’nın takdimi şöyledir. “Yazıldığı asırlara ışık tutan, günümüze kadar değerinden bir şey kaybetmeksizin dini eserler arasında müstesna bir yer işgal eden Marifetname’nin tekrar irfan hayatımızda yer alması sevindirici bir olaydır.”

Bedir Yayınevi ise Erzurumlu İbrahim Hakkı’yı tanıtırken, bizim gibi mezhepleri eleştirenleri ve sonuç olarak da Marifetname’yi de eleştirenleri kınayarak ve İbrahim Hakkı’yı överek okuyucularını bu muazzam (!) esere hazırlar: “Bu kitabın müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri zahir batın ilimlerinde son derece yüksek bir mevkiye sahip olup, hem ulema-i amilinden, hem de meşayihi kiramdan bir zat-ı celil-ül kadirdir. Kendisini rahmetle anar, onun ve diğer piranın ruhaniyetlerinin bizimle beraber olmasını Hak Teala’dan niyaz ederiz. Müellif hazretleri Ehl-i Sünnet Vel Cemaat mezhebindedir. Zaten hem itikad ve hem amelde tek yol Sünniliktir. Zamanımızda İslâm dünyasında ve bu arada memleketimizde türeyen bazı gafil ve cahiller Ehl-i Sünnet yolundan saparak yüce dinimizin safiyetini bozmak istemektedirler. Reformcular, Vehhabiler, Selefiye cereyanı salikleri, mezhepleri inkar edenler, mezhepleri birbirine karıştırmak isteyenler, İran Rafizilerinin peşine düşenler, din perdesi altında hizipçilik, anarşi ve terör kundakçılığı yapanlar ortalığı ifsad etmektedirler. Tüm mü’min kardeşlerimizin bu zararlı bidat cereyanlarına karşı son derece uyanık bulunmaları, onların aldatıcı propagandalarına kanmamaları ve Ehl-i Sünnet mezhebine sımsıkı sarılmaları lazımdır. Ta ki dinimiz yücelsin, ümmetimiz selamet bulsun. Marifetname’nin bu baskısı büyük emeklerle hazırlanmış gerektiği zaman selahiyet sahiplerine danışılmış ve elden geldiği kadar eksiksiz bir eser vermek için gayret sarf edilmiştir. Türkiye’mizin yetiştirmiş olduğu büyük İslâm alimi ve arifi olan Şeyh İbrahim Hakkı Erzurumi hazretlerinin Marifetname’si eski tabirle bir muhital maariftir yani bir ilim ve irfan okyanusudur. Baştan sona kadar inceliklerle, hikmetlerle dolu bir hazinedir. Böyle bir eseri milletimize sunmaktan bahtiyarlık duyuyoruz ve bizi buna muvaffak kıldığı için Halıkımıza hamdu senalar ediyoruz.”
Bedir Yayınevinin kitabı takdimi bu şekildedir.

BİR REZALETNAME: MARİFETNAME
Birazdan vereceğimiz örnekleri incelemeniz Ehli Sünnet alimi diye gösterilenlerin seviyelerini anlamanızı, dini yücelttiklerini sanırken neler yaptıklarını, bunun yanında bunları öven mezhepçi zihniyeti eleştirmekte isabetli veya isabetsiz olduğumuzu belirlemenizi sağlayacaktır. (Eğer bu kitabı almak isterseniz İbrahim Hakkı’nın yaptığı Cennet haritasını da kapsayan bir kitabı alın. Ne yazık ki Marifetname’nin bazı baskıları bu çok değerli(!) haritayı kitaptan çıkarmış bulunuyorlar.) Değerlendirmelerinizi daha rahat yapabilmeniz için Marifetname’den (Başlıklar bize aittir) örneklere geçiyoruz:

MELEKLERİ KORKUTAN YAKUT GÖZLÜ YILAN
Bütün bu saf saf olan meleklerin ötesinde bir büyük yılan vardır. Arşı azamı başı kuyruğunun üzerine gelmek üzere çevrelemiştir. Başı beyaz inciden, bedeni sarı altından ve gözleri kırmızı yakuttan yaratılmıştır. Her bir tüyünün dibinde bir meleğin tespih ettiği yüz bin kanadı vardır. Bu sarı yılanın tespihinin sesi diğer bütün meleklerin tespih seslerini bastırarak onlara korku verir. Ağzını açtığı zaman gökleri ve yeri bir lokma etmesi mümkündür. Eğer o büyük yılana ilham olunmasa idi, onun sesinin heybetinden bütün mahluklar helak olurdu.

ALTI YÜZ KANATLI, ALTMIŞ BİN TELEKLİ MELEK
Birisi Cebrail aleyhis-selamdır ki altı yüz kanadı vardır. Her birinin yüz teleği vardır ki her teleğin uzunluğu Batı ile Doğu’nun arası kadardır. Tüm kanatları renkli nurlarla olmakla beraber, büyük cüssesi kardan beyazdır. Ayakları yerin altına kadar uzanır. Kanadının bir tüyü ile dağları devirecek kadar kuvvetlidir.

YEDİ GÖK
.... Bunun altında dördüncü gök vardır ki beyaz gümüştendir. Bunun ismi Erkalun’dur. Buranın melekleri at suretindedir. Reislerinin ismi Kabail’dir. Bu dördüncü göğün bekçisidir. Bunun altında üçüncü gök vardır ki sarı yakuttandır. Bunun ismi Maun’dur. Buranın melekleri kartal suretindedir. Reislerinin ismi Saftail’dir. Bu üçüncü göğün bekçisidir.

KULPLU GÜNEŞ VE KILIFLI AY ARABALARI
Allah sözü edilen derya içinde Güneş için üç yüz altmış kulplu elmastan bir araba yaratıp, üzerine Güneş koymuştur. Güneş’i arabası ile doğudan batıya doğru çekip götürmeleri için her kulpundan tutacak bir melek tayin etmiştir. Ay içinde Hak Teala üç yüz kulplu sarı yakuttan bir araba yaratarak, üzerine Ay’ı yerleştirmiştir. Ay’ı arabası ile doğudan batıya çekip götürmeleri için her kulpu tutacak bir melek tayin edilmiştir. Ayrıca Ay için cevherden altmış kulplu bir kılıf yaratmış, her kulptan tutacak altmış melek tayin etmiştir. Ay’ın arabasını götüren melekler onu her gün Güneş’ten uzaklaştırdıkça, kılıfını tutan melekler de kılıfı her gün Ay’dan biraz daha sıyırarak Güneş ile Ay karşı karşıya geldiğinde kılıfından tamamen çıkıp dolunay halinde görülür. Sonra Ay’ı Güneş’e melekler yavaş yavaş yaklaştırdıkça kılıfını da diğer taraftan her gün biraz daha yaklaştırıp Ay Güneş’e iyice yaklaştığında kılıfını Ay’a tamamen giydirirler. Kıyamete kadar bu şekilde devam eder. Bu sebepten Ay bazen hilal, bazen yarım ay, bazen dolunay şeklinde görülür.

KIRK BİN BAŞLI, KIRK BİN AYAKLI, KIRK BİN BOYNUZLU KIRMIZI BOĞA LİYUNAN
Hak Teala yedi göğün her birisini balıklar gibi binlerce çeşit yaratıkla dopdolu etmiştir. Yedi göğün duvarı olan Kaf Dağının ötesinde bir büyük yılan yaratmıştır. Yılan büyük dağı halka gibi kuşatıp başını kuyruğu üzerine koymuştur. Kıyamete kadar Hak Teala’yı yüksek şanıyla tespih eder. Bu denizler ortasında yedi yer bir gemi gibi hareketli ve huzursuz iken, Hak Teala bir büyük melek tayin etmiştir ki; yerlerin etrafını kavrayıp, bir omuzu üzerinde sakin kılmıştır. Sonra Hak Teala, o meleğin ayağı sağlam dursun diye yeşil yakuttan büyük bir kare biçiminde kaya yaratmıştır ki, onun en üst düzeyinde bin vadi yaratıp, her birini bir deniz ile ve her denizi binlerce çeşit yaratıkla doldurmuştur. Daha sonra Hak Teala o kayayı sabit tutmak için bir büyük kırmızı öküz yaratmıştır ki onun kırk bin başı, kırk bin boynuzu, kırk bin ayağı vardır. Her iki ayağı arası bir yıllık yoldur. Kayayı boynuzları ve sırtı üzerine yerleştirmiştir. Bu öküzün adı Liyunan’dır. Sonra Hak Teala onun ayaklarını sabitleştirmek için bir büyük balık yaratmıştır ki yedi deniz onun ağzında bir damla gibidir. Sonra Hak Teala o balığın altında bir büyük deniz yaratmıştır ki bu büyük balık, bu büyük denizde sukun ve karar etmiştir. Sonra Hak Teala o denizin altında yedi tabaka cehennem yaratmıştır. O büyük deniz cehennem üzerinde sakin olmuştur. Sonra Hak Teala yedi cehennemin altında sert rüzgar yaratmıştır ki cehennemin iki tabakası onun üzerinde karar kılmıştır...

HANIMLAR İÇİN ÖNERİLER
Hanımını insanların kalabalık olduğu yerlere bakan eyvanlarda oturtmamak. Ta ki namahreme bakıp, halka meyli akmasın. Hanımına değerli ve süslü elbise giydirmemektir. Ta ki ziynet satmak için dışarı çıkmayıp evine bağlı olsun.

FAKİRLİĞİN SEBEPLERİ
1. Günah işlemek
2. Yalan söylemek
3. Sabah vakti uyumak
4. Bir gün bir gecede sekiz saatten çok uyumak
5. Soyunup çıplak yatmak
6. Çıplak iken abdest bozmak
7. Bir yanı üzerine yaslanıp ekmek yemek
8. Ekmek kırıntılarını yere dökmek
9. Cenabet iken ağzını yıkamadan yemek
10. Soğan ve sarımsak kabuklarını yakmak
11. Geceleyin evi süpürmek
12. Çöpleri evin içinde biriktirmek
13. Yaşından büyüklerin önünde yürümek
14. Anne ve babasını isimleri ile çağırmak
15. Eline geçen çer çöple dişlerini kurcalamak
16. Toprak ve çamur ile ellerini ovalamak
17. Eşik üzerinde oturmak
18. Kapının bir kanadına dayanmak
19. Helada abdest almak
20. Elbisesini üzerinde dikmek
21. Yüzünü yıkayınca yeniyle ya da eteği ile silmek
22. Evde örümcek yuvasını saklamak
23. Namazı kılmada gevşek davranmak
24. Sabah namazını kıldıktan sonra camiden erken çıkmak
25. Her sabah çarşıya erken gitmek
26. Çarşıdan eve geç dönmek
27. Dilencilerden ekmek kırıntılarını satın almak
28. Kendi evladına beddua etmek
29. Biti ateşe atmak
30. Gece kapların ağzını açık bırakmak
31. Mumu, kandili nefesle söndürmek
32. Boğumlu kalemle yazmak
33. Dişi kırık tarakla taranmak
34. Anne, baba ve üstadına duayı unutmak
35. Sarığını otururken sarmak
36. Ayak donunu ayakta giymek
37. Dilenciye kızıp boş çevirmek
38. Kısıp ihtiyacından az harcamak
39. İsraf edip haddinden çok harcamak
40. Geçim işlerinde gevşek davranmak
41. Kapısız evde yalnız yatmaktır.

UNUTMANIN SEBEPLERİ
1. Çok günah işlemek
2. Çok düşünmek ve üzülmek
3. İş ve meşguliyeti çok ve dağınık olmak
4. Taze çeşniş yemek
5. Ekşi elma yemek
6. Ense çukurundan kan aldırmak
7. Deve katarı arasından geçip gitmek
8. Mezar taşındaki yazıları okumak
9. Asılan adamın yüzüne bakmak
10. Canlı biti yere atmak

İŞTE SÜNNİLERİN SATIŞ REKORU KIRAN KİTABI BUDUR
Verdiğimiz bu örnekler, mezhepçi İslam’ın koyu savunucularından olan ve mezhepçilerin hararetli takdirlerini, övgülerini kazanan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın iki yüz elli yılı aşkın bir süredir rekor sayılarda satan kitabından alıntılardır. Bu kitapta yazılanlar din adına yazılmış ve bu kitap İslami kitaplardan biri sayılmıştır. Bu kitaptaki bilgiler dini bir bilgiymiş gibi takdim edilmiştir. Kuran Müslümanı ile kendine Ehl-i Sünnet diyenler arasındaki fark bu kitapta da ortaya çıkmaktadır. Kuran’ı tek kaynak gören biri bu kitabı şiddetle yererken, “Ehl-i Sünnetim” diyenler ısrarla kitabı temize çıkarmaya çalışmaktadırlar. Uyuşturucu ile beyni yıkanmış bir adamın hayal dünyasında bile canlandıramayacağı manzaralar, Kuran’a, akla ve bilime ters olmasına rağmen savunulmuş ve üstelik müftüler, İslami yayınevleri bu izahları yapan kitaba ve yazarına övgüler yağdırmışlardır. Bu bilimsel (!) açıklamaları yapan İbrahim Hakkı hazretleri (!) ise tüm bu izahların “Tecrübe ile sabit” izahlar olduğunu yine marifetli kitabı Marifetname’de söylemektedir. Bu izahların nasıl bir tecrübe ile sabit olabildiğini kitabın yazarına sormak isterdik ama hayatta değil. Vardır herhalde bir açıklaması !

İBRAHİM HAKKI’NIN ÖNDERİ, BÜYÜK ALİM ETİKETLİ TABERİ
İbrahim Hakkı bu izahlarının bir çoğunu uydurma hadislere dayandırır ve kendisinden önceki Sunni alimleri kaynak olarak kullanır. İbrahim Hakkı’dan 900 yıl kadar önce yaşamış Taberi de İbrahim Hakkı’nın kaynaklarından biridir. Sunnilere göre büyük alim (!) olan Taberi’nin kitaplarını okuyanlar, Cebrail’in kanadı ile Ay’ın ateşini söndürdüğünü, Güneş ve Ay’ın kulplu arabalarda seyahatini, Güneş ve Ay’ın gökteki bir denizde yüzdüklerini, meleklerin kanatlarını kapatmalarıyla gece olduğunu, Ay’ın ve Güneş’in çekilerek batıya getirildiğini, meleklerin arabadan düşen Güneş’i yerine koyduklarını öğrenebilirler. Taberi de İbrahim Hakkı gibi dinsel motiflerle süslü bilimsel (!) izahlarını din dersi havasında uzun uzadıya anlatır. Bazı insanlar Kuran’ın bilimsel mucizelerine, akılla, bilimle çelişmeyen, aklı kullanmayı, bilimin temeli olan araştırıcılığı teşvik eden izahlarına rağmen Müslümanlar’ın özellikle son yedi yüz yılda nasıl bilim platformunda geri kaldıklarını merak ederler. Ne yazık ki İslam aleminin rehberi Kuran olmamıştır! Kuran ölülerin arkasından okunan okuma kitabıdır. Kuran tercümesi yasaklanan kitaptır. Kuran rehberlikte kenara konmuş, Taberiler, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnameler’i rehber olmuştur. Rehberleri yukarıdaki izahlarla dolu kitaplar olanların bilimsel alanda ilerlemesi, toplumun refahına, mutluluğuna varılacak yolda katkı yapmaları mümkün olabilir mi?

Kanaatimizce dinsizlik adına yapılan saldırılar bile bu tarz kitaplar kadar dine zarar vermemiştir. Bu tarz kitaplar; ya dinsizlerin saldırmaları için malzeme oluştururlar, ya da Kuran’ın yeterliliğini bilmeden dini kaynak diye bu kitapları okuyanların aklını karıştırırlar. Dini; bir mitoloji, mantığa aykırı izahların kabulü, bilimin reddi gibi gösterecek olan bu kitapları basan, yazan, savunan din dostları oldukça (!) tahminimiz dinin düşmana hiç ihtiyacı kalmayacaktır.

BİLİMDE GERİ KALMIŞLIĞIN KÖKENİ
Peygamberimiz’in vefatından sonraki ilk birkaç yüzyılda hurafeler, uydurmalar çıkmış olsa da Sünniliğin, Şiiliğin, hadisçi İslam öğretisinin bu yüzyıllarda tam bir hakimiyetini göremiyoruz. Hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesine ve aklın bir kenara bırakılmasına karşı çıkan Mutezile gibi ekollerin bu yüzyıllardaki varlığı, hatta Abbasi halifelerinin kimisinin Mutezile ekolünü benimsemesi bunun delilidir.

İşte İslam’ın bu ilk asırlarında dünyanın en ileri, en medeni toplumu İslam toplumuydu. Aşağı yukarı her bilim tarihi kitabı, bugünkü Avrupa medeniyetinin, Rönesansının, sanayi toplumunun, kapitalizminin ve bunlarla ilintili olarak bilimsel ilerlemesinin kökeninde İslam ülkelerinden alınan düşünsel ve bilimsel mirası kabul eder. Hıristiyan toplumların doğru dürüst kitaplığının olmadığı dönemde İspanya’ya yerleşmiş Müslümanlar, İspanya’da yetmiş büyük halk kitaplığı yapmışlardı ve sırf Kurtuba’daki kütüphanede 600.000’lere ulaşan kitap sayısıyla düşünce hayatı aydınlatılıyordu. Astronomi, kimya, tıp, botanik, matematik ilimlerinde büyük atılımlar hep Müslüman bilim adamlarınca yapılıyordu. Müslümanlar’ın çeviri alanında da bu yüzyıllarda büyük uğraşları vardı. Çevirisi yapılan kitaplarla geçmişteki bilgi birikimi kullanılıyor ve mevcut bilgilerle birleştirilip atılımlar yapılıyordu. Hatta Avrupa, kendi medeniyetinin tarihsel kökeni diye övündüğü Eski Yunan’ın ünlü düşünürleri Aristo, Platon ve diğerleriyle de Müslümanlar’ın yaptığı çeviriler sayesinde tanıştı. İşte ilk yüzyıllarında İslam toplumunda böylesi bir bilimsel merak ve bunun sonucu olan ilerleme vardı. Müslümanlar çok kısa sürede topraklarını İspanya’ya kadar genişletmekle kalmamış, bilimsel, düşünsel birikimler oluşturup, bu birikimlerini de bu topraklara yayıp insanlığın hizmetine sunmuşlardır.

İNSANLAR KENDİLERİNİ BOZMADIĞI SÜRECE TOPLULUKLAR BOZULMAZ
Peki ilk yüzyıllarında dünyanın en ileri medeniyeti olduğu kabul edilen İslam medeniyeti, sonradan ne olmuştur da bugünkü acınacak durumuna düşmüştür.

Gerçek şu ki Allah kendi benliklerinde olanı değiştirmedikçe bir toplulukta olanı değiştirmez. Allah bir topluma perişanlık dileyince de artık onu geri çevirebilecek bir güç yoktur.

13 Rad Suresi 11

Allah eğer İslam ülkelerine verdiği bilimsel üstünlük gibi bir nimeti değiştirmişse, biz, Müslümanlar’ı incelemeli, onlarda ne şekilde değişiklikler olduğunu anlamalıyız ki bugünkü duruma niye düşüldüğünü kavrayalım. İlk yüzyıllarda insanların zihniyetini şekillendiren Kuran’dı. Aklı işletmeyi, araştırmayı, delil üzerinde olmayı öğütleyen Kuran’ın şekillendirdiği zihinler, bilimsel düşünmeye, bilim yapmaya da müsaittiler. Fakat daha sonra hadislerin İslam’ı hakim olunca, taklitçilik ve akılcı düşünce düşmanlığı egemen oldu. Çünkü kitabın bu bölümlerinde ve daha evvelki bölümlerinde görüldüğü gibi hadislerle anlatılan dinde mantığın, aklın yeri olamazdı. Aynı şekilde tarikatçılığın temeli olan şeyhe kayıtsız, şartsız, akıl süzgecinden geçirmeksizin itaat de rasyonel düşünceyle bağdaşamazdı. (15. bölümü okuyun) Bu uydurulan dinin mensupları hadisleri inkar etmemek, tarikatlarını temize çıkarmak için akılcı düşüncenin gerekliliğini inkar etmişlerdir. Akıl ve akılcı düşünceyle bir arada olan araştırma faaliyeti olmayınca ise bilim adına bir şeylerin oluşmasını beklemek boştu. Akılcı İslam’ın yerine hadisçi, mezhepçi, tasavvufçu, tarikatçı, aklı dışlayan İslam’ın yerleşmesinin en büyük sorumlularından İmamı Gazali “Arişer Yolu” kitabı sayfa 83’te şöyle öğütler vermektedir: “Ey oğul! Elinden geldiğince hiç kimse ile herhangi bir konuda düşünsel tartışmaya girişme. Çünkü düşünsel tartışma bir çok yıkımlara neden olur. Zararı yararından büyüktür. Çünkü düşünsel tartışma ikiyüzlülük, kıskançlık, büyüklenme, düşmanlık, böbürlenme gibi bir çok kötü huyların kaynağıdır.” Gazali’nin yaşadığı dönemde Gazali’nin de katkılarıyla işte bu düşünme faaliyetini kötü gören, tekkelerdeki semalardan, tarikat faaliyetlerinden medet uman zihniyet galip geldi. Bu hakimiyetle ise İslam dünyası bir daha hiçbir zaman bilim platformunda galip gelemedi, hep yenik ve ezilmiş kaldı.

HADİS ETİĞİ
Max Weber “Protestan Ethic” kitabında Protestan mezhebinin insanların zihinlerini nasıl şekillendirdiğini ve bu şekillendirmenin nasıl kapitalizm sistemini meyve verdiğini anlatır. Bir fikrin, bir inancın, bir mezhebin ve bir sistemin oluşumu sonucunu veren zihinlerdeki alt yapıyı nasıl oluşturduğuna bir dünya klasiği olan “Protestan Ethic” kitabı örnektir. Eğer aynı tarz bir araştırmayla hadislerin, hadisçi mezheplerin, tarikatların oluşturduğu zihinsel alt yapının nelere sebep olduğu incelenirse; günümüzdeki İslam adına bilimsel, zihinsel ve kültürel alandaki geri kalınmışlığın kökeninde hep bu hadislerin, tarikatların oluşturduğu yapının yattığı anlaşılır. Aynı şekilde eğer İslam’ın ilk asırlarda sıfırdan, çöl bedeviliğinden dünyanın en gelişmiş medeniyet seviyesine yükselmesinin kökeninde hangi sebeplerin olduğu araştırılırsa; Kuran’ın verdiği akılcı, araştırıcı zihniyetin bunun baş sebebi olduğu anlaşılır. Kuran’ın izahlarının yoğurduğu zihinler bilimsel ilerlemeyi gerçekleştirmeye müsait hale gelmişler ve gerçekleştirmişlerdir.

DÜNYA DÖNSEYDİ NE FELAKETLER OLURDU
Marifetnameler, Taberiler... hep Kuran’ı dinin kaynağı olarak yeterli görmeyenlerin, Kuran dışı izahlarla dolu eserleridir. Bu eserler hadisçi İslam’ın meyvesidir. Bu meyvelerin meyvesi ise aklı kullanmadan şeyhlere teslim olan, mezhep imamlarının insiyatifine bırakılan dini, Allah’ın dini diye kabul eden sürü psikolojili yığınlardır.

Bu acı meyvelerden Suudi Arabistanlı meşhur Şeyh Abdul Aziz Bin Baz, “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller” isimli resmi makamlarca basılan risalesinde şunları söylemektedir: “Kim bunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır... Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi. Velhasıl (bunların hiçbiri görülmediğine göre) bu iddia (dünyanın hareketli olduğu iddiası) sayması uzun sürecek birçok nedenden dolayı batıldır.”

Bu risaleye göre Dünya’nın hareket ettiğini söyleyenlerin öldürülmeleri gerekir. Kısacası Marifetname, Taberi, Buhari, Müslim ve diğerlerinin bilim ve akıl dışı izahları dinin bir parçası yapıldığı gibi, bunları inkar edenlerin öldürülmesine de fetva verilmiştir. Eserin yazım tarihini size sorsalar tahmininiz ne olurdu? Bu eser bundan bin yıl önce değil, 1975’te yazılmıştır, hem de resmi makamlarca! İşte şeriat diye insanlara yutturulan budur! Bilim dışı, akıl dışı hadis başlıklı uydurmaların yol açtığı budur! Kişi Kuran ile yetinmeyince sonucu budur!

Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanıyorlar.

45 Casiye Suresi 6
Yukaridaki alintinin linkini yazimin sonunda verecegim bu linkin ve yazinin en büyük özelligi ise sudur; Y.Nuri gibi hadisleri ve diger islami kaynaklari bile kabul etmeyen, sadece kurani tek rehber ve dayanak olarak ele alan birinin bile, yine ayni düsünceyi savunan bu yazida ve yazinin verildigi linkde, islamin gercekligini ve yüceligini savunup, Kuran'i tek kaynak olarak ele alan ve Erzurumlu Ibrahim Hakki efendiyi yerden yere vuran bu düsünceye zorda kalinca siginip kendine dayanak yapmasidir.
Bu yazili kaynaklar ve bilimsel gercekler karsisinda düsülen aczin ifadesidir.
Yazinin linki asagidadir.


Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Cevapla
15-03-09, Saat:23:51:15 PM,
#14
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
KURAN’I ÜFÜRÜK KİTABI YAPANLAR
--------------------------------------------------------------------------------

Kitabımızda Kuran dışı kaynakların neden din olamayacağını anlatma gayretindeyiz. Bunu yaparken özellikle mezhepler ve hadisler aracılığıyla yapılan tahribatı belgelemeye çalışıyoruz. Bu bölümde farklı olarak mezhep ve hadislerde bile yer almamasına rağmen, kimi cahillerce din sanılabilen hurafeleri ve bu hurafeleri dinci kılıklı adam veya yayınevlerinin sahiplenmesiyle dinimizde yapılan tahrifatı göstermeye çalışacağız.

EVLİYALARDAN MEDET UMMA
Evliya diye bilinen kimselerin mezarlarında ip bağlamak, mum yakmak, tel çekmek en sık rastlanan hurafelerdir. Bir yazar şahit olduğu trajikomik olayı şöyle anlatır: “ Bir Bursa gezisinde Osman Gazi türbesinin ve itfaiye kulesinin bulunduğu tepeye çıkmıştım. Etrafı demir korkuluklarla çepeçevre sarılı tepede bir bankın üzerine oturmuş, şehrin o güzelim manzarasını seyrediyordum. Bir ara korkulukların yanında kümelenmiş bir grup kadının yamaçtan yükselen ağaçların dallarına bezler ve ipler bağladığına tanık oldum. O kubbeli mubbeli türbeleri bırakıp da neden bu ağaca dadandıklarını merak ederken söz konusu ağacın el yetişmesi mümkün olmayan, hatta kuşların bile zor konacağı dallarının üzerinde de birtakım bez parçaları bulunduğunu görünce hayretler içinde kaldım. Merakla sağa sola sordum. Bir bilen çıkmadı. Yamaçtaki ağaçların zirvesine o bezlerin nasıl takıldığını kimse açıklayamadı. Sonunda o bölgenin yerlilerinden biri doğru açıklamayı yaptı. Meğer eskiden iftar ve sahur zamanlarını bildirmek için otuz metre ötedeki itfaiye topları kullanılırmış. Bu topların ağzına sıkıştırılan bez parçalarının bir kısmı yamaçtaki ağaçların dallarına çarpıp takılırmış. Böylece türbeleri ziyarete gelen kadınlar tarafından evliya türbesi olduğu zannedilmiş ve ip bağlanmaya başlanmış. Şimdi buraya gelen kadınlar, burada büyük bir evliyanın yattığına ve duaların kabul edildiğine inanıyorlarmış!” Ne yazık ki günümüzde böyle garip adetli, mumlu, bezli türbe ziyaretlerini yapanlar kendilerini “ inançlı” diye adlandırıyorlar. Halkın bir kısmı da bu tarz, İslam’a zıt davranışlar sergileyenlerin “inançlı kişi” olduğuna inanıyor. Oysa bu inanç her neyse Kuran’ın inancı olmadığı kesindir. Bu tarz fiilleri sergileyenler, Kuran’ı üfürük kitabı gibi değerlendirirken, ıslık çalma, gece aynaya bakma tipindeki yasakları dîni bir hüküm, dînin bir gereği sanmaktadırlar. Dine sokulan ve dinin bir parçası olarak gösterilen bu hurafeleri, bunları savunan kaynaklardan öğrenmek istiyorsanız size Pamuk yayınevinin “Kuran-ı Kerim’in Havas ve Esrarı” kitabı ile Kudret Şandra’nın derlediği “ Dert Sizde, Derman Bende, Şifa Reçeteleri” kitabını öneriyoruz. Gerek yayınevi, gerek kitabın ismi, gerek yazarın kimliği kitapların dîni kimlik kazanmasına sebep olmaktadır. Zaten binlerce hurafe ile dinin zorlaştırıldığı yetmiyormuş gibi, “dîni özel bilgiler” gibi takdim edilen hurafeler, Kuran’ın güzel dinini tanımayanların dîni; saçma, mantıksız, uydurma sanmalarına sebep olmuştur. Size yüzlerce hurafeyi sayamayacağımız için, bu iki kitaptan on örnek hurafeyi yazmakla yetineceğiz. Bu hurafelerde Allah’ın mübarek kelamı, rehberimiz Kuran’ın surelerinin nasıl kullanıldığı ayrı bir ibret vakasıdır:

1. Örnek Hurafe: Rum suresinde geçen bu üç ayeti kerime ile, Es Saffat suresindeki bu üç ayeti kerimeyi okumayı adet haline getiren kimselerin denizler, yahut da çöllerdeki kumlar kadar günahı olsa yine de Cenabı Hak bağışlar derlerdi. Bir kimse bu surenin tamamını ağız kısmı dar olan cam bir kap içerisine yazar ve hasta olmasını istediği kimsenin evine bırakırsa, o evde bulunanların tamamı derhal hastalanırlar. Hatta o eve, evin yabancısı olan bir kimse dahi girse derhal hastalığa yakalanır...

2. Örnek Hurafe: Sancıdan kıvranan bir hasta üzerine Mücadele suresi okunursa sancısı geçer ve tatlı tatlı uykuya dalar. Gece ve gündüz bu sureyi okumaya devam eden kimse hırsızlara karşı korunur. Surenin tamamı bir kağıt üzerine yazılıp herhangi bir mahsul üzerine atılırsa, o mahsul her türlü haşerenin tahribatından kurtulur, bolluk ve bereket meydana gelir.

3. Örnek Hurafe: Bir kimse Maun suresini ev eşyası üzerine okuyup üfürse, kırılmaktan ve kaybolmaktan kurtarılmış olur. Bu surenin okunmasını alışkanlık haline getiren kimsenin sözü her yerde geçerli olur. Hiç kimse bir dediğini iki edemez.

4. Örnek Hurafe: Para biriktirip zengin olmak isteyenler her namazın sonunda Humeze suresine devam etmelidirler. Bir kimseyi teşhir etmek için de 101 adet biber üzerine okunup, niyet edilene yakılır.

5. Örnek Hurafe: Sık sık hamamcı olan kimseler, bir şap üzerine Tarık suresi’ni okuyup, yastığın altına kor ve bu şekilde uyuduğu taktirde hamamcı olmaktan kurtulur.

6. Örnek Hurafe: Basur hastalığına yakalanan kimse namazların sonunda Ala suresini yedişer defa okursa hastalığı geçer. Cuma ezanında yazdırıp üzerine alan, kıskançlık, nazar ve sihre karşı kendini korur.

7. Örnek Hurafe: Felak suresini bir kağıt üzerine baştan sona yazıp, ayın son Cumartesi günü güneş doğmadan ve yedi kuyudan alınacak, güneş görmemiş kuyu suyuna çivit mürekkebi ile yazılıp silinerek, herhangi bir düşmanın üzerine, 41 kere de kapı eşiğine okunarak, o evde geçimsizlik çıkmasına ve ayrılmalara sebep olunur.

8. Örnek Hurafe: Bir çirişe 7 ilmik atılır. Birinci ilmiğe ..., ve yedinci ilmiğe Sure-i Kevser okunur. Her düğümde: “Yarabbi filanın şehvetini, cinsel organını aklını fikrini 360 beden azası ile 72 endamı ile bağladım ve düğümledim.” Bu çiriş rüzgara karşı asılır. İcap ettiğinde çözmek için kaybolmaması da şarttır.

9. Örnek Hurafe: İçinde 17 Mim harfi bulunan Ayetel Kürsi’yi yine bir çiriş alıp bakire bir kıza 17 kez düğümlenecek şekilde ilmik attırılır. Her ilmiğe 10 adet Ayetel Kürsi okunur... Kimin için niyetleniyor, ne için isteniyorsa “ Ya Rabbi falanın şehvetini, dilini ya da yolunu bağlıyorum. Ayetel Kürsi’deki İsmi Azamın ve esma-i ilahiyenin yüzü hürmetine düğümledim.” diyerek bakire kıza bir düğüm attırılıp, işaretle hiç konuşmadan 17 ilmik böylece düğümlenir ve 170 adet Ayetel Kürsi okunmuş olur. Bu okunmuş çiriş karanlık bir yerde ağır bir taş altına konarak muhafaza edilir.

10. Örnek Hurafe: Erkekliği bağlı bir şahsın çözülmesi için; temiz bir kağıda Ayetel Kürsi, diğer bir kağıda da Sure-i Haşr’ın son dört ayeti ile Amener Resuli ayeti kelime olarak ayrı harf harf yazılır. Ayetel Kürsi sağ kola, diğer yazılı Amener Resuli ve Haşır Suresi sol kola bağlanır. Sonra hiç kullanılmamış bir baltanın deliğinden bağlı erkeklik uzvunu geçirip işer...

Kuran’ın bu istismar edilişi Edip Yüksel “İlginç Sorular” kitabında benzer örneklerle anlatılır ve devamında şöyle der:

Kuran;
Bizleri doğruya ulaştıran bir rehber (Huda)
Yolumuzu aydınlatıcı bir ışık (Nur)
Doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü (Furkan)
İhtilaf içinde bocalayanlara bir delil (İlim)
Tüm beşeriyet için bir mucize (Ayet)
Kalplerinde manevi hastalık bulunanlara bir ilaç (Şifa)
Sıkıntıdaki müminlere bir müjde (Büşra)
Tüm insanlara bir öğüt ve hatırlatma (Zikr)

Her şeyi detaylı olarak açıklayan bir yasa (Mufassal)
Düşünenlere bir bilgelik kaynağı (Hikmet)
Her şeyi açıklayan bir kitap (Tıbyan)
Haklıyı belirleyen bir kanıt (Beyyine)
Müminler için bir bağış (Rahmet)
Geride kalmayıp ilerlemek isteyenler için bir uyarı (Zikra)
Akleden müminler için apaçık bir kitap (Kitabul Mümin)
Adalet arayan toplumlar için evrensel bir yasa (Hüküm)
Peygamber’in risaletini devam ettiren ölümsüz bir elçi (Resul)
Birbirine düşmüş insanları birleştirici bir ip (Hablullah)
Müslümanlar için kıyamete dek yaşayan bir önder (İmam)
Dirileri uyarsın diye gönderilen bir kitap (Kuranun Mübin)


İşte böyle nitelikteki bir Kitab’ın tüm bu niteliklerini gizlemek ve amacı dışında kullanmak için insanlardan ve cinlerden olan şeytanlar elele vermişler ve ne yazık ki bu şeytani tuzaklarına insanların çoğunu düşürmüşlerdir. İnsanları ortak koşuculuğun ve zulmün karanlığından Allah’a imana ve adaletin aydınlığına çıkaracak bir rehber olan Allah’ın kitabını, yüzyıllardır sahtekarlar ve cahiller bir aspirin veya bir merhem gibi değerlendirmiş ve mikroplu üfürükleriyle istismar etmişlerdir. Allah’ın yüce kelamını basur, ishal, kabızlık gibi hastalıkları iyileştirmede büyüvari yöntemlerle kullanarak Kuran’a hakaret eden ve uydurdukları yalanları Allah adına halka yutturan üfürükçüler ve muskacılar toplumumuza çok büyük zararlar vermişlerdir.

1-De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
2-Yarattıklarının kötülüğünden
3-Çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden
4-Düğümlere üfürenlerin kötülüğünden
5-Ve kıskandığı zaman kıskananın kötülüğünden.

113- Felak suresi 1-5

Allah düğümlere üfürenlerin kötülüğünden, bu tip büyüvari hareketlerin kötülüğünden kendisine sığınmamızı Kuran’da söylerken, Kuran’ı üfürme, düğümlere üfleme gibi yollarda kullanmak ne yaman bir çelişkidir! Uyduruk karelerde sureleri ve Arapça harfleri kullanarak yazılan muskalara, tılsımlara, efsunlara kudsi, mübarek, dîni bir hava verilmiş ve din namına özellikle halkın cahil kesimleri yüzyıllardır kandırılmıştır. Kuran’ın musikisi yerine manası, üfürülmesi yerine okunması, ölülere hitabı yerine canlılara hitabı asıl olmadıkça bu kaos, bu rezalet ne yazık ki devam edecektir.

EVLİYA ALDATMACASI
2- Bu kitap onunla uyarman için ve inananlara hatırlatıcı olarak indirildi. Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın

3- Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka evliyaya(dostlara) uymayın. Ne kadar az hatırlıyorsunuz?

7- Araf Suresi 2-3

Allah Kuran’a uymamızı ister. O’ndan başka evliyaya uymamamızı söyler. Oysa günümüzde hurafelerle dolu bir çok kitabın yazarı Kuran’da kullanılan “evliya” kelimesiyle isimlendirilip kitapları Marifetname(bir sonraki bölümde inceleyeceğiz) diye, ilmihal kitabı diye, hadis, tefsir, mezhep kitabı diye satılmaktadır. Kuran’ın insanların uyduğu yanlış adres olarak evliyayı göstermesi ve günümüzde Kuran dışı kaynak ve insanlara uyanların bu kaynak ve yazarları Kuran’da geçen aynı kelimeyle isimlendirmeleri ilginçtir. (“Evliya” Arapça’daki “veli” kelimesinin çoğulu olup “dostlar” demektir.) Kuran’ın kelimeleri bu şekilde kullanmasına rağmen mezhepçi zihniyet kendi mezhep büyüklerinin evliyalık delillerini göstererek(!) (Kuran’ın bu tarz kullanımına karşın mezhepçi literatürde evliya kelimesi insanüstü, adeta süpermen kişi manasında kullanılır) onların eserlerinin de dinin kaynağı olduğunu ispatlamaya gayret eder.

Para için önüne geleni basan yayınevleri, aklından her geçeni yazan yazarlar, bunları rekortmen yapan cahil alıcılar, Kuran’ı rehber yerine üfürük uygulayıcısı yapanlar oldukça, halimiz bakalım ne olacak!.. Hele bir de bu üfürükçüleri din adamı, hoca sananlar yok mu!.. Bu üfürükçülere gidip muskasına, göbeğine efsunlu dualardan yazdırıp medet umanlar... Bunlara paraları verip şifa isteyenler, fakat Allah yolunda zekata geldi mi üfürüğe harcadığının yarısını harcamayanlar... Kurşun dökmeye üşenmeyip, namaz söz konusu olduğunda üşenenler... Kuran’ı 40 bohça içinde duvarda tutup, eline alıp manasını anlamak, hayatın rehberi yapmak için okumayanlar...
ERGENEKON TÜRKLERİN DİRİLİŞ DESTANIDIR.
Ara
Cevapla
16-03-09, Saat:02:13:41 AM,
#15
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Yaşar Nuri ile ilgili önemli rezervlerim var ama şimdi sırası değil. konu ilgimi çekmiyor. yine milletin ağzına sakız verdi birileri çiğneyip duruyorlar. diğerleri malı götürüyor. zaten her zaman böyle oluyor. AKP tam seçim öncesi tartışacak ve puan toplayacak bir konu buluyor. darwini kapak sayfasından çıkardılar! tamam artık buradan birkaç puan daha toplarlar kendilerince.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. ve ünlü kitabı Marifetnameyi ben de biliyorum. tam olarak okumuş değilim ama göz gezdirmişliğim vardır. önemli bir referans ve kaynak kitabıdır. bunda şüphe yok.

Profet 'efendi' hemen atlamış yine her zamanki gibi heyecanlı heyecanlı narcisus ve golgeyeleyi uyarıyor! Gülücük aman ha siz bilmessiniz bu kitap kakadır! cıs elini yakar, sakın dokunmayın felan filan..din uzmanı oldu çıktı bu arkadaş. yazılarında as-git diye bir tabir kullanan bu arkadaş asıl as-giti kendisinin yaptığının farkında değil mi acaba?

Türklüğü ve islamı yüceltme çabası diye bir cümle kullanmış. hadi ateist takılıyor ama türk değil mi bu arkadaş? ırkçılık ve kaba milliyetçilik yapmamak şartıyla türklüğü yüceltmek veya kendi milletinle övünmek ne zamandan beri ayıplanır veya suç oldu? demek ki türk olmak kötü birşey bu arkadaş için. Darwin de aynı düşünüyordu zaten.

yaptığı alıntılara kaynak gösterdiğini söylüyor ama yukarda yapmış olduğu alıntıya bakın internette dolaşan imzasız bir takım yazıları kaynak diye gösteriyor. eğer bu yazıları yazanlar kendilerine çok güveniyorlarsa neden adlarını yazmıyorlar da yazılarını bir piç gibi ortada bırakıyorlar? yazdıkları yazılarda neden kaynak göstermiyorlar? nerden almışlar bu bilgileri? bilimsellik neresinde bu yazıların?

ben söyliyeyim size; bu tip isimsiz, imzasız ve kaynaksız yazılar yurtdışı kaynaklıdır. yurtdışında yazdırılır ve internette servis yazılır. genelde türk ve islam düşmanlığı üzerinedir ve emperyalist amaçlar için hazırlanmıştır.
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!"
Dehrin cefasını çektik sefasını süreceğiz.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Ara
Cevapla
16-03-09, Saat:02:30:50 AM,
#16
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Kutadgubilig,
Ucuz demagoji yapma, ben diger yazilarimda ve hatta cok kisa bir süre öncesinde yazdigim bir yazimda da belirttim ben bir milliyetci degilim ama ben bir vatanseverim, vatanimi cok seviyorum ama sizin gibi irkciliga varan miliiyetcilik benim tarzim degil, dünyada ne var ne yok türklerin buldugu sacmaligini pompalamiyorum yada sizin diger yazilarinizda varmak istediginiz gibi tüm medeniyetlerin kaynagi Türklerdir sacmaligina karsiyim, yada iyi olan herseyin islamda var oldugu, islamin tüm kötülüklerden muaf oldugu gibi diyalektik anlayisa ters sacmaliklarla ugrasmiyirum yada denizaltindaki Alman nazilerinin ufo üsleri benim ilgi alanim disinda.

Yukarida yaptigim alintilara gelince kendine önemli ve bilmis adam payesi vermek icin göz gezdirmisligim vardir masalini yaptigin marifetname elindeyse yada ulasabilecegin yerdeyse ac bak bakalim orada benim yaptigim alintilar varmi ondan sonra konusalim.

Diger alintida da kaynak olarak adi gecen sahsin kendi kitabi veriliyor, onuda oku ondan sonra burada hüküm ver, yani iskembe- kübradan sallama olmasin.

Internette yazilan yazilara neden isim konulmadigi konusuna gelince bu ülkede bogazlari kesilen, canli canli yakilan, kursunlanan insanlarin akibetini ve islami savunmak adina cana kiyanlari hatirladikca iyiki isimlerini vermemisler diyorum, benim yaptigim bir alinti karsisinda senin canhiras bögürmelerle yönetime yasaklanmam icin forumda ültimatom vermen ve yazilar yazmansa bu tepkilerin dozaji düsük bir örnegidir.

Türklük senin burada yapmaya calistigin gibi hamasi nutuklarla yada onu biz bulduk sunu biz bulduk biz olmasaydik medeniyet olmazdi teraneleriyle yücelmiyor, onun yücelmesinin yolu bilime insanliga katki yapmaktan geciyor yani senin bihaber oldugun seylerden.
Cevapla
16-03-09, Saat:17:24:15 PM,
#17
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."47



Bu gerçekten doğru bir çeviri mi???
Cevapla
16-03-09, Saat:19:35:51 PM,
#18
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
(16-03-09, Saat:17:24:15 PM)Mustafa SANLI Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.Bu gerçekten doğru bir çeviri mi???


Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Ara
Cevapla
16-03-09, Saat:19:56:41 PM,
#19
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
"Ulusal bilim ve ulusal sanat yoktur. Bunlar tüm üstün ve yüce değerler gibi zaman içinde toplumların çalışmalarının ürünüdür." Goethe
Cevapla
16-03-09, Saat:22:39:39 PM,
#20
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
(15-03-09, Saat:00:48:34 AM)kutadgubilig Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.Evrim teorisini tartışmayacağım, isteyen inanır isteyen inanmaz. sansüre de karşıyım. bir bilimsel görüş, geçerliliğini yitirene kadar tartışılabilir.

ama benim söylemek istediğim insanlarımızın bir kısmı bilimsellik adına, ilericilik adına Darwini savunarak açmaza düşüyorlar. Özellikle bir bilimsel teori din karşıtı ise dine karşı olan insanlar hemen bu teoriye dört elle sarılıyorlar, ve bunu da bilimi savunmak adına yapıyorlar.

olayı biraz da farklı noktalardan irdelemek gerekir. ben burada tekrar etmek istiyorum. ortaçağ avrupasında bilim ile hristiyanlık ve musevilik çatışmıştır ve modern bilim böyle ortaya çıkmıştır. çünkü hristiyan din adamları bilimin onların otoritesine meydan okuma olduğunu biliyorlardı ve halkı çeşitli safsatalarla aldatıyorlardı. dolayısıyla bilimsel gerçekler ortaya çıktıkça halk hristiyanlıktan soğumaya başlıyordu. böylece protestan mezhebi doğdu ve katolik kilisesi itibar kaybetti.

oysa aynı şey islam dini için geçerli değildir. islam bilimle çatışmamış ve her türlü bilimi teşvik etmiştir. ortaçağlarda islam ülkelerinde bilimin ilerlemesi ve modern bilimin öncülüğünün yapılması böyle mümkün olmuştur. sonraları çeşitli nedenlerden dolayı islam dünyası bilimde duraklama dönemine girmiş ve gerilemiştir.

fakat hiçbir zaman hiçbir bilimsel hipotez veya teori islamla ters düşmemiştir. yani gerçekliği kanıtlanmış hiçbir bilimsel teori islamı yadsıyamamıştır. bu bir gerçektir.

şimdi gelelim darwin olayına; Darwini körükörüne savunan kişilerin kimi savunduklarından haberi var mıdır? bir kere darwin ölümünden sonra oğlu tarafından yayınlanan mektuplarında türklerden 'yok edilmesi gereken(jenosit-soykırım) geri ve barbar bir ırk' diye söz ederek türklere hakaret eden TÜRK DÜŞMANI VE IRKÇI bir İNGİLİZ AJANIDIR!.

Darwinin teorisi olan sosyal darwinizme göre aşağı ve barbar ırklar medeni avrupalı ırklar tarafından yok edilmelidir! buna doğal seleksiyon deniyor. Bu teorinin Nazizmin, Faşizmin Ari ırk teorisinin temelini oluşturduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Yani Darwini bir bilim adamı! olarak görmek ve bilimsellik adına onu savunmak yakın tarihteki türk milletinin en büyük düşmanı olan ingiliz emperyalizmine bilimsel destek veren ingiliz ajanı, ırkçı ve türk düşmanı bir papaza(yahudi asıllı sanırım) destek vermekle eş anlamlıdır! karar sizin.

Aşağıdaki alıntıda konunun ayrıntısını okuyabilirsiniz.

Darwin Türklere Hakaret Etmiş!

13.03.2009 00:59


Bir kısım Medyanın sahip çıktığı, insanların maymundan geldiğini öne süren Charles Darwin'e göre, Türkler geri ve barbar bir ırk.

Charles Darwin'i tüm dünyaya tanıtan kitabı, 1859'da yayınlanan ve teorisinin temel çatısını içeren Türlerin Kökeni (Origin of Species) adlı çalışmasıydı. Bir ikinci ünlü çalışması ise, "insanın evrimi" konusundaki iddialarını ve ırkçı teorilerini dile getirdiği 1871 tarihli İnsanın Türeyişi (The Descent of Man) adlı kitabıdır.

Bunların dışında Beagle gemisiyle yaptığı yolculuğu ya da bazı bitki ve hayvanlar üzerindeki gözlemlerini konu alan çalışmaları yayınlanmıştır.Bunlar çoğunlukla teknik kitaplardır. Darwin'in görüşlerini, özellikle de iç dünyasını ve yakın çevresi ile paylaştığı düşüncelerini en iyi yansıtan kaynak ise, ölümünden altı yıl sonra oğlu Francis Darwin tarafından yayınlanan Life and Letters of Charles Darwin (Charles Darwin'in Hayatı ve Mektupları) adlı kitaptır. Bu kitapta Darwin'in çok sayıda mektubu vardır ve bu mektuplarda ilginç görüşler dile getirilmektedir.

Bu kitap yayınlandıktan sonra İngiliz fikir adamları arasında önemli bir yankı uyandırmış, özellikle de Darwin'in taraftarları, kitabın her satırını inceleyerek kendilerine akıl hocalığı yapan kişinin görüşlerini etüd etmişlerdir.

Kitapta yer alan mektuplardan bir tanesi ise, oldukça önemli siyasi mesajlar taşıdığı için büyük dikkat çekmiştir. Özellikle İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu'na cephe aldığı, İngiliz başbakanı Gladstone'un "Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu'da yok etmeliyiz"46 gibi sözleri ısrarla tekrarladığı bir dönemde yayınlanan bu mektup kısa sürede önemli bir propaganda malzemesi haline gelmiştir. Çünkü Darwin'in bu mektuptaki fikirleri Gladstone'unkiyle aynı, hatta daha da fanatiktir.

Söz konusu mektup, Charles Darwin tarafından 3 Temmuz 1881 tarihinde W. Graham adlı bir bilim adamına yazılmıştır. Darwin, mektubun girişinde doğada bir amaç ve anlam olmadığı yönündeki klasik materyalist mantıklarını tekrar etmektedir. Ancak sonra konuyu doğal seleksiyon kavramına çekmekte ve doğal seleksiyonun "geri ırkları" eleyerek medeniyetin gelişmesine katkıda bulunduğunu öne sürmektedir. Darwin'in "geri ırk" kavramına kendince örnek olarak gösterdiği millet ise Türk Milleti'dir. Darwin aynen şöyle yazmaktadır:


"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."47

Bu satırlarda Türk Milleti için söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir cehaletin ürünü oldukları açıktır. Nitekim bir sonraki bölümde Darwin'in bu hezeyanlarının ne denli gerçek dışı olduğunu Türk Milleti'nin tarihini ele alarak inceleyeceğiz. Ancak bu noktada yapılması gereken, Darwin'in bu sözlerini detaylı olarak analiz etmek ve bu sözlerin amacını belirlemektir.

Darwin'in bu hezayanını cümle cümle inceleyelim:

1) Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim...

Darwin burada klasik Sosyal Darwinist mantığı kullanmakta ve insanlığın ırklar arasındaki savaş ve mücadele ile geliştiğini öne sürmektedir. Kitabın önceki bölümlerinde incelediğimiz gibi, bu, 19. yüzyıl İngiliz emperyalizminin temel fikri dayanağını teşkil eden koyu ırkçı bir görüştür.

2) ... Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, Türkler tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor...

Darwin burada ise Türk Milleti'nin Osmanlı döneminde Avrupa'daki, özellikle Balkan Yarımadası'ndaki fetihlerinden söz etmektedir. Ancak kullandığı "işgal" kavramı tarihsel olarak yanlıştır ve aslında Türklere duyduğu kinin bir ifadesidir. Çünkü Türk Milleti Balkanlar'ı "işgal" etmemiştir, fethetmiştir. Bu ikisi arasında önemli bir fark vardır. Bir devlet bir toprağı işgal ederse, amacı orayı yağmalamak, üzerinde yaşayan halkı ise ya sürmek ya da sömürmektir. Ancak "fetih" farklı bir kavramdır. Fetih yapan devlet, ele geçirmiş olduğu toprağı ve üzerinde yaşayan halkı sahiplenir, onu kendi bünyesine katar, onları diğer vatandaşları ile eşit konuma getirir. Fethettiği ülkeyi de imar eder, güzelleştirir, kalkındırır.

Osmanlı İmparatorluğu da Balkanlar'ı fethetmiştir. Fethettiği bu topraklardaki halklara büyük saygı ve hoşgörü göstermiş, onları kendi tebaasının bir parçası saymıştır. Balkanlar'ın dört bir yanını da imar etmiş, kalkındırmış, geliştirmiştir. Bölgede çok sayıda kervansaray, hamam, köprü, cami, kütüphane, aşevi inşa edilmiştir ve bunların üstün bir kültürün ürünü oldukları bugün herkesçe kabul edilmektedir.

Kısacası "işgal" ile "fetih" çok farklı kavramlardır. Bu nedenle 1453'teki zafer, dünya literatüründe "İstanbul'un işgali" olarak değil, "İstanbul'un fethi" olarak geçmektedir. Darwin ise bu kavramları kasıtlı olarak karıştırmakta ve özellikle "işgal" kavramını kullanmaktadır. Amacı, elbette, Türk Milleti'ni "barbar" bir toplum olarak gösterebilmektir.

3) ... Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk Barbarlığına karşı galip gelmişlerdir...

Darwin bu cümlesinde üç ayrı önemli mesaj vermektedir. Birincisi, Avrupalı ırkları "medeni ırklar" olarak tanımlayarak klasik ırkçı ve Sosyal Darwinist bakış açısını tekrarlamaktadır. İkincisi, Sosyal Darwinizm'in bir diğer önemli iddiasını yinelemekte ve "ırklar arası yaşam mücadelesi" kavramını kullanarak savaş ve çatışmanın milletleri geliştirdiğini, uygarlığı ilerlettiğini öne sürmektedir.

Darwin'in üçüncü mesajı ise, Türk Milleti'ni "barbar" olarak niteleyişidir. Darwin'in burada kullandığı kelime (hollow) eğer birebir çevrilirse "karaktersizlik" anlamına gelir. Bu ifadeyle, Türkleri herhangi bir özgün karakterden, meziyetten ve kültürden yoksun bir toplum, yani "barbar" bir millet olarak tanımlamaya çalışmaktadır. (Bu tanımlamanın asılsızlığı açıkça ortadadır. Ancak ilerleyen sayfalarda bu konuya daha geniş olarak yer vereceğiz.)

4) ... Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum...

Darwin, en önemli mesajını-ve hezeyanını-bu cümlesinde sergilemektedir. Söyledikleri açıktır: Türk Milleti'nin yakında Avrupalılar tarafından yok edileceğini öne sürmektedir. Bu işi gerçekleştirmesini umduğu Avrupalıları "medenileşmiş yüksek ırklar" olarak tarif etmekte, Türk Milleti'ne de kendince "aşağı ırk" yakıştırması yapmaktadır.

Ancak burada Darwin'in bu hezeyanını önemli bir mesajla birlikte dile getirdiğine dikkat etmek gerekir. Darwin, bu cümleleri, "doğal seleksiyon medeniyetin ilerleyişine katkıda bulunmaktadır" şeklinde bir giriş yaparak söylemektedir. Yani Türk Milleti'nin yok edilmesi hedefinin, doğa kanunlarının bir gereği olduğunu ve medeniyetin ilerleyişine de katkıda bulunacağını iddia etmektedir!...

DARWINİZM İLE TÜRK DÜŞMANLIĞI'NIN KOPMAZ İLİŞKİSİ

Darwin'in ortaya koyduğu bu mantıkların İngiliz emperyalizminin Osmanlı düşmanlığı ile birebir uyum sağladığı ise çok açıktır. Darwin, İngiltere'nin Osmanlı'yı sömürgeleştirme ve Türk Milleti'ni de tarihten silme planına sözde bilimsel bir zemin sağlamaya çalışmıştır. İngiltere'nin körüklediği Türk düşmanlığı akımına, bilimsel bir görüntü kazandırmayı hedeflemiştir.

Darwin'in Türk Milleti ile ilgili bu sözlerinin, İngiltere'nin Mısır'ı işgalinden bir yıl önceye rastlaması da oldukça anlamlıdır. Anlaşılan Darwin, İngiliz yönetiminin Mısır'ın işgali ile başlayacak bir "Osmanlı'yı parçalama" stratejisini kurduğu sıralarda, "Türklerin yakında yok olacaklarını görüyorum, bu doğal seleksiyonun gereğidir" diyerek, bu stratejiye katkıda bulunmuştur.

Darwin'in bu sözlerinin o dönemde son derece etkili olduğunu ise yeniden vurgulamak gerekir. Darwin fikirlerini kuşkusuz sadece bu mektupta değil, İngiliz devlet adamları ile olan temaslarında da ifade etmiş ve onlara Türk Milleti'nin yok edilmesi planına sağladığı "bilimsel" desteği sunmuştur. Darwin'in bu mektubu 1888 yılında yayınlandığında ise, Türk Milleti'ne karşı yürütülmekte olan propaganda savaşına büyük bir destek sağlamış, Türk düşmanları Darwin'in hezeyanlarından güç bulmuşlardır.

Darwin'in Türk düşmanlığına sağladığı bu desteğin etkisi, günümüzde bile sürmektedir. Başta Almanya olmak üzere çeşitli Batılı ülkelerdeki neo-Nazi ve faşist gruplar, Türklere karşı yürüttükleri karalama kampanyasında hala Darwin'in bu sözlerine atıfta bulunmaktadırlar. Internet'teki çeşitli neo-Nazi sitelerinde, Darwin'in "Ari ırkın üstünlüğü" hakkındaki sözlerinin yanında Türk Milleti hakkındaki hezeyanı da yer almaktadır. Almanya'daki Türk soydaşlarımızı acımasızca katleden, evlerini kundaklayan, işyerlerini yağmalayan "dazlak"lar, Darwin'in görüşlerinden güç bulmaya devam etmektedirler.

Bu gerçek, 19. yüzyılda Batı emperyalizmi tarafından körüklenen, o zamandan bu yana da çeşitli çevreler tarafından ısrarla ayakta tutulan "Türk düşmanlığı" akımının ardında, Darwinizm'in önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Elbette ki Türklere düşman olan toplum, grup ya da kişiler tarihin her döneminde var olmuştur. Ancak ilk kez Darwin bu düşmanlığa sözde bilimsel bir dayanak sağlamış, Türk Milleti'nin "geri ve ilkel" bir millet olduğu şeklindeki safsatalara bilimsel bir kılıf bulmuştur.

Bu ise elbette milletini ve vatanını seven her Türk'e, Darwinizm'e karşı tavır almak, bu ırkçı ideolojiyi reddetmek ve geçersizliğini de elinden geldiğince ortaya koymak görevini yükler. Aksi takdirde, eğer Darwinizm'i savunursa, kendi milletini yok etmek isteyen bir dünya görüşüne hizmet etmiş olacaktır.

Darwinizm'e hala körü körüne bağlı kalan, bu safsataya akla ve bilime rağmen arka çıkan birtakım Türk bilim ve fikir adamlarına duyurulur... Darwinizmdini.com

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Kutadgu dinci ve Fetocu sitelerden yaptigin alintilara ve yalan dolu haberlere verilen cevaplar asagida hemde adlari ve soyadlariyla beraber, oku ve ögren!!!!!

(16-03-09, Saat:19:26:05 PM)pac Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.16.03.2009 - Radikal


Darwin’in kuramı ‘canlılık’ konusuna (‘büyüme’, ‘üreme’, vb) bir bakış biçimidir ve biyoloji bilimlerini (fizyoloji, genetik, bakteriyoloji, botanik, zooloji, vb) olanaklı kılmıştır. ‘Darwin’i reddetmek’ çağdaş biyoloji bilimlerini reddetmektir. Bugün başı ağrıyınca Aspirin içen her insan, dolaylı olarak da olsa, Darwin’i doğrular



Darwin’in, doğumundan sonraki 200 yıl içinde başına gelenlere bakınca, TÜBİTAK gibi bir kurumun (kimya okuyup ‘malzeme mühendisliği’ profesörü olduğu; özellikle, Cidde’deki Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde yararlı hizmetler verdiği anlaşılan) bir yetkilisinin sansürüne uğraması beni pek fazla şaşırtmıyor. En başından başlayarak çeşitli ‘ilahiyatçı’lardan ve Katolik profesörlerden oluşan dizi dizi kuşaklar, Darwin’in temellendirdiği ‘evrim’ görüşünün karşısına, Eski Ahit kaynaklı ‘yaratılış’ safsatasını, çeşitli adlar altında çıkaragelmişlerdir. Bunların en sonuncusu (bizde de ‘Adnan Hoca’ adı altında bir karikatürü gelişen) ‘zeki tasarım’ adı altında çıkarılanıdır:


Buna göre, canlılığın barındırdığı işlevsel biçim çeşitliliği öylesine karmaşıktır ki, bir ‘akıllı yaratıcı’ varsaymadan açıklanamaz. Örneğin ışık algısının bitki yapraklarından insan gözüne dek aldığı biçimler, göz işlevi gören organların biribirlerinden evrimleşmesiyle açıklanamaz; bu organları görme işlevini gözeterek biçimlendirmiş bir ‘zeki tasarımcı’ gerektirir.


Ayrıntısına girmeden, Darwin’in açıkladığının tam da bu çeşitlilik olduğunu belirtelim ve burada, Darwin’in kuramına, bir gazete yazısı içinde, olabildiğince toplu bir biçimde bakalım.


Her bilimsel kuram gibi, Darwin’in ‘evrim’ kuramı da, bugün şimdi işlemekle olan doğa olaylarını konu edinir, açıklar. Bu yolla da bugün şimdi doğaya bakarak doğruluğu sınanabilecek hipotezler geliştirir; bunlar da araştırma ve bilgi konusu edinilirler. Daha önemlisi, bu araştırma konuları, bilginin ilerlemesiyle, kendi başlarına bilim dalları oluştururlar ve örgün araştırma alanlarının kurulmasına olanak sağlarlar, bugün şimdi içinde yer aldığımız doğa olaylarını aydınlatırlar.


‘Bugün şimdi’ nitelemesini vurguluyorum, çünkü Darwin konusunda yaygın yanlışlardan biri, kuramının ‘canlılığın kökeni’ üzerine olduğu yollu; oysa Darwin, ‘türlerin kökenini’ açıklar, yani bugün şimdi çevremizde gördüğümüz canlı biçimleri çeşitliliğini. “Hayatın kaynağı nedir?”, “İlk canlı nasıl ortaya çıktı?” gibi, dinlerin safsatalarına da konu olan, metafizik sorular alanına girmez. Dinlerin her üç tektanrılı dinin de üzerinde anlaştığı ‘yaratılış’ safsataları, zaten, bilimsel olarak tartışılabilir değildir.


Bir başka yaygın yanlış aslında, bir saldırı stratejisi Darwin’in kuramı için “İşte canım bir kuram, bir nazariye, bir faraziye; bilimsel doğru değil” denmesi. Hiçbir kuram, ne doğrudur ne de yanlış; ancak, ‘bilimsel’ adına hak kazanan kuramlar, bugün şimdi, çevremizde olup biten olaylara araştırma konusu edinilebilecek bir biçimde bakmamızı sağlarken, o olayları başarılı bir biçimde açıklamamıza, yani doğru bilgiye yol açarlar. Kimse ‘çekim’ diye bir şey görmemiştir; ama Newton’un kuramı, ‘cisim’lerin ‘hareket’leri konusuna getirdiği bakışla, bilimsel bilgiye, yani Mekanik, Dinamik, Kinetik, vb bilim dallarına temel oluşturur. Einstein’ın kuramı da Newton’unkini ‘geçersiz’, ‘gayribilimsel’ kılmaz, yalnızca Fizik olaylarına farklı bir bakış, dolayısıyla faklı bilgi olanakları getirir.


Aynı şekilde, Darwin’in kuramı da ‘canlılık’ konusuna (‘büyüme’, ‘üreme’, vb) bir bakış biçimidir ve biyoloji bilimlerini (fizyoloji, genetik, bakteriyoloji, botanik, zooloji, vb) olanaklı kılmıştır. Darwin’den önce, bu bilimlerin konularını oluşturan ‘canlılık’ olayları, ereksel Aristoteles fiziği doğrultusunda işlenirken, Darwin’le birlikte, nedenselliğe dayalı, dolayısıyla çağdaş anlamda bilimsel bilgi üreten bilimler haline gelmişlerdir. Bu bilimlerin geliştirdiği bilgiler de şimdiye dek düzenli olarak Darwin’in kuramını desteklemiş; bütün çürütme çabalarına karşın da, karşıt bir ‘kanıt’ bulunamamıştır.


‘Darwin’i reddetmek’ çağdaş biyoloji bilimlerini reddetmektir.


Bugün başı ağrıyınca Aspirin (salisilik asit) içen her insan, dolaylı olarak da olsa, Darwin’i doğrular.

***

Türkiye’deki duruma gelirsek: Öyle anlaşılıyor ki, ‘Anadolu taşra’sının İslam’ı ideoloji edinerek ve beceriksiz demokrasimizi kullanarak Istanbul ekonomik dükalığını ve Ankara’nın granit siyasetini kuşatma altına alıp, laik cumhuriyetin kalelerini bir bir zapt etmesi harekâtından, ‘En hakiki mürşit’imiz de nasibini alıyor. YÖK’ten sonra TÜBİTAK’ı da fetheden AKP, bu alanda da badem bıyıklı yün yelekli âlim profesörlerini cepheye sürüyor. İmam-hatip ‘formasyonu’yla mikrobiyoloji eğitimine giren kafa ne yapsındı ki?


TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik dergisi yakın gelecekte bir ‘Âdem ile Havva’ Özel Sayısı çıkarırsa hiç şaşmayalım.

(16-03-09, Saat:19:33:38 PM)pac Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.İddia: Darwin ırkçı ve Türk düşmanıydı. W. Graham’a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubunda, ırkçı düşüncesini şöyle ifade etmişti: ” ( ) Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elemine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum” (Harun Yahya, Yaratılış Atlası 1, s.606).

Yaratılışçıların bu iddiaları, “yüksek makamlarda da” etki yaratmış olmalı ki, (hem de) Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik, Charles Darwin’in Türkler hakkında “Gelişimini tamamlamamış, adi bir ırk” dediğini iddia etmiştir.


Yanıt: Darwin’e ait, Türkler ile ilgili bu tip ifadelerin yer aldığı hiçbir kaynak bulunmamaktadır. Bakan Çelik’in Charles Darwin ve evrim kuramıyla ilgili bilgisinin sadece, Amerikalı Yaratılışçıların ülkemizdeki sözcüleri durumunda olan kişilerin çevirdikleri yayınlara dayandığı görülmektedir. Bu yayınların bir özelliği ise, bilinçli şekilde yapılan çeviri hataları içermeleridir.

Yaratılışçıların yukarıda çevirdikleri metnin orijinali şöyledir: “The more civilized so - called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world” şeklinde yer alan metnin çevirisi şöyle olmalıdır: “Kafkas ırkları olarak bilinen daha uygar ırklar, varolma mücadelesinde Türkler’i tam bir yenilgiye uğratmıştır. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine bakarsak, daha düşük uygarlık seviyesindeki sayısız ırk, daha uygarlaşmış ırklar tarafından tüm dünyadan ortadan kaldırılmış olacaktır.” Yaratılışçıların çevirisine bakılırsa, İngilizce orijinal metinde bulunmayan, “Türk barbarlığı” ve “bu tür aşağı ırklar” ifadelerini çeviriye sokarak, bunları birbirleriyle örtüştürmeyi amaçladıkları görülür. Böylece Darwin’in Türkler’e barbar ve aşağı (ya da adi) ırk diyerek hakaret ettiği propagandasına malzeme hazırlanmış olmaktadır.


Yaratılışçıların Darwin’le ilgili olumsuz kampanyalarından biri de, ırkçı olduğu iddiasıdır. Darwin kesinlikle bir ırkçı, kafatasçı değildi. Kölecilik karşıtlığını nesiller boyu gelenek olarak yaşatan bir aileden gelmekteydi. Çünkü ortaçağ ırkçılığın beslendiği ana kaynak kölecilikti. Bunla ilgili pek çok şey yazılabilir; biz Darwin’in Beagle yolculuğu sırasında kız kardeşi Catherine’e yazdığı 1833 tarihli mektupta yer alan bir paragrafı aktaralım: ” Seçimlerde de görüldüğü gibi, köleliğe karşı yaygın duyarlılığın, sürekli arttığını gözlemekteyim. İngiltere köleliği tamamen kaldıran ilk Avrupa ulusu olsa, bu onun için ne kadar övünülecek bir şey olur! İngiltere’den ayrılmadan önce, köleliğin olduğu ülkelerde yaşadıktan sonra tüm düşüncelerimin değişeceği bana söylenmişti; şu an farkında olduğum tek değişiklik, zenci karakteri hakkında bende çok daha yüksek bir takdirin oluştuğudur. Böyle neşeli, içten, dürüst ifadeli ve böylesine sağlıklı, kaslı bedenlere sahip bir zenci görüp de, ona karşı sevecenlik duymamak olanaksızdır”.

Darwin bunları ne zaman söylemişti? Örneğin, 19. yüzyıl Amerika’sının en önemli doğa bilginlerinden, Yaratılışçı Louis Agassiz’in zencilerle beyazların ayrı türler olduğunu ve Tanrı tarafından yaratıldığını söylediği bir dönemde.

Darwin İnsanın Türeyişi kitabında, “Bugünkü insan ırkları, renk, saç, kafatası biçimi, vücut oranları, vb. gibi birçok bakımdan farklı olmakla birlikte, yapılarının tümü dikkate alınırsa, pek çok noktada birbirlerine büyük ölçüde benzemektedirler. Bunların birçoğu öylesine önemsiz ya da apayrı niteliktedir ki, kökenleri başka olan türlerin ya da ırkların onları ayrıca kazanmış olması, son derece olanaksızdır. Aynı düşünce, en farklı insan ırkları arasındaki zihni benzerliğin pek çeşitli yönleri için de, aynı ölçüde ya da daha çok geçerlidir” diyordu. Yaşadığı dönem göz önüne alındığında, Darwin’in sözlerinin değeri daha iyi anlaşılacaktır.


Prof. Dr. Haluk Ertan

[Bu yazı Bilim ve Gelecek dergisinin Nisan 2007 tarihli 38. sayısında yayımlanmıştır.]

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Cevapla
17-03-09, Saat:01:01:20 AM, (Son Düzenleme: 17-03-09, Saat:15:18:41 PM, Düzenleyen: narcisus.)
#21
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
TANRI BABA


Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa
Gitti pencereye, Kimbilir, dedi;
Belki de o gezegen yok oldu gitti.
Ama baktı uzakta, çok uzakta
Bir köşecikte fırdönüyor dünya.
Şeytan canımı alsın ,alsın vallahi çocuklar
Bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından


Ey benim minnacık yaratıklarım,
Ak ve kara, donuk ve yanıklarım,
Dedi Tanrı, en babacan haliyle;
Sizi ben yönetiyormuşum sözde
Oysa biliyorsunuz Allaha şükür
Benim de sürüyle bakanlarım var.
Şeytan canımı alsın, alsın vallahi çocuklar
Bu bakanları
İkişer üçer atmazsam kapı dışarı.


Boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size?
Güzel güzel yaşayasınız diye
Nasıl olur da siz benim inadıma
Orduların Tanrısı dersiniz bana?
Ne yüzle adımı alıp dilinize
Top atarsınız birbirinize
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi çocuklar, bir tek
Orduya kumanda ettiysem bugüne dek

Şu süslü püslü zibidilerin işi ne
Yaldızlı tahtlat üstünde?
Nedir o kasılmaları böbürlenmeleri?
Beslediğiniz bu karınca beyleri
Sözde benden kutsal haklar almışlar
Benim inayetimle kral olmuşlar
Şeytan canımı alsın, alsın vallahi çocuklar
Benden geldiyse eğer
Sizleri böyle kötü yönetenler
Bir de kara bücürler var benden geçinen
Burnum illallah dedi tütsülerinden
Yaşamayı oruca çevirmiş bu softalar
Benim adıma lanet yağdırmadalar
Verdikleri parlak vaazlara gelince
Bunlar benim için , Arapça, İbranice
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi ,damla inancım varsa
Bu adamların anlattıklarına

Hiç bana kızmayın artık,çocuklar
Temiz yürekli olun,bana yeter
Sevişin güle oynaya yaşayın
Sizi yakar makarım diye korkmayın
Kralına da yobazına da basın kalayı
Ama keselim,Allaha ısmarladık
Jurnalcılar duyarsa yandık
Şeytan canımı alsın ,alsın vallahi çocuklar
O yüzsüz herifleri alırsam,
Kapıdan içeri.


SözDil Çýkaranierre-Jean de BERANGER(Bir Fransız Ozanı)
Çeviri:S.Eyüboğlu
Ara
Cevapla
18-03-09, Saat:19:42:23 PM,
#22
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Sevgili Profet sizin hatırınıza blogdaki yazıyı okudum,

yazarı kim merak ediyorum.

Şimdi o yazıyı yazan arkadaş ya İbni Miskeyevh'in eserini yanlış okumuş ya da yanlış bir yeren okumuş, bahsi geçen filozofun eserinin Türkçesi yoktur. Ben bu konuda H.Y.P.'ni aradım ve Yaşar Nuri Hoca'nın bu eseri günümüz Türkçesine çevirmesi konusunda bir istekte bulundum.
Şimdi Yaşar Nuri Öztürk benim izlediğim katıldığı iki programda da Miskeyevh'in zencileri aşağıladığını ve burada çok büyük hata yaptığı özellikle belirtti. Ancak Miskeveyh'in eserinde Türklere karşı bir aşağılama yoktur, yanlış anımsamıyorsam o Karafi'de vardır. Bunları Yaşar Nuri Hoca anlattı.
Ayrıca Öztürk Darwin'e hakkını verdi, öyle biz yaptık edasıyla filan batı bilimcilerinide aşağılamadı. Yani sizin linkini verdiğiniz yazının sahibi bilimsellikten bahsetmiş ancak bilim en temel değerlerinden olan objektifliği göz ardı etmiş.
Şimdi siteyede koyduğunuz diğer biz yazıda da Marifetmane'ye saldırı var. Bakın bilimsellik demek bilimsel yaklaşım demek sizden önce belli bir konuda birşeyler üreten insanların ürettiklerini nesnel bir biçimde değerlendirip varsa eksikleri tamamlayıp sizin savınıza katacaklarını almanız demektir. Yani öyle tümden bir anarşizmle herşeyi yalan yanlış ilan etmek bilimselliğe sığmaz. bakınız BİLİM VE ÜTOPYA dergisinin bu sayısını özellikle okumanızı salık veririm. İslam'ın Darwinleri derken ne kadar haklı olduklarını göreceksiniz. Darwin ve Lamark evet çağdaş bilimdeki evrim teorisinin mimarlarıdırlar, ancak arkalarında gelen bilim insanları onlardan önce yapılmışlarıda değerlendirip bir sentez yaratmadıkları sürece bilim ilerleyemez.
Ne yazık ki bizdeki bir takım, batı taklitçiliği yapmaktan öte gidememiş aydınların İslama ve onun değerlerine saldırmaları artık adet oldu. Biz bu hataya düşmüyoruz, aslını inkar edenler asıl maymunlardır.
Cevapla
18-03-09, Saat:20:46:10 PM,
#23
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Sevgili Gölgeyele ,
Miskeyveyh'in eserlerinin türkcesinin olmadigi konusunda bir yanlisin var ve bundan yola cikarak bloktaki yaziyi in-direk dogru olmamakla suclamissin; Asagidaki eserleri bulabilirsen oku

Tehzibu'l Ahlak Istanbul 1298, ayrica türkceyede cevrilmistir Ibn-i Miskeveyh Ahlaki Olgunlastirma

Asagidaki eserlerde Miskeveyh'in üstüne yazilmis eserler olup Miskeveyh'in eserlerinden asagi yukari her bölümü bulabilirsiniz.

-İzmirli, İsmail Hakkı, "Ebu Ali Miskeveyh İbn Miskeveyh' el-Hazin", Dâru'l-Fünun İlahiyat Fakültesi
Mecmuası, Yıl:3, Sayı:10 (1928), s.17.; Macit Fahri, İslam Felsefesi Tarihi, (Çev. Kasım Turhan),
İstanbul, 1992, s.170.

-3. Bedevî, Abdurrahman, "Miskeveyh" (Çev.K.Turhan), İslâm Düşüncesi Tarihi II, İst., 1990, s.87;
Sunar, Cavit, İbn Miskeveyh ve Yunan'da ve İslâm'da Ahlâk Görüşleri, Ankara, 1980, s.10

-4. İbn Miskeveyh, Ahlakı Olgunlaştırma (Çev.A.Şener, C.Tunç, İ.Kayaoğlu), Ankara, 1983, s.7
(Önsöz'den); Boer, T.J. İslâm'da Felsefe Tarihi, (Çev.Y.Kutluay), Ankara, 1960, s.91; Günaltay,

-14. Subhi, el-Felsefetu'l-Ahlâkiyye, s.312; Bedevî, "Miskeveyh", (M.M.Şerif, İslâm Düşüncesi Tarihi
içinde), c.2, s.95; Boer, T.J. İslâm'da Felsefe Tarihi, s.91.

-52. Farabi, Kitabu't-Ta'lîkât, Haydarâbâd, h.1326, s.11, Krş. Farabi, Fusûlü'l-Medenî, (Çev. Hanifi
Özcan), İzmir, 1987, s. 59.

-BEDEVÎ, Abdurrahman, "Miskeveyh", Çev.Kasım Turhan, İslâm Düşüncesi Tarihi,
İstanbul, 1990

-Tehzibu'l-Ahlâk, Çev.A.Şener, C.Tunç, İ.Kayaoğlu, Ankara, 1983

Bunlarin disinda bir cok yabanci kaynakda var Miskeveyh'le ilgili istersen verebilirim. Bu verdigim kaynaklar elimdeki Miskeveyh'le ilgili bir doktora tezinden alinmistir.

Son olarakda üstüne alinmaman ricasiyla sunu söylemek istiyorum,; oy kaygisiyla özellikle Demokrat parti döneminde baslayan din ve dini duygulari oksmanin ve bunun tabir_i caizse yalakaligini yapmanin bizi getirdigi nokta %47 ve küsüratidir.

Bilim hurafelerle ve saygi ve insanlarin inanclari dogrultusunda yapilmaz yapilirsa bilim olmaz.
Sonucta siyasette sosyal bilimlerin bir alt dalidir.

Sevgilerimle.
Cevapla
21-03-09, Saat:00:22:16 AM,
#24
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
İBN MİSKEVEYH'İN ADALET ANLAYIŞI
Yrd.Doç.Dr.Ramazan ALTINTAŞ

Ilgilenenler icin.


Ek Dosyalar
.pdf   227.pdf (Dosya Boyutu: 224,14 KB / İndirme Sayısı: 7)
Cevapla
22-03-09, Saat:10:46:58 AM,
#25
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
Sevgili Profet arkadaşım, ben adı geçen eserinin (El-Fevzü’l-Asgar)Türkçesinin olmadığını söyledim:

...''bahsi geçen filozofun eserinin Türkçesi yoktur''...

Kaynaklar için ayrıca teşekkürler.
Cevapla
19-04-11, Saat:13:08:53 PM,
#26
RE: Y. Nuri Öztürk: Darwin Evrimi Müslümanlardan aldı
tuncay22 herşeyi açıklamış tebrikler...
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Yukarı Git